şükela:  tümü | bugün
  • diğer incillerde bulunmayan bir anektodun baş kahramani cümledir.. o yüzden biraz bizim efesli john'un hadiseyi daha dramatik kilmak için uydurduğu bir şey olduğunu düşünmekteyim.. ha uydurmamiş olabilir, allah artık günah yazmasın..

    tüm doğu roma'yi ortadox yapabilecek bir kalibrede bulunan aziz john (aka yuhanna) hadiseden şöyle bahsetmistir.. orcinal ingilizceden..

    "and every man went unto his own house. 8:1 jesus went unto the mount of olives. 2 and early in the morning he came again into the temple, and all the people came unto him; and he sat down, and taught them. 3 and the scribes and pharisees brought unto him a woman taken in adultery; and when they had set her in the midst, 4 they say unto him, master, this woman was taken in adultery, in the very act. 5 now moses in the law commanded us, that such should be stoned: but what sayest thou? 6 this they said, tempting him, that they might have to accuse him. but jesus stooped down, and with his finger wrote on the ground, as though he heard them not. 7 so when they continued asking him, he lifted up himself, and said unto them, he that is without sin among you, let him first cast a stone at her. 8 and again he stooped down, and wrote on the ground. 9 and they which heard it, being convicted by their own conscience, went out one by one, beginning at the eldest, even unto the last: and jesus was left alone, and the woman standing in the midst. 10 when jesus had lifted up himself, and saw none but the woman, he said unto her, woman, where are those thine accusers? hath no man condemned thee? 11 she said, no man, lord. and jesus said unto her, neither do i condemn thee: go, and sin no more."

    yani hikayede, bir kadin var.. belki maria magdelana belki degil.. tam net bir sey soylenmiyor, isim verilerek rencide edilmiyor.. hoş bu konuda ömürlerini tüketen alimler, bu kadının maria magdelana oldugu konusunda, tam bir fikir birliği içinde degiller.. hatta 1400'lü yillarda bu konunun irdelendigi bir toplantida rahiplerden birisi "anan o senin anan!" diye diger bir rahibe cikisinca olaylar cikmis, kan dökülmüş.. her neyse konu bu degil.. hikayedeki kadın, musa'nin verdiği emirler doğrultusunda, "zina yapmayacaksın" emri doğrultusunda taşlaniyor. kural çok net böyle.. birisi zina yapar taşlanır.. hah işte burada nur içinde yatsin, rahmetlik isa geliyor.. tam bir sivil itaatsizliklen "peki taş atiyorsunuz ama, ilk taşı günahsiz olanınız atsın" diyveriyor..

    en azindan john bu olayin böyle olduğunu bize anlatmakta.. ha içlerinden birisi cikip "bilader nalakasi var, zina yapmis tasliyoruz.. tav etme adami" demiş olabilir.. ben olsam derim.. "benimle nalakasi var yahu? ahanda tevrat, ahan da kural.. oku bakam" derdim.. abi tabi insan o an tutulabilir.. ne diyeceğini bilemeyebilir..

    her neyse.. hadise böyleyken böyle efendiler.. fakat bir münazara sırasinda, ben bu lafi soylemek yerine evi camdan olanlar taş atmamalılar lafini soylerim şahsen.
  • orson scott card'ın "speaker for the dead" adlı romanında iki ayrı versiyonunu anlattığı öykücüğün ortak temelini oluşturan cümlecik. meraklısı için alıntıyı da yapalım bakalım (çeviri kendimin. mot a mot çevirmektense tembel usulü çeviri yaptım):

    “bir gün büyük bir haham çarşıda ders veriyormuş. o sırada kalabalık bir grup zina yaptığı kanıtlanmış bir kadını taşlamak için çarşıya getirmiş. bunun üzerine haham derse ara verip kadının yanına gitmiş. kalabalık, hahama saygısından ellerinde taşlarla beklemeye başlamış. “aranızda biriniz var mı ki başkasının karısını, başkasının kocasını arzulamamış olsun?” demiş haham. topluluk mırıldanmış “hepimiz bu arzuyu biliyoruz, ama hiç birimiz arzularımızı gerçekleştirmye çalışmadık” diye. bu cevabın üzerine haham “o zaman secdeye varın ve tanrıya sizi güçlü yaptığı için şükredin” demiş ve kadını elinden tutup çarşıdan çıkarmış. tam kadını artık salacakken de kulağına eğilip “başkanımıza metresini kimin kurtardığını söyle ki benim sadık bir hizmetkarı olduğumu bilsin” demiş.

    sonuçta kadın, toplum kendisini bozulmaktan korumak için fazla yozlaşmış olduğundan yaşamış.

    başka bir haham, başka bir şehirde, kalabalığı durdurmak için gitmiş ve ilk öyküdeki gibi "ilk taşı günahsız olanınız atsın" demiş. insanlar kendi günahlarından utanıp amaçlarını unutmuşlar. “bir gün” demişler kendi kendilerine, “ben de bu kadının yerinde olabilir ve affedilmeyi isteyebilirim. ona, kendim nasıl davranılmak istiyorsam öyle davranmalıyım." ellerini açıp taşları yere bırakırken haham düşen taşlardan birisini almış ve tüm gücüyle kadının kafasına atmış. kadının kafatası parçalanıp beyni yere dökülürken “ben de günahsız değilim" demiş haham, “ama sadece mükemmel insanların kanunları uygulamasına izin verirsek yakında ne kanun ne de şehrimiz kalır.”

    sonuçta kadın, toplum onun sapkınlığına katlanmak için fazla katı olduğundan ölmüş.

    bu hikayenin en meşhur versiyonu, yaşamlarımızda çok nadiren yer aldığı için, kayda değerdir. toplumların bir çoğu yozlaşma ve katılaşma arasında gider gelir ve bir yönde çok gittiği zaman da kaybolurlar. sadece tek bir haham bizden hem kanunu koruyacak, hem sapkınlığı affedecek kadar mükemmel bir denge beklemeye cesaret edebilmiştir. ve, doğal olarak, biz de onu öldürdük.”
  • bu söz ne kadar doğru yerde söylendiyse, enel hak da o kadar ters yerde söylenmiştir. hani öldürmek de kesmemiş, derisini yüzmüşler adamın.
  • bilindiği üzere kibir en büyük günahlardan biridir.
    bu sözü duyar duymaz kendine ve günahsızlığına duyduu sonsuz güven ile gözüne kestirdiği ilk taşı kavrayan kişiler kibirlerine yenildikleri için taş atma ifasına yetersiz kalacaklardır... bu nedenledir ki inançlar gereği emrini imkansızlaştıran bir cümledir.
  • seviyeli eleştiri eleştiri için kullanıldığında pek de hak ver(e)mediğim ama siber-linç açısından bakıldığında çok yerinde bulduğum, bugünlerin haber-magazin gündemi içinde çokça aklıma gelen söz dizisi. aklıma getirenin kim ya da hangi olay olduğunu ne burada ne de ilgili başlıklarda yazmayacağım, çünkü o başlıklara karalama ya da karalamaya cevap verme amaçlı olarak yazılanların çok uzun yıllar sonra bile orada kalacağını ve masumların canını yakacağını düşünüyorum.
  • kimi insanlarda "taş atmaya hakkın var" şeklinde düşünmeye yol açan cümle. ironiden anlamayan nesle aşina olduğumuzdan hiç de iyi olmuyor aslında bu sözle birilerini susturmaya çalışmak. "hah o x günahı işledi, ben x yapmadım hayatımda (henüz?!) o yüzden salla gitsin" mantıksızlığıyla çalışıyor beyin. bir tutun elinizi, kolunuzu, çenenizi de taş filan atmayın yahu! tuttuğun taşla yapıcı ol, bir şey inşa et, yeter gına geldi bu kalbi taş vicdanı kayalaşmış pisliklerden... sen bir hiçsin, o beynini, erişimi olan internetini, mouse tutabilen parmaklarını böyle iğrenç şeylerle meşgul ederek, aslında kendinde olan hangi iğrençliği baskılamaya çalışıyorsun? ne ayaksın keşke anlayabilsek troll, belki o zaman size yardım edebilir ve susturabilirdik saçmalamalarınızı...
  • isaac asimovun the caves of steel kitabında da alıntılanmıştır.