şükela:  tümü | bugün
  • aziz nesin, rıfat ılgaz, sait faik hikayeleri okumayı hep siz aşıladiniz. sinifta bize okuyup, guldururdunuz. küçücük halimde ne ufuklar actiniz. cicegim diye severdiniz bizi ne hosuma giderdi. hala görüyorum sizi sabah yürüyerek okula gidiyosunuz ve diyorum şanslı çocuklar.
  • sevgili öğretmenim (mustafa necati sülek) bana aşıladığın okuma alışkanlığı, insanca duygular, üzerine ne kadar kat çıkarsan taşıyabilecek kapasitede sağlam temel bilgiler, vatanseverlik, atatürk sevgisi ve tüm güzellikler için ellerinden öpüyorum.
    en son antalya'da bir segide çekilmiş fotoğrafını görmüş saygıdan ayağa kalkmıştım.
    yaşıyorsan ömrün uzun ve kaliteli olsun hakkını helal et.
    kızılcık sopası ile vurduğun ellerim onları hak etmişti.
  • size hiç saygı duymadım çünkü beni sürekli arkadaşlarımın yanında küçük düşürdünüz. kilolarımla dalga geçerek onlara örnek oldunuz. başarılıydım fakat her türlü etkinliğin baş kahramanı olarak sırf daha güzel gözüktükleri için hep o sevimli, şirin kız ve erkek çocuklarını tercih erttiniz. bir kere 500bin liram vardı. okulun yanındaki marketten 250 bin lira vererek cips almıştım. haliyle para üstü olarak 250 bin almıştım. çılgın bir kalabalık vardı bakkalın önünde. bakkal benim ödeme yapmadığımı sandı cüzdanımı alıp baktı. 250bin lira var bunu bana vereceksin dedi. direndim. seni okuluna şikayet edeceğim dedi. et dedim ben de. ispiyoncu sınıf arkadaşlarım olayı sana anlatmışlardı. beni, tüm sınıfın karşısında tahtaya kaldırdınız ve azarlayıp aşağışadınız. tarafınızdan iftiraya uğruyordum. o gün ağlamamıştım çünkü iğrenmiştim sizden. tek hatırladığım deli gibi kalbimin çarptığı. bir daha o markete hiç gitmedim. sizi de hiç sevmedim. yıllar sonra karşılaştık. büyümüş, zayıflamış, çocukluk halinden çıkmış ve ergenliğimi atlatmıştım. başarılıydım. sen ise bir grup öğretmen arkadaşınla oturuyordun. beni gördün ve benimle övündün, işte benim öğrencim diyerek... ben sadece samimiyetsizce gülümsedim. keşke o gün söyleyebilseydim, beni sizin iyilikleriniz, zekanız, bilgi kaliteniz yetiştirmedi, beni sizin ikiyüzlülüğünüz, gaddarlığınız ve kötülüğünüz yetiştirdi.
  • özel eğitime muhtaç olan arkadaşımın kafasını yardığım için iyi ki beni dövdün öğretmenim. o günden sonra engellilere karşı inanılmaz hassaslaştım.
  • habire altın çocuk seçip duruyordun, sokaklardan toplayıp bilgi yarışmalarında okulu temsil ettiriyordun, hocam benden olmaz diyordum, olmadim.
    torbaci oldum ben hocam. lazım mi bi şey?
  • 2000 senesinde kitlediğin 200 doları verme zamanı gelmedi mi be hocam?

    peder tövbe etti bi daha birine kefil olmaya.
  • ölmüş adamın arkasından konuşmak istemediğim için susma hakkımı kullanıyorum.

    ilkokul öğretmeni öyle bir noktadadir ki kişinin bütün hayatını etkiler. o yüzden ilkokul öğretmenligine atanacakları iyi seçin hatta çok çok iyi seçin efendiler!

    atatürkün ışığında görevini layığıyla yapan tüm öğretmenlerin gününü kutlarım
  • hocam dememe arada sırada kızardın ama olsun,
    "o küçük köy okulunu benim için dünyanın en güzel yerine çevirdiğin, bir sınıf dolusu genç dimağları ülkesini seven ve ona hizmet etmekle gurur duyan insanlara çevirmeye verdiğin emekler için allah senden bin kere razı olsun hocam. gözün arkada kalmasın! "
  • yer : bayrampaşa - nail reşit iöo 1998/2003

    selma yaslıcimen : ilk öğretmenim. severdim seni. taki cetvelle elime ufakta olsa vurana kadar.

    zafer hoca : çok asabiydin hocam, adeta sürücü kursunda ders veren emekli trafik polisi gib tavırların vardı

    ismini hatırlamadığım genc ve güzel hocam : senle çok az zaman geçirebildik ama tecrübe eksikliği vardı

    erdoğan dönertaş :iyi adamdın, güzel futbol oynardın. puanım sana 9/10.
  • yerine ulaşacağına inandığım mesajımdır.

    8 yaşında iken köyden şehre babamın tayini dolayısıyla göçtüğümüzde tanımıştım öğretmenimi ilkokul birinci sınıfı köyde okuyup ikinci sınıfı şehirde okuyacak olan bir çocuk için zaten her şey zordu ama o daha da zorlaştırdı. ilk kez sınıfa girdiğimde ki ders başlamıştı apar topar koşup müdürün odasına bu çocuk zayıf, sınıfın seviyesini düşürür diye bahsettiği anları hala unutamam travma dedikleri şeydir o bende. ben de o zaman kabul etmiştim zaten geride olduğumu fakat ne yapabilrdim ki ufak bir şehrin bir köyünden gelmiştim yani alableceğim eğitimi almıştım birinci sınıfta , şehre geldiğimde ise gerçekten o sınıftaki çocukların yanında aptal gibiydim. o kadar hızlı yazıyorlardı ki ( hızlı yazabilmek büyük meziyetti) kendimi gerçekten zayıf hissetmeye başlamıştım.
    o dönemde okuyanlar bilir(1993 1994 yılları) öğretmenler ödevi son dersin son 5 dakikasında tahtaya yazarlar ve biz de mükemmel simetrik çizgilere sahip olan defterimize onları geçirip evin yolunu tutardık.hah işte sınıfta hep ben tek kalırdım lan herkes giderdi yarım saat daha yazmaya uğraşırdım o harfleri.bir gün banu diye bir sınıf arkadaşım farketti benim kaldığımı ve kız benimle kalıp yazmama yardımcı oldu o gün ve sonrasındaki her gün bence benim ilkokul hocam o kızdı selam olsun burdan her neredeyse.
    banu hakkında da bir bilgi vereyim, kendisi öyle doktor mühendis falan çocuğu değildi. babası hademelik yapıyordu bir okulda annesi ise gündelikçiydi nereden mi biliyorum bu bazı amına kodumun öğretmenleri bütün sınıfa sorardı ya tek tek anne babanızın meslekleri ne diye işte o zaman öğrenmiştim ama onun için nedense üzülüyordum çok sonradan öğrendim emek nedir emekçi nedir o ana babaya da helal olsundur ulan.
    konumuza geri dönersek mevzu bahis ilkokul öğretmenim tavrı sonraki 4 senede de değişmedi anlattığı kadar kaptım sözlük .sonrasında önce anadolu lisesi sonra itüye girdim hala derim allah o kızdan razı olsun.