şükela:  tümü | bugün
  • yapi$ma, birle$tirme, kayna$ma
  • türkiye'de sadece ahmet davutoğlu'nun kullandığı görülen kelime.

    "reyhanlı saldırısı faili meçhul değildir, failleri bellidir, yakalanmıştır ve hükümetimiz tarafından da bunun suriye rejmiyle iltisaklı bazı terör grupları olduğu tespit edilmiştir."
  • 667 no.lu olağanüstü hal khk'sında geçen bir ifade.

    tam olarak kast edilen nedir anlamadım. fetöcü olmasa da fetö ile birlikte hareket eden manasına mı geliyor acaba.
  • ilk defa, bu gün, okuduğum bir makalede geçen kelime; çok pofuduk. buradan öğrendim anlamını, ben de naçizane katkımı yapayım:

    "şiddet, genellikle bir fragmantasyon sürecinin ürünü olarak ortaya çıkmakta, bir yandan toplumsal bir yarılmaya, diğer yandan da cepheleşmenin getirdiği dinamikler yoluyla yeni ama “sapık” (perverse) olarak tanımlayabileceğimiz “birlikteliklerin” ve sadece bir grubu içeren iltisak mekanizmalarının oluşmasına yol açmaktadır."

    bozarslan, hamit, “bir “bölücü” ve “birleştirici” olarak şiddet”, toplum ve bilim, sayı 116, 2009, s. 6-20.
  • ahmet hakan'ın bugünkü köşe yazısında geçen ve kelime dağarcığıma bir yenisini daha ekleyen sözcük: "atatürk heykeli ile putperestlik arasında herhangi bir bağlantı, iltisak, bir örüntü kurulamayacağını idrakten yoksundur."
  • lüsukdan türeme. 1 eylül 2016 tarihli khk'ye kadar sadece demiryolu mevzuatında "iltisak hattı" şeklinde kullanılırken bu tarihten sonra tanıl bora'nın ifadesiyle* "‘yeni’ veya muktedir bir işlev" kazanarak" ve " belki de dinî söylemden ona aşinalığı olan birilerinin aklına düşerek" hukuk terminolojisine şu şekilde girdi:

    “terör örgütlerine veya milli güvenlik kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu ilgili valilerce tespit edilenler,” ibaresiyle hukuk terminolojisine dahil oldu."

    *tanıl bora, iltisak, birikim dergisi, 21 aralık 2016.