şükela:  tümü | bugün
  • bu havacılık havalı bir iş olduğu için herkes bu işten anlıyor gibi görünmekten, üzerinde fikir belirtmekten hoşlanıyor. ne zaman bir uçak kazası olsa bizim çok bilmiş basın taifesinin ilk lafı "ils olsaydı kaza olmazdı" oluyor. zannediliyor ki bir meydanda ils olduğu zaman uçak nerede olursa olsun hoop diye alınıp piste konduruluveriyor. keşke öyle olsaydı ama maalesef değil. ils dediğimiz alet; uçağın belli bir mesafe ve konumda bağlanarak, piste uygun doğrultu ve açıyla yaklaşmasını sağlayan bir sistemdir. fakat tekrar etmekte fayda var ki mutlaka uygun bir mesafede ve konumda olmanız gerekir. şöyle söyleyelim; siz normalde olmanız gereken bölgenin 14 mil batısında ve 3000 feet üstündeyseniz ils'in sizin için yapacak hiçbir şeyi yoktur. kaldı ki ils'in kurulu olduğu birçok meydanda da o an hava koşulları uygunsa birçok pilot ils'i kullanmak yerine görerek iniş talep eder ve uygularlar. ils normal hava ve görüş koşulları altında bir pilotun pistin konumunu bilmesi ve güvenli inmesi için şart değildir, yardımcıdır. olsa fena mı olur? tabi ki hayır ama yoksa da aha kazanın sebebi budur demeyelim, cahillik etmeyelim. şöyle farzedin: arabanıza bindiniz ve park yerinden geri geri çıkarken açının yeterli olmadığını farketmediniz, durup ileriye bir manevra yapmanız gerekirken durmadınız ve arkadaki amcanın arabasına çaat diye geçiriverdiniz. bu durumda kazanın sebebi aracınızda park sensörü olmaması değil, sizin denyoluğunuzdur. belki de yer buzluydu, fren tutmadı ve zaten park sensörü ötene kadar siz çoktan arkadakine vurmuş olacaktınız.
  • teknik ayrıntılarda kaybolup gidenler için basitçe anlatmak gerekirse; ils, uçağın piste yaklaşma yönünde havaya radyo dalgaları gönderen bir aletler topluluğudur.

    localizer, yaklaşma doğrultusunu belirler. lazer gösterileri gibi düşünülebilir, bir doğrultuda sürekli yayın yapar. uçak o dalgayı sürekli takip ederse karşısına pist çıkar.

    glide path, yine radyo sinyalleriyle havada görünmez bir huni oluşturur. yatay ve dikey eksenlerde belirli bir açıyla havaya yayın yapar. uçak bu radyo dalgaları arasında kaldığı sürece iniş için en uygun açıyla piste doğru alçalmış olur.

    marker denilen zamazingo da pistin başlangıcına ne kadar mesafe kaldığını pilota bildirir.

    bu üç alet bir araya geldiğinde havada hayat daha kolaydır. instrumental landing system* adı verilen bu sistemin yokluğu geçerli bir kaza nedeni değildir, varlığı ise pilotun işini kolaylaştırır, piste inişi bir atari oyununa çevirir.
  • instrument landing system (ils) otomatik olarak uçağın alçak bir biçimde piste yaklaşmasını ve iniş yapmasını sağlar. bu sistemde pilot devreden çıkmaz, sadece verileri sürekli kontrol altında tutar.
    cihazın maliyeti, özelliğine göre değişir. işlevine göre bu cihazlar 150-200 bin dolar ile 500 bin dolar arasındadır.
    pilotlar için inişlerde büyük kolaylık sağladığı belirtilen sistemin 3 ana tesisi bulunuyor. söz konusu 3 tesisin işleyişi ise şöyle anlatılıyor:
    localizer: bir piste ils yaklaşması yapan uçakların, pistin merkez hattı doğrultusunda yaklaşmalarını sağlar. pist sonundan itibaren 1000 feet (300 metre) mesafededir. localizer vericileri 25 nm’ye kadar sinyal yayınlar. yani uçak pist uzantısından 25 nm’den itibaren sinyali almaya başlar.
    glide path: pilotlara açısal bilgi verir. iniş yapacak uçaklara piste en uygun süzülme açısı (yaklaşık 3 derece) içinde alçalmalarını sağlar.
    markerler: ils de kullanılan markerler, alçalma yapan uçakların pilotlarına pist başına ne kadar mesafede olduklarını bildirir. dış, orta ve iç olmak üzere 3 marker vardır. dış marker, pist başına yaklaşık 4nm (7240) metre mesafededir. orta marker, pist başına 3500 feet (1050 metre) mesafededir. iç marker de pist başından 50 feet (15 metre) uzaklığa yerleştirilir.
    ils’ler kendi aralarında, uçağın 60 metreye kadar alçalabildiği cat 1, 30 metreye kadar alçalabildiği cat 2 ve sıfır seviyesindeki cat 3 olmak üzere 3 kategoriye ayrılıyor.

    kaynak : ntv ankara
  • --- spoiler ---
    (bkz: amına kodumun picleri)
    --- spoiler ---
  • havacilarin gozu kulagi olan ucaklarin kullandigi ini$ sistemi
  • belli bir konu olmasa da (aslında var ama çok sade bir gazete haberi gibi) 73 dakika boyunca sürekli gerilim halinde kendini izlettiren bir film ils. digital kamera ile çekim ve mekanların iyi seçilmiş olması (orman, ıssız ormanda devasa bir eski köşk) filme güzel bir hava katmış.

    --- spoiler ---

    piçlerden birinin kadına bir torbayı zorla koklatmaya çalışması bu çocukların balici olduğunu gösterir.
    filmin özellikle son sahneleri çok güzel. film boyunca olmuş mistik gelen herşey bir geçiş sahnesi ile çok güzel aydınlatılıyor.
    bir yönden hostel filmini andıran bir film bide. hostel filminde kurbanlar amerikalı iken, burda fakir avrupa ülkelerinden birinde (romanya) sebepsiz yere sadistçe vahşete maruz kalan fransızlar var.

    --- spoiler ---

    velhasıl güzel filmdi. sinemaya gitmeye gerek kalmadan emule den rahatlıkla dvdrip i indirilip, divxplanet tan da bir altyazı çakılarak izlenebilir. ben öyle yaptım.
  • fransizcada icinde en az bir adet erkek bulunan gruplar icin kullanilan onlar kelimesinin karsiligidir. hepsi disi olan gruplar icin elles kelimesi kullanilir. fransizcanin hayatla birebir ortusen ilgincliklerinden biridir yalnizca. yuz kadin ve bir erkegin bulundugu gruplarda bile ils kelimesi kullanilir. nedeni ise topluluktaki bir cuval incirin, tek bir erkek tarafindan bile berbat edilebilecegidir. feminist gorusu bir kenara birakip, gercek dunya ile yuzlesmek gerekirse, erkegin grup icinde dominant olmasinin muhtemel olmasidir.
  • kısa (82 dk.) bir film. büyük bir kısmı da dialogsuz geçince (ki yönetmen bizim bu saniyelerde gerim gerim gerildiğimizi sanıyor) olmuyor işte.

    --- spoiler ---
    clementine ablanın okuldan çıkışından (15.dk civarı) lucas abinin gece yarısı eline levyeyi alıp aşağı inmesine kadar (45.dk civarı) bu filmde hiçbir şey olmuyor. ne gerilim, ne komedi, ne de porna. hiçbir şey. yönetmen amca hepsini son 10-15 (hadi 20 olsun en fazla) dakikaya sığdırarak marifet yaptığını zannetmiş.

    hem de elinde romanya gibi (transilvanya, şatolar, vampirler vs...) gibi kullanmasan bile aklımızı karıştırabileceğin, "mış gibi" yapabileceğin muazzam bir materyal varken.

    bence moreau ve palud'un korku filmi çekeceklerse japon, gerilim takılacaklarsa kore sinemasına bir göz atmalarında fayda var. klasik fransız anlaşılmazcılığı, simgeselliği ve bayıklığı bir film noir'da seni kurtarır ama böyle bir filmde olmuyor.

    ben filmin sonundaki açıklamaların var olmasına bile şaşırdım. seyrederken sanki iki kahramanımız da ölecek ve film de öylece bitecek gibi gelmişti çünkü.
    --- spoiler ---
  • sağlam bir gerilim filmi yapmak için ne büyük bir bütçenin ne sağlam özel efekt ve makyajların ne de bol kanlı sahnelerin gerekli olmadığını gösteren bir filmdir. yönetmenler neredeyse tüm film boyunca tehditin kaynağını seyirciden saklayarak kendisini kurbanlar ile özdeşleştirmesini sağlamıştır. korku filmlerinin olmazsa olmazlarından, seyirciyi yerinden hoplatan ve müzikle desteklenen sahte tehdit olayına da sadece iki üç kez başvurulması da takdir edilecek bir noktadır. hiç bir şey olmadığı düşünülebilecek ilk yarım saatte bile filmin başındaki cinayeti gören izleyici, bu rahat anları diken üzerinde oturarak geçirmektedir.

    her ne kadar korkuya yaklaşımları çok farklı olsa da the descent'le birlikte senenin en iyi korku filmi nitelemesini haketmektedir kanımca.

    son olarak ülkemizde modaya dönüşen korku filmlerinden yeni birini çekmeyi düşünen yönetmenlerin sonuçta seyirciyi kendilerine güldürmemek için**, bu filmi iyice izleyip etüd etmelerinde sonsuz fayda vardır.
  • aletli iniş sistemi. normal bir pilotun yapacağı kadar tüy kayışı iniş yapamasa da pilota pek iş bırakmayan bir sistem.