şükela:  tümü | bugün soru sor
  • türkçe'de yazarın çok kitabı vardır.

    paris düşerken, dipten gelen dalga ve fırtına, ikişer ciltlik üçlemedir, toplam 6 kitap eder, ben parayla okuttum, sonra biraz daha ödeme yapıp annattırdım
  • adamı pek tanımam etmem de, siz yine de adnan oktar'ın ecnebisini kaynak göstererek eleştirmeyin bence. yoksa yarın öbür gün başkası da şunun gibi "bilimsel tespitlere" kaynak olarak gösterir:

    "ıt is almost common knowledge that pornography destroys lives. several scientific studies have shown that it leads to sexually aggressive behavior. cambridge anthropologist j. d. unwin noted back in 1934 that out of 86 civilizations he had thoroughly examined, one of the backdrops that led to their eventual collapse was sexual promiscuity."

    http://bravenewworld.in/…h-century-and-pornography/

    "since christianity provides the source for the moral order in the universe, and since it regards sex as sacred, then pornography became a weapon in attacking christianity and western culture at large"

    of anam of. çok fena.
  • efsanevi uclemesinin fırtına kitabında fasizm ile sosyalizmin carpısma anını verir; iki düzeni savas baglamında bireylerin ozelinde anlatır. her iki toplumun kahramanlarının savası, toplumu, devletlerini ve dunyayı nasıl yorumladıklarını anlatır. fasizm ile sosyalizmi salt birer devlet projesi olarak degil gundelik yasamı yeniden kurma deneyimi olarak anlatır. tabii bir de fransızlar vardır resimde. dolayısıyla 3 ayrı toplumu konu edinir demek lazım. siddetle tavsiye edilir.
  • "otomobilli yaşam" adlı muhteşem kitabın yazarı...

    çok çok güzel yazmıştır burada..

    sayfa 39'dan :

    "citroen'in reklamcıları denizin ve dağlarını loire kıyılarının, alp geçitlerinin, çam ağaçlarının ve ozon gazının reklamını yapıyorlar. citroen fabrikaları makinelerin kötü soluğuyla dolu. zehirli gazlar, kızgın yağ kokusu, keskin asit dumanları, alkol, gaz, boya, emaye kokusuyla dolu. madenler asitle zımbalanıyor. işçiler egzama oldu hep. madenler zımparataşıyla temizleniyor işçiler hep vereme yakalandı. madenler otomatik tabancalarla boyanıyor. işçiler zehirleniyor. dökümhanelerde işçilerin gözleri yağ ve sülfürden yaşarıyor hep. gün ışığına bakamaz oluyorlar yavaş yavaş. ama neyse, fabrikada güneş yok ki. kalıplar taşınıyor. göz mü gerek, kulak mı, yoksa yaşam mı gerek onlara? elleri var ya, bantın başında duruyorlar ya..."

    sayfa 41 :

    "...monsieur andre citroen'in içi rahattı. pierre chardain öleceği güne dek kelepçeleri elinden bırakmayacaktı. hiçbir vakit devrim yapmayacaktı. bir bayram gününde, ya da bir tatilde ne neşeden ne de üzüntü ya da öfkeden kimseyle kavgaya tutuşmayacaktı. makina görevini yapmıştı: bir insanı parçalara ayırmış, sonra yeniden monte etmişti. elleri daha çabuk hareket ediyor, göz kapakları daha seyrek inip kalkıyordu. dış görünüşüyle, sıradan bir insandı o da. kaşları vardı, sırtında yeleği vardı. sinemaya giderdi. ama onunla konuşamazdınız. artık bir insan değildi. o bantın bir parçasıydı yalnızca: bir civata, bir tekerlek ya da bir vidaydı. başkaları gibi yemek, kadınlarla yatmak ya da gülmek için yaşamazdı. yok, onun yaşamı daha büyük bir anlam taşıyordu. otomobil üretmek için yaşıyordu o. on beygir gücü, gürültüsüz motor, çelik gövde...."
  • yazar olmasının yanında çok iyi bir şairdir. grup ekin'in erken öleceğiz şarkısının sözleri kendisine aittir;

    ötekilere bıraktık
    güneşi karşılamayı
    nasıl ama nasıl isterdik
    isterdik biz de yaşamayı

    erken öleceğiz seninle biz
    şafaktan önce öleceğiz
    madem ki biz partizanız
    zincirin ilk halkasıyız
    erken öleceğiz seninle biz
    şafaktan önce öleceğiz

    anımsar mısın seninle
    gece nasıl vedalaşmıştık
    silah sesleriyle yüklüydü gece
    nasıl heyecanlıydık nasıl
    kulağımız yüreğimizde."
  • tam adı ilya grigoryeviç ehrenburg'dur. savaş sonrası yıllarda dünya barış konseyi'nde başkan yardımcısı olarak görev aldı. paris, varşova, viyana ve helsinki'deki uluslararası kongrelere konuşmacı olarak katıldı. ikinci dünya savaşı'ndan sonraki toplumların birbirlerine karşı ürkek ve cekingen davrandığı dönemde, halkların dostluğa dayalı ilişkiler kurması gerektiğini savundu hep.. bu savunmalarını öyle abarttı ki, '52 senesinde lenin ödülünü kendisine verdiler.
    kendisi yahudiydi. 1905- 1907 yıllarında bolşevik yeraltı örgütlerine katıldı. 1908'de fransa'ya sığındı.. '30lardaysa sovyetler'e bir daha hiç temelli ayrılmamak üzere geri döndü.
  • behzat ç. adlı televizyon dizisinde kendisinin fırtına romanı da senaryoya dahil edilmiştir.
  • öyküleri de vardır ve iyidir.
    (bkz: onüç pipo)
  • klasik sscb kalitesinde bir yazar, çok iyi yani.
  • ıı. dünya savaşı sonrası "dünya barış konseyi" başkan yardımcılığı yapmıştır. 1952 yılında halklararası dostluğun geliştirlmesinde lenin ödülüyle onurlandırılmıştır yani edebiyatın dışında politikacıdır aynı zamanada ne kadar ilginç bir durum olsada; yaşanan ıı. dünya savaşı sırasında ordusuna propaganda şiiri yazması kadar ilginç değildir...