şükela:  tümü | bugün
  • ilkokul öğretmeninin insan hayatındaki yerinin ne kadar önemli olduğu yazacaktım ama yetmedi.

    ilkokul öğretmeni bir insanın yaşamının şekillenmesinde çok önemli bir yere sahiptir. kimse (yani çoğu insan) ortaokul öğretmenini, lise öğretmenini * anlatmaz ama herkesin ilkokul öğretmeni ile ilgili anlatacak bir anısı muhakkak vardır. *

    aileden sonra ilk tanıdığın, en çok vakit geçirdiğin insan, ailenden sonra sana her şeyi öğretecek kişidir.

    benim ilkokul öğretmenim hayattaki ikinci annemdir. 20 senedir her öğretmenler gününde ayrı bir heyecanla ararım kendisini.

    onu ilk gördüğüm anı hiç unutmuyorum, okula yeni başlamıştık, henüz öğretmen atanmamıştı sınıfımıza. herkes oturduğu yerde kaynaşıyordu. birden içeri okul müdürü girdi ve ardından küt saçlı orta yaşlı bir kadın... saçları kınayla renklendirilmiş, yüzünde hiç makyaj yoktu. (sonradan o sözleri hep kulağımda çınladı: "insanın makyajı içinin güzelliğidir, öğrenci mürekkep kokar kitap kokar ne parfüme ne makyaja ihtiyacı vardır, en güzel makyaj gülen yüzünüzdür.)
    hepimize gülerek: "bekleyin çocuklarım, geleceğim" dedi. o an göz göze geldik, bana gülümsedi. öyle içim ısındı, kendimi öyle güvende hissettim ki onun yanında, sayesinde okul benim ikinci evim oldu.

    bize çok şey kattı beş yılda, sanatı, doğayı sevmeyi, müziğin ruhumuza nasıl gıda olacağını anlattı. "benim çocuklarım derslerinde başarılı olmasalar da okulu severler." derdi.

    bazen okul çıkışında onun evine giderdim, evimize çok yakındı evi. beraber taşırdık dosyalarını, ya da özel bir günse ona gelen çiçekleri ben de kucaklardım.

    hemen bana süt kaynatırdı, içine de şeker koyardı. onun o aydınlık evinde, kocaman, güneşli mutfağında süt içerdim neşeyle.

    onun hayatımda etkisi öyle çoktur ki, bugün bu kadar çok okuyorsam, tiyatroyu seviyorsam, atatürk'ü tanıyıp sevdiysem, günlük tutup yazı yazdıysam bu denli, ya da doğaya aşıksam hepsi onun sayesindedir. daha sonra ortaokulda lisede ve sonra dershanede çok öğretmen tanıdım, lisansta ve yüksek lisansta çok hoca gördüm ama onun gibisini hiç tanımadım.

    sayesinde hayatımın en mutlu günlerini yaşadım. şimdi evimde onun düzenini, hayatımda onun bakış açısını örnek alıyorum. çocuklarımı da onun gibi yetiştireceğim.

    ülkemizin onun gibi idealist öğretmenlere ihtiyacı var.

    edit: imla
  • ilkokul öğretmenimin biz öğrencilerine mektubudur ( 16 senedir emekli olan öğretmenim yazıyor bu mektubu , durmuyor hala üretiyor çalışıyor evinde bizler için )

    affına sığınarak paylaşıyorum :

    --- spoiler ---

    öğrencilerime mektup
    - 24 kasım öğretmenler günü münasebetiyle -
    sevgili çocuklar;
    sizden ayrılalı on altı yıl oldu. birlikte olduğumuz yirmi sekiz yıl nasıl geçti, anlayamadım. hani gördüğümüz kısacık rüyalar vardır ya; işte öğretmenlik yıllarım, o rüyalar gibiydi.
    bir köy okulunda öğretmendim. bir kış sabahı uyandığımda, yerde birikmiş yarım metreye yakın karı görünce telaşlandım. okula nasıl gidecektim? bin bir güçlükle okula geldiğimde, hepinizi okulun önünde buldum. omuz omuza vermiş, yerdeki karı çiğniyordunuz, ayaklarınızdaki lastik ayakkabılarla. arabamızın okulun önünde rahat dönebilmesi için yol açıyordunuz. ayakkabılarınızın içine kar dolmuştu.
    sınıfımızın pencere önleri çiçeklerle dolu olurdu. görenler, sınıfımızı çok güzel ve sıcak bulurlardı. sınıf, aslında sizinle güzeldi. her yer insanla güzeldir. nereye gitsem, insan ararım yanımda. soluyan bir canlı olmalı yanı başımda. insanı sevmekle başlıyor her şey. size olan sevgim vermedi mi bana çalışma azmimi? başarıya ulaşmamda, size olan sevgim etken olmadı mı?
    hiç mi hata yapmadım? zaman zaman bulunduğum bazı davranışlarımdan pişmanlık duyduğum oldu. sizin iyi bir eğitim almanız içindi her şey. o an bana doğru gelen ne ise, onu uyguluyordum. bazen ”şimdiki aklım olsaydı! ” diyorum.
    ilkokuldan mezun olup ortaokula başladığınızda, ders aralarında yanıma gelirdiniz. ortaokulla ilkokul, sadece bir duvarla ayrılıyordu birbirinden. o nedenle ders aralarında yanıma gelebiliyordunuz. yeni öğrencilerime kıskanarak bakardınız. sizi mi, yoksa yeni öğrencilerimi mi daha çok sevdiğimi sorardınız. siz, benim yeni öğrencilerimi kıskanıyordunuz; ben de sizin yeni öğretmenlerinizi kıskanıyordum. ben eğitiyordum sizi, onlar alıyordu elimden.
    sınıfa her girişimde, yeni öğrencileri görünce tuhaf olurdum. gözlerim hep sizi arardı. emek verdiğim, yetiştirdiğim öğrencilerimin sınıfımdan uçup gitmesini; bana, her şeyden habersiz, hiç yazı yazılmamış beyaz bir kağıt(!) verilmesini kabullenemezdim.
    bir öğretim yılında rahatsızlandım. doktorum altı ay rapor verdi. bu altı ay nasıl geçecekti! sizden ayrı geçirdiğim o altı ay içinde hepinizi nasıl özlediğimi anlatabilmeyi çok isterdim. bir gün beni ziyarete geldiniz. yüzümde, geçirdiğim ağır ameliyatın ve ağrıların izleri olduğundan emindim. odama girdiğinizde hepinizin gözlerinde hüzün vardı. bana, acıyarak ve üzülerek bakıyordunuz. size soracağım o kadar soru vardı ki. acaba yokluğumda ne yapıyordunuz? yeterli sevgi ve ilgi görüyor muydunuz? nasıl eğitiliyordunuz? acaba bazı şeyler eksik mi kalıyordu?
    derken, araya yaz tatili girdi. okuldan böylece sekiz ay uzak kaldım. siz dinlenmek için tatili dört gözle beklerken, ben, okulların açılacağı günü iple çekiyordum. yaz tatilinde, yeni öğretim yılının bütün hazırlıklarını tamamladım. nasıl özlemiştim çalışmayı, yorulmayı. kalemim kâğıt üzerinde uçar gibi gidiyordu. bu çalışmaların büyük bir kısmını okulda yaptım. tatil bile olsa okula gitmek, çalışmalarımı okulda yapmak bana iyi geliyordu.
    okulların açılmasına yakın; okula yeni başlayacak bir öğrencinin heyecanı sardı beni. kendime çantalar, ayakkabılar, giysiler aldım çocuklar gibi. günler geçmek bilmiyordu. işte o zaman, “ ben emekli olursam ne yaparım? ” diye sordum kendime. emeklilik, işte o günden sonra beni hep ürküttü, hep korkuttu.
    şimdi emekli bir öğretmenim. dersler yok, ziller yok, “öğretmenim” diyen sesler yok. on altı yıldır okula gitmiyorum, “öğretmenim! ” diyen sesinizi duymuyorum.
    sizi o kadar özledim ki!
    --- spoiler ---

    ismini vermeyeceğim , hem atatürkçü hem de örfüne adetine bağlı dini inançlarına bağlı allah sevgisi olan bir insandır.bizlere de laikliğin din ve vicdan hürriyeti olduğunu aşılamıştır.çok yaşa öğretmenim , sizi özlüyor ve çok seviyoruz.

    edit : yazım hatası