şükela:  tümü | bugün
  • okuma-yazmanın öğrenildiği yıl.
  • oğlumun bitirdiği sınıftır.
  • oğlumun 17 gündür adeta bir militan gibi hazırlanmayı ve bırakılmayı reddettiği yerdir. dün itibariyle terapiye başladık. başlarken güzel güzel konuştuğum ama 4 seans olacağını duyunca hesaplayan adamlara dönüştüğüm terapinin de sebebidir ayrıca. okula girene kadar sıkıntı kapıdan girer girmez başka bir dünya oluyor çocuk için.
  • ela'nın eleğine sokayım diyorum, başka da bişey demiyorum.

    lanet gibi bir sınıfmış arkadaş.

    kafayı yedim yeminlen.
  • beni akıl hastası edecek dönem. delireceğim. fiziksel işkence koşturma dönemi bitti, zihinsel olanı başladı. akşam 21.30'dan sonra ses duymak istiyorum çünkü saat 14.30 itibari ile günün çoğunu hadi kızım ödev, hadi kızım şunu yap ile geçirirken, kalan kısmı nnnn, lllll, kkkkk seslerini çıkararak geçiriyorum. heceyi neden ezberleteyim sesi vereyim puzzle gibi birleştirsin derken; ezberci türk egitim sistemine sokayim der buluyorum kendimi. neden çünkü öğretmen heceyi ezberleyebilirsiniz demiş. o ağlar ben ağlar 2 ay şimdiden 2 yıl geldi. bir de görev tanımıma öğretmenlik eklendi. neymiş 1.sınıf veli ile elele gidermiş. ela, lale el ele verdi olan bana oldu.
  • çocukların ilköğretime başladıkları, ilk heyacanlarını, ilk teneffüs özgürlüklerini yaşadıkları, bir nebze özgüven, biraz daha cesaret kazandıkları dönemdir o birinci sınıflar. kimse karışmadan okul bahçesinde, yağmurda, çamurda, soğukta, sıcakta ceketsiz, yeleksiz koşulan o 5 dakikalar hiç unutulur mu? işte ben buradan bakıyorum olaya!
  • tek bildiğim zengin arkadaşlarımın anası babası her öğlen yemeğini getirip çıkışta arabalarıyla almaya gelirken, fakir benim yürüyerek eve gittiğimdir.

    başka sözüm yok hakim bey.
  • ilk gün hoca "herkes uyusun ve rüya görsün" dedi, neyse yalandan kafaları sıralara koyup gözleri kapadık, iki dakika sonra "kalkın" dedi bu, herkes gördüğü rüyayı sırayla anlatacak.
    baktım "ben uyuyamadım rüya da göremedim" diyenler zılgıtı yiyor, hemen salladım bir hikaye, bu sefer hoca "ulan iki dakika da beş dakikalık rüyayı nasıl gördün eşşolusu" deyip fırçayı kayınca,
    işte o gün dedim ki; " amk sizin eğitim sisteminize de, manyaklığınıza da, size de"
  • kafamda nal kadar kurdele, elimde çanta ve matara ile var bir kaç fotom.
    hiç sevmedim 4.sinifa kadar ne okulu ne öğretmeni hatta nasıl sildiysem beyinden yillar sonra "beni tanıdın mi erik" diyen ilkokul ogretmenime "ay annemin arkadaşı olabilirmisiniz" demistim.
    4.siniftan sonra başka okula devam ettim de nispeten iyiydi.
    ama ben en çok liseyi sevmistim.
  • kreşe gitmemiş ve ana okulunu da yarım yamalak okumuş olan bendenizin eğitim hayatının kelimenin tam anlamıyla başladığı öğretim dönemidir.

    hatırlıyorum da, okula ilk kez gittiğimde yanımda annem ve bakıcı teyzemiz vardı. beni en ön sıraya oturtmuşlardı. her daim bir ana kuzusu olan ben hemen ağlamaya başlamıştım. yanımda bir çocuk oturuyordu, adı enes idi, beni teselli etmişti o gün. ağlayacak hiçbir şey yok demişti. sonra ben de zamanla alıştım gerçekten de. yıllar yılı hala dost olduğum insanları tanıdım o sınıfta. işin garip kısmı şu ki, beni teselli edip kendime getiren enes, okuldan atıldı. evet. sonra başka bir yere gitti enes. bir daha da geri gelmedi.