şükela:  tümü | bugün
  • hakaret etmekle yazı yazmak arasındaki farkı acilen öğrenmesi gereken gençten bir arkadaş. bu kafayla esra erol'un sunduğu gubidik programların katılımcılarının bilim ve felsefeye katkısı kadar bir şeyler beklenebilir kendisinden. daha fazlasını ummak zor.

    (bkz: önce o elini indir)
  • türkiye'de tanrısız olduğunu söyleyebilme yürekliğini gösterebilmiş çok az insandan birisi... yeni keşfettim kendisini bakalım düşüncelerinde bir özgünlük var mı?
  • sunumu iyi olduğu için kaliteli bir ateist sanılan ama gerçekte "karikateist" zekasına sahip ateistlerden farkı olmayan biridir. celal şengör'ün yaptığı gibi sadece bilim-din-felsefe konusunda çok zayıf kişilere karşılık verebilir. bir gün ekranlarda bu konunun uzmanlarıyla tartışabilirse, ateistlerin bile kala almayacağı kişi olacaktır.
  • bilim, felsefe ve gerçeklik başlıklı makalesini yayınlamış arkadaşım. emek etmiş adam. okumak farzdır, elzemdir, şarttır.
  • an itibari ile "bilim, felsefe ve gerçeklik" isimli makalesi, resmi yazarlarından biri olduğu `düşünbil` dergisinde de yayımlanan blog yazarı, felsefeci, ateist.
  • "bilim, felsefe ve gerçeklik" adlı makalesinde baya bir zırvalamış kardeşimizdir. kendisine aynı ciddiyette oturup uzun uzun yazacak enerjim yok zaten o kadar umursamıyorum bu durumu ama kısaca ve kabaca bir kaç bi şey diyesim var.

    bu arkadaş gibi düşünen insanlar tıpkı aşağıladıkları hardcore dindarlar gibi hardcore bilimci(!) olarak düşündüklerinden körü körüne biliiiiim!! deneeeey!! diye diye bilim goygoyu ya da bilim methiyesi yapmaktan başka bir şey yapmıyorlar. bütün bir yazı boyunca "onlar konuşur biz yaparız" tadında konuşunca insan da sanıyor ki bu arkadaş cern'deki ekibin başındaydı.. sen ne yapıyorsan yap, şuana kadar ne teorik olarak ne pratik olarak hiçbir felsefecinin ya da felsefi görüşün "bilim olmamalıdır" ya da "bilim yapılmamalıdır" dediğini görmedim. sözgelimi bazı felsefi görüşler; olguların, gerçeğe - hakikate erişmek için yetersiz olacağını, başka bir tanesi olguların aldatıcı olabileceğini, başka bir tanesi de bilginin mümkünlüğünü tartışmıştır. zaten felsefeyi felsefe yapan şey de budur. bunların hiçbiri bilimin yok olması için düşünülmüş şeyler değildir. felsefenin doğası budur bakış açısı üretir. bu ya da bunun gibi aşırı alıngan bilim sevicilerinin "nası olgular aldatıcı olabilir ya!!!:( görüyoruz işte!! felsefe sktrsin gitsin.!! en büyük biii---liğiim başka büyük yook!" gibi söylemleri de bu yüzden çok ciddiye alınmamalıdır. kendisinin bahsettiği öve öve bitiremediği "pozitivizm" ya da belki "ampirizm" de birer felsefi yaklaşımdır. felsefe tüm bu fikirleri içersinde barındırır. gel gelelim kendisinin ilkokul çocuğu sığlığı ve eser miktardaki felsefe bilgisi yazısının final kısmında yaptığı çıkarımda şu cümlelerde görünmektedir.

    "felsefe de bilimleşmelidir. böylece felsefe, “bilimsi” olma ihtirasından da kurtulup, kendi düşünce paradigmaları içerisinde yeni kavramlar yaratarak, bilimsel yöntemin izcisi olabilir ve kendisine bilimler sınıfında belli bir yer edinmeyi de deneyebilir."

    ahahahaha < <felsefenin bilimsel olma ihtirası > > çok sağolasın ya descartes'lar, platon'lar, nietzsche'ler, hegel'ler kant'lar ve saymayı üşendiğim bir çoğu şuan "oh be ilker izin verdi de bilim adamı olabilecez amk" diye seviniyorlardır.

    kendisinin bu "makalemsi"sini evrim ağacı'nda gördüm. bu yazıyı okumadan mı paylaştılar bilmiyorum ama :) kendilerinden ricam ciddiye alınmak istiyorlarsa varsa ilginç yeni bir bilimsel bilgi ya da gelişme onu paylaşsınlar. bilim fanatizmi yaratacaz diye fikir sahibi olmadıkları konularda saçma sapan yazıları yayınlayıp komik duruma düşmesinler.
  • adam o kadar sığ ki sığlık dile gelse "abi gözünü yiyim beni iça'yla aynı cümlede anma" der.
  • "sözlükteki mahlasını buldum ama söylemem" yazarı.