şükela:  tümü | bugün
  • daha küçücük çocuklarken anlamakta güçlük çektiğimiz ama öğretmen yapıyorsa vardır bir bildiği diyerek üstüne sünger çektiğimiz garip, tuhaf ve bazen de acımasız davranışlardır.

    şöyle bi anımı anlatayım, hiç unutmadığım. aklıma geldikçe öfke ve gülmeyle birlikte bi takım soru işaretleri olan bir anı.

    bizim bir resim hocamız vardı. allahı var zebellah gibi kadındı. branşıda tipiyle hiç örtüşmeyecek şekilde resim. onun yüzünden hiç kullanmadığım bi sürü boyalar alıp, bi ton para harcadığımı bilirim ama asıl mevzuu o değil.

    bu kadın orta yaşlı, yakın zamanlarda nişan atmış, serbest yetiştiğinden giyimi kuşamı gayet göze hoş gelen ama çırkin olan birisi.

    derse geldiğinde nedendir bilinmez, sandalyeyi tahtanın önüne çeker, ayağında her zaman yırtmacı bol bir mini etek vardır, sandalyeye oturur ve bacak bacak üstüne atardı. tabi bizim sınıfın yeni ergen kişileri bir şeyler görürüm belki umuduyla kıvranır dururlar, bazıları da bu emele muvaffak olduğunu anlatır dururdu.

    ama bu kadının bir psikopat huyu daha vardı. konuşan öğrencinin yanına gelir dilini tutar vw yaklaşık bir dakka kadar sıkarak çekerdi o dili.

    bi gün yine arkadaşım umutla hocanın eteğinin kritiğini yaparken geldi yanımıza, konuya hakim mi bilmiyoruz ama, biraz civelek gülüşle niye konuştuğumuzu sordu. kemküm faslından sonrada çıkar bakalım dilini dedi.

    o an neye uğradığımı şaşırdım. acaba geçen izlediğim filmdeki gibi yapışır mı lan dilime diyerek munzur bir gülümsemeyle çıkarttım.
    arkadaş kadın bir tuttu dilimi uzun tırnakları batırdı içeri çekemyorum, bi de orta tempoyla asılıyor. içimden türlü küfürler geçiyor, ama dilimde acıyor. sınıfa göz gezdiriyorum herkes bulmuş kurbanı at gibi kişneyerek gülüyor. rezalet kapımdan sığmıyor o derece.

    belli bi süre öyle tutup çektikçe tükrükler akmaya başladı , ağzımı kapatamadığım için. bi de utanmadan sordu hoca, ne oldu ağzın mı sulandı? diye.

    bıraktıktan sonra dilimi aklıma ilk gelen şey kafamı öne eğmek oldu. 6. sınıftayım daha dilim acıyor, bütün sınıf bana gülmüş. hoca da sinsi sinsi gülüyor karşımda.

    aklınca nasihatlerde bulunuyor. bi daha konuşma, derse malzemelerini getir falan fisan.

    ders bittikten sonra kadının kıvırta kıvırta sınıftan çıkışına bakmadım bile, dilimin iflahını kesince içimdeki bütün ergen hevesleri yıkılıverdi birden.

    daha bi sürü psikopat hocamız oldu ama bu azgın, orta yaş sendromlu kadın kadar olmadı hiç biri.

    8. sınıftayken bi kaç kere bacak bacak üstüne atınca kilot giymediğine de şahit oldum bu hocanın. okuldaki erkek bekar öğretmenlere göstermek için yapmayacağı yoktu.

    şimdiki aklımla düşünüyorum acaba o dili çektiği zaman, hocam çok acıyor öpünde geçsin desem ne tepki verirdi. gerçekten öper miydi diye her gün düşünüyorum.

    neyse dil yarası diyelim. benim dil yaram da böyle bi şeydi, farklı versiyonlar tadında.

    zöge: zaten kötü bi anıydı, beni zaman ötesine gönderen anı da oldu. anı zaman ötesinden olunca, entryde oraya gidiyormuş demekki. yoksa niye gitsin ki? başka bi mantıklı açıklaması yok.
  • daha ilkokul 1.sınıfta solak olmama kızıp tüm çizimlerimi, ödevlerimi sağ elimle yapma konusunda beni zorlaması. üstüne üstlük haliyle ortaya çıkan iğrenç şeyleri beğenmemesi. beni 1 hafta boyunca ağlatması. en sonunda babama şikayet etmem ve sonunda sol elimin özgürlüğe kavuşması.

    yıllar sonra facebook üzerinden beni bulup 'çok başarılı olacağın belliydi zaten ee kimin öğrencisi :)))' gibi yavşak bi mesaj atmasının ardından direkt olarak engelleyerek intikamımı az da olsa aldım.
  • hocanın kulak yerine saçınızın favori kısımlarını çekmesi. sinirleri harekete geçirir, gözünüzden yaş getirirdi. ağlamaktan değil, ama her defasında o yaş gelirdi.

    adam işi biliyormuş demekki!
  • 1 metrelik tahta cetvelin keskin kenarıyla ele vurmak.

    psikopatlık kısmı bu değil, asıl psikopatça olan o eli felç etmek için 1 metrelik ağır cetvelin ince yan kısmıyla vurmadan evvel ufacık çocuklara parmak uçlarını bitiştirmek.

    bu bahsettiğim vuruş stili 7-8 yaş çocuğunun fiziksel özellikleri göz önüne alındığında yetişkin birinin falakaya yatırılmasından daha hafif bir işkence yöntemi değildir.

    bu ruh hastası manyaklar yüzünden hepimiz işkenceden geçtik devlet okullarında ve yine de seri katil olmadıysak (henüz) 70'lerde işkencenin hayatın her alanında olması gereken son derece doğal birşeymiş gibi gelmesinden olsa gerek.

    yoksa bugün birisi o şekilde benim 8 yaşındaki çocuğuma vurmaya kalksa sakat bırakırım kendisini.
  • ilkokul 4 dü sanırım. bir pazartesi öğretmenim geldi. " çocuklar çok kötü bir haftasonu geçirdim.köydeki komşumuzun kızına cin dadanmış. kızı duvardan duvara vuruyordu. kızıda çok severdim." diye bir konuşma yaptı. 20 yıl olacak neredeyse ve ben hala bazı geceler anlattığı bu hikayeyi değişik versiyonlarıyla rüyamda görürüm geceleri de evde yanlız kalamam.
  • ilkokul 2 ya da 3 olması lazım.

    öğretmenimiz olacak kadın, uçlu kalem kullanmayı yasaklamıştı. uçlu kalem kullandığımızı görünce kalemleri toplardı, bizi de çılgınlar gibi döverdi. bir gün topladığı kalemleri o sıralarda 5. sınıfta okuyan oğluna verdiğini farkettik. babalarımızın annelerimizin vs. hediye ettiği kalemler, bu çocuğun şımarık dünyasına alet olmuştu.

    aynı kadın, öğrencilerini döverken bildiğiniz banshee gibi çığlıklar atardı.
  • ...şımaran çocuğu iki kulağından tutup tahtaya çocuğun kafasını vurması... (bkz: gerçek bir hikayeden alıntıdır)
  • tahta cetvel kırılana kadar çocuğun bacaklarına sırtına neresine gelirse vurmak. sebebi ise çocuğun teneffüste arkadaşlarıyla futbol oynaması, çok terliyormuş hasta olurmuş. sevsinler.
  • saçlar 3 numara kesilmediği için herkesin içinde cetvelle dövmek.

    dayak yemekten çok sınıfta hoşlandığınız kızın acır bakışları koyar. eve gittiğinizde dayak attı öğretmenim de diyemezsiniz.

    25 yıl geçti aradan, hala kendisini küfürlerle, beddualarla anarım; inşallah gebermemiştir de sürünüyordur psikopat kevaşe.

    büyük konuşmayayım ama, çocuğuma öğretmeni bir fiske vurursa o öğretmeni okulun önünde yakarım; bende böyle güzel de bir etki bıraktı o ruh hastası orospu.
  • aynı zamanda ilkokulda yan sınıfımda okumuş olan komşu çocuğunun başından geçeni kabus gibidir;

    nerden estiyse kadın bunu sıranın üstüne çıkartıp pantolonunu indirtmiş. elemanın altındaki mavi donu sınıfa gösterip dakikalarca gülmüşler buna.

    o günden beri ne zaman aklıma gelse o öğretmenin amacını anlamaya çalışırım ama nafile.