şükela:  tümü | bugün
  • eskiden zevkle okurdum bunları. şimdi aklıma geldikçe gülüyorum.

    boğaç han vardı mesela dede korkut hikayelerinden. üstüne koşan boğanın alnının çatına yumruk atıyor eleman sonra içinden düşünmeye başlıyor; (tsubasa şut çekerken düşünür ya böyle "lan şimdi dibine soksam auta gider, sağ köşeye vursam pipimimasu süper agnostik mokoko hareketiyle çeler iyisi mi götümle kaldırıp topuğumla indiriyim sonra pas verir gibi yapıp taç atayım" gibisinden) lan diyor ben şimdi elimi çeksem bu benim üstüme gelmeye devam eder ben iyisi mi sümsüğü bunun alnında tutayım, artık kıfsmet... diyor. bu zekice hamlesinin karşılığını da boğa hayvanına beyin amcıklaması geçirterek alıyor. bundan sonra da boğaç han diyorlar kendisine. o yine iyi, manas destanında bokburun diye bi eleman vardı. o ne yapmıştır kimbilir...

    sonraa... heh. anadolu'nun isminin nereden geldiğini anlatan bir hikaye vardı (bkz: anadolu'dan geldik) onu da kısaca anlatayım dayanabilirseniz.
    bir grup asker yoldan geçerken bir tiyze görüyorlar. tiyze, gelin yevrularım size ayran koyayım diyor. gidiyor bunlar alıyorlar plastik bardakları, uzatıyorlar tiyzeme. başlıyo bu doldurmaya... anam durmuyor kadın. lömbür lömbür boşaltıyor ayranı ufacık bardağa. "ana doldu" diyorlar... yok.. "ana" diyorlar.. "ana doldu" "anaa doluu" "ana lan.. doldu lan tamam" diye diye dolumınakoyim olarak dilimize yerleşiyor bu kelime. sonra söylemesi kolay olduğu için anadolu olarak son halini alıyor.

    demem o ki, güzeldir bu parçalar. bunca seneden sonra bile hatırlatır kimisi kendini.
  • küçük zihinlerde okuma sevdasının ateşini yakan parçalardır. ilkokulda sınıf atlamanın en güzel yanıydı bunlar benim için. sırasının gelmesini ve o derste herkesle beraber okumayı bekleyebilmeyi hep çok isterdim ama bunda hiç başarılı olamadım, cağaloğlu 'ndan kitabı aldığımız gün bir kısmını trende bir kısmını da evde yiyip bitirirdim. diğer derslerin kitapları -tarih hariç- sevimsiz birer aksesuarken türkçe , edebiyat kitapları bu parçalar sayesinde candan öte can olurdu. pek çok güzel kitabı, yazarı da keşfetmemi sağlamıştır bu sevimli parçalar.
  • mutlu aile tablosunun resmedildiği resimler (abuk bi cümle oldu ama) vardır bu okuma parçalarında..sobalı bir evde anne,baba,çocuk,anneanne,dede ve kedi resmi vardır hepsinde..kedi sobanın başında uyur,çocuk ders çalışır falan filan..hepsinin yüzünde mutlu bi gülümseme vardır..
  • en çok tekrar edeni eskici'dir. liseye kadar her iki senede bir öğrencinin karşısına çıkar.

    -çiviler ağzına batmaz mı senin?
    + türk çocuğumusun be?
  • (bkz: tepegöz)
  • kimden ötürü haa kimden ötürüüü videosu** böyle bir parça olmaya çok müsait gibi (şiddet unsurlarının azaltılması lazım tabii).
  • severek okurdum. özellikle resimlerine bayılırdım. müfredatın ilerleyişine göre değişirdi. ilk dönem güz olduğu için daha çok sonbahar kış ağırlıklı konular resimler, ikinci dönem ise ilk bahar yaz içerikli olurdu genelde. samimi, içten bir yanı vardı. çocukken bazı şeyleri fark etmiyorsun. her şey temiz çünkü senin için. büyüdükçe anlıyorsun aslında dünya öyle bir yer değil. çocuk olmak güzel şey.