şükela:  tümü | bugün sorunsallar (2)
  • kırmızı kaleme yeni geçilmiş. ganimetmişçesine kimse elinden bırakmıyor, öyle bir heyecan dalgası sınıfta. neyse efenim, bize bir ödev verilmiş, yapmış gelmişim okula 23 kilo bünyemle . (nasıl yaptığımı hatırlamıyorum zira okumayı 6 ayda sökebilmişim) sümük topaklama başkanı fedai isimli öğretmenimiz sıradan kontrole başladı, imzalaya imzalaya geliyor. sıra bana gelince çevirmeye başladım sayfaları, bir anda elini koyup durdu:

    fedai: bu ne?

    garabet: ...

    fedai: ben bu kısımlar kurşun kalemle yazılacak dedim, kırmızı ile yazmışsın diyip elini kaldırmasıyla...

    garabet: sizin bana vurmaya hakkınız yok, zaten annem sizden şikayetçi.

    bu sümükler başkanı fedainin eli havada asılı kaldı bir. sonra vurmamaya karar verip indirdi sağolsun.

    bitmedi tabi. öğlen okul bitip eve gidince anneme durumu yetiştirdim. ertesi gün:

    annem: fedai bey garabet'e vurmaya kalkmışsınız.

    fedai: valla hanfendi vuracaktım ama izin vermedi!(ayı oğlu)

    annem: siz benim bu çocuğu nasıl yetiştiğimi biliyor musunuz? çok istiyorsanız büyük kızı getirim o daha iri! (ah anne ya:)

    fedai: ...

    böyleyken böyle efenim. sonra bu hikaye sınıf arkadaşlarımın velileri arasında yayılınca bir çeşit halk kahramanı gibi bir şey olmuştum. *
  • -ilkokula başlamadan önce ablamın oturduğu masaya oturmuştum ama gereksiz şekilde sürekli kayıyordum
    -uzun eşek oynarken arkadaşımın başının dişlerime girmesi
    -köy okulundaki sobayı her gün bir öğrenci erkenden gelip yakıyordu.sıra bendeyken ablamlar gelip onlar yakıyordu
    -kışın bacaklarımıza kadar gelen karda babam bizi omuzlarında eve getiriyordu
    -okuldan sonra çantalarımızı ters takıp koşa koşa birbirimize çarpıyorduk
    -yine okuldan sonra öğretmenimiz evine giderken ona yetişmeye çalışıyorduk.adımlarını biraz hızlı attığı için biz tek adımına karşılık 3-4 hızlı adım atıyorduk

    çok güzel günlerdi.
  • ilk gun bitiminde ablamin okuldan beni almaya gelince eve giderken sohbet sirasinda bana ogretmenimin adini sormasi benim de 'mercimek' demem. o da sasirmis allah allah mercimek diye isim mi diye ama cok uzatmamis.

    sehriye hocama burdan selamlar..
  • sümüğü sıranın altına silen çocuklar..

    yıl sonunda altına baktığımda (bkz: insuyu mağarası) gibiydi
  • harfleri en çabuk öğrenen, en güzel yazı yazan, uzun yıllar sınıf başkanlığı yapmam.
  • anasinifina gitmedigimden diger arkadaslarin biraz geri kaldigimi farkedebiliyordum. okulda herkes her yeri biliyorken ben tuvaletin yolunu 1-2 gun sonra ogrenmistim. bir ay kadar sonra sinif baskani secilecek dedi hoca aday olmak isteyenler el kaldirsin dedi 3-4 kisi el kaldirdik. nasil yaptim bunu bilmiyorum ama el kaldirdim.

    sinifin en caliskan kizi betul meger beni seviyormus ve butun kizlara bana oy vermesini soylemis. bi iki tane de komsu cocugu da oy verince bana, bi anda sinif baskani oldum. ınanilmaz bi sorumluluk duygusu ile okul hayatima sinif baskani olarak basladim.

    betul ve ailesi o sene almanya'ya tasindi diye hatirliyorum bi daha da hic gormedim onu. keske konusma firsatim olsa.
  • şerif

    bizden 3-4 yaş büyüktü şerif ,kala kala başı dönmüştü. belli ki down sendromluydu. o zaman tabii böyle ele alınmıyor psikolojik sorunlar '' gerizeklı şerif ,denyo şerif ,deli şerif '' diye gidiyodu öyle.

    sonra bizim öğretmen de bıraktı şerif'i. ilkokulu bitirdiğimizde o ise hala bire gidiyordu.
  • kara tahta tebeşir tozu atamız bayrağımız marşımız tahta pergel
  • sınıfça fotoğraf çekileceğimiz gün , annemin saçlarımı salık bırakması. kabarık saçlarım yüzünden yanımdakı çocukların yüzlerinin yarısı çıkmaması.
  • benden 4 yas buyuk olan teyzemden kalan onu tutkal lekeli siyah onlugum. bu sebeple okulun pislik zengin picleri tarafindan dalga konusu olmam.

    neyse ki ikinci donem mavi onluk zorunlulugunun gelmesi ve alay konusu oldugum siyah onlukten kurtulmam.