şükela:  tümü | bugün
  • ilkokul arkadaşı, ilkokul arkadaşlıkları gelgeç olmak zorunda mıdır nedir bilinmez, ben ilkokuldan beri arkadaşız diye kimseyle tanıştırılmadım, kimseyi de ilkokul arkadaşımdır diye sunmadım. oysa ki ilkokulda şahane zaman geçirdiğimiz, arı maya silgisinden, horoz şekerine herşeyi paylaştığımız o kadar çok şey vardı ki...nasıl paylaşımlar idiyse artık onlar, bir ilkokul mezuniyetinin ardı sıra gelen ortaokullu olma kimliğiyle siktiredildi.

    seneler sonra en büyük kabuslarımdan birisi ilkokul arkadaşlarıma ortamlarda rastlamak olduğunu düşündükçe seneler öncesinin otisinden özür dileyesim geliyor.

    o diyor ki bana ''madem kemancı da gördüğünde bypasslamak için bin bir numara yapacak idin ne yarak yemeye gerçek dostluk yalan bilmez, gerçek dostluk hiç bitmez, yaşı yoktur yaşlanmaz havalarına girdin o yıllarda?''

    diyecek bir şey bulamıyorum koltuğunun altında kıl çıkmayan, pipisinin ebatları henüz 18 santim kadar olup da hala kek gibi allaha inanan otise. 'büyüdük, ve büyümek, erişkin olmak küçüklüğe böyle bir arkayı dönmeyi gerektiriyor otisim'' diyorum, ''o döndüğün olgun arkana sokayım e mi senin'' diyor, dönüyor kendi alemine küçük otis.

    arkamda bir sızı, yüreğimde bir burukluk ilkokul arkadaşlarımın hepsine telefon açıp özür dilemek istiyorum. otisden özür dilemiyorum, o ne yaptıysa onun yüzünden böyle oldum.
  • ilkokul arkadasligi ortak korkularin ve hayatin acimasizliginin paylasildigi arkadasliktir daha ziyade. ilkokulda (ya da en azindan benim ilkokulumda) herkes ayniydi gibi hatirliyorum, kimse asiri zengin ya da fakir degildi, bi de herkes cirkindi siyah onlukleri icinde. ogretmenimizin o masal uvey annesi zalimligi ve boynumuzu kesen yakalarin dunyasinda, cocukken neyi ne sanirdim basliginda orneklenen hayatin karsisindaki salak acemilikle de desteklenen garip bir dayanismadir ilkokul arkadasligi*.
  • hatıra defterlerinde biri diğerine kalbi kadar beyaz bir sayfa ayırdığı için teşekkür edilir, öğretmen bişey yazdırırken defterde aynı satırda gidilmeye çalışılır, öğrenim hayatı boyunca geliştirilen kopya tekniklerinin temelleri birlikte atılır, yerli malı haftasında birinin annesinin yaptığı kek diğerinin annesinin böreğiyle değiş tokuş edilir, doğum gününde bardak ya da polyanna, tom sawyer, heidi kitapları alınır.
  • yıllar sonra buluşulduğunda "kaç yıllık arkadaşız yahu. peh peh peh" diye düşünülen. kıymete binen arkadaşlıklar. (bkz: nostalji yapmak)
  • yıllar sonra sanki çok şey paylamışsınz gibi onları sonsuza kadar kazanmak istediğiniz,koskoca adamları şimdiki hallerini düşünmemekte inat edip sadece yıllar öncesiyle(abuk kusma sahneleri,altına yapmalar,doğum günü partileri,yakalamacılıklar,ilanı aşklar...) hatırladığınz,buluşup hatta içlerinden biriyle yıllar sonra sevgili olabilme ihtimalinizin bulunduğu,ilk aşkınızın da hep içinde olduğu buluşalım,görüşelim deyip,buluşmaların hep ertelendiği arkadaşlıklar...
  • lanet olsun dostum. bugün için bir buluşma ayarlamışlar. ulan adamların hiçbiri ile 10 senedir iletişimim olmamış. facebook'ta sağolsun ekleşmeler işte şu gün şurada görüşecez falan diye mesaj atmışlar. ulan biliyorum ki oraya gittiğimde işte ''sen benim saçımı çekmiştin, sen benim eteğimi kaldırmıştın, ay sen şundan hoşlanıyodun ne de komikmiş eskiden yaa'' tarzında muhabbetler dönecek. ben de kendimi biliyorum aga. nostaljiye malesef pek ilgi duymuyorum. arı mayalı silgi, faber castell kalem falan ilgimi çekmiyor ne yazık ki. ortamdan sıkılıp ben bi sigara içip geliyorum diye kaçıcam oradan o olacak yani. neyse skerim yaa deyip gittik belki bizim sınıftaki ''hakikaten'' çirkin kızlar güzelleşmiştir de iş atarız ilkokul arkadaşı ayağına.

    her şey beklediğim gibi gelişti kardaşlar. ''sen bana şunu demiştin, sen benim arkamda oturuyordun'' falan muhabbetten gına geldi amına koyim. lan olm ''salak mısınız nesiniz, nasıl bi geyik bu, sen artık evlisin, sen üniversitedesin, neyin saç çekmesi, neyin muhabbeti bu lan'' diye masayı dağıtıp ortamdan ayrıldığım bi sahne geçti gözümün önünden bi an için. olm oturuyoruz bi ara, kızın teki döndü dedi ki;

    -sen benim popoma ellemiştin hatırlıyor musun?
    +artık sadece ellemiyorum canım :))

    yok lan öyle demedim tabi. ''eee ööö artık 14 yaşında olmadığımız için yapmıyorum tabi öyle şeyler'' diye makul bir cevap verdim. ee yani ortamın vahametini anlamışsınızdır. tabi arada dışarı çıkıyoruz sigara içmeye erkek arkadaşlarla. işte o zaman anlıyorum yalnız olmadığımı. hepsi güzel karı varsa iş atarım ayağına gelmiş ibnelerin.

    neyse. en son facebook'a koymalık fotoğraflar falan çekildi. haftaya bir daha görüşelim sözü alındı. ben de ''he he tabi tabi kesin görüşelim'' deyip bir daha asla görüşmemek üzere oradan ayrıldım. ilkokul arkadaşıma ''senin de göğüslerin bayağı büyümüş, götünde kocaman olmuş'' diyemedikten, o samimiyete, o sıcaklığa varamadıktan sonra pek faydası olmuyor malesef bu arkadaşlıkların.

    edit; ulan entry'i bi baştan sona okudum da tam bir sosyopat, bi karaktersiz herif gibi bi insanmışım lan ben. yok valla öyle değilim aslında.
  • çoğunu hatırlamıyorum.
  • benim var. tam 18 seneyi 3 arkadaş beraber devirmişiz. ben gibiler sanki ama bi o kadar da kendileri.
  • 25 sene insanin her gun aklina dusen her gun konustugu annesi disindaki insan:) iyi ki var!
  • aklimda kaln bir cok arkadasim var. bugun de gorsem tanir gibiyim. tanirim eminim. sanki kirk yildir tanisik gibi konusabilirim hepsiyle.