şükela:  tümü | bugün
  • sabahın köründe kalkıp, daha sonra pazartesi sendromu olduğunu anlayacağım duygular eşliğinde tanımadığım kalabalık bir yere götürülmem, bu tanımadığım yerde tanımadığım insanlarla birlikte saatlerce beklemem, erkeklerin şaşkın ve çekingen, kızların ise güzel olması. sonrasında annemin beni gelip alması ve rahatlamam.
  • ilk dersin teneffüsünde annemi bulmak için koştururken koridorda bir öğretmene çarpıp "özür dilerim amca" demek.
  • okula gideceğinin son derece bilincinde olan haminne potansiyelli inek adayı halimle sınıftaki tüm arkadaşlarımın zırıl zırıl ağlarlarken onların anormal olduğunu düşündüğüm, ve bir an önce derse geçmek isteğimle 1.20 boyundaki öğrenme, eğitim aşkıyla coşan küçük bir kız çocuğu olarak baba hadi git artık sen derse başlayalım demem.

    (bkz: o kızı yeniden büyütmeliyim)
  • ilk gittiğim gün bu nedir deyip müdürü taşlamıştım sonra zorlar yine yolladılar ciddiyim üniversitenin son gününe kadar aynı kafayı yaşadım.
  • ağlayan o kadar çok çocuk vardı ki, ben tüm gün sadece onları izledim.

    ama en ilginç olanı bir çocuğun altına işemesi olmuştur.
  • okumayı sökenlere takılan nazar boncuklu kurdeleli zamazingoyu ilk benim yakama takmıştı ilkokul öğretmenim. hey gidi.
  • (bkz: müstakbel eşim)

    ilkokulun ilk günü insan aşık olur mu, oluyormuş işte. taa o günlerden bugünlere 20 yıl geçmiş aradan ve sonunda evliliğe bir adım uzaktayız.
  • fatih ilk öğretim okulunda okumuştum ilkokulu. ilk girdiğim dakikaları dahi hatırlarım. sınıf tam 115 kişiydi ve bu kadar kalabalığı hayatımda ilk defa görüyordum bir odada. inanılmaz şaşkınlık verici ve yer yer korkutucuydu. sonra ben hiç bir sıraya sığamayınca ilhan elibol isimli hocamız beni kendi sandalyesine oturtmuştu. o günden beri eğitime hastayım. master öğrencisiyim. okumaya devam.
  • salya sümük ağlama. derinlikli bir "benim burada ne işim var ?" duygusu. kokulu silgi..
  • 24 sene oldu çok hatırlamıyorum ama ağlamadığımı hatırlıyorum.