şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: homeros)
  • yunan mitolojisinde, truva'lı paris'in sparta kralı menelaosun karısı helen'i kaçırması sonucunda yunanlıların anadolu'daki truva kentine saldırmasını konu alan savaştır.

    savaş yunan mitolojisi ve edebiyatında çok önemli bir yere sahiptir ve detayları anadolu'lu ozan homeros'un ilyada ve odysseia adlı destanlarında anlatılmaktadır.

    ilyada, on yıl süren savaşın son bir aylık dönemini en ince ayrıntılarına kadar anlatırken odysseia, yunanlı komutanlardan odysseus'un truva'nın düşüşünden sonra vatanı ithaka'ya yaptığı yolculuğunu dile getirir
  • "bu şiirleri yazan, homeros adında kör bir şairdir; eğer o değilse aynı adı taşıyan başka bir kör şairdir."
    mark tiwain(türkiye'nin tarihi/s.loyd)
  • ilyada ve odysseia'ı yunanca okuyan fatih sultan mehmet'i ceddi kabul eden sen ve bilimin ortak dilini öğrenmek istemeyen sen..
    çelişkilerle dolusun, böyle bir kafa yapın varsa olma da zaten.
  • herkesin okuması gereken bir destan, kıssa derlemesidir. çoğu hikaye ve masala temel oluşturur.
  • sen toza toprağa bulandığın zaman
    göreceksin,
    hiçbir işe yaramayacak
    ne yüzünün
    ne saçının güzelliği.

    (bkz: homeros)
  • homeros'un iki büyük eseri.
    troya beyliğinin bir başka adı ilion'dur; ilyada ilion'un destanı demektir.
    destan yunanistan'dan gelen akha beylerinin müttefik ordularının dokuz yıldır kuşatması altında olan troya'da geçer, toplamda 52 gün ama asıl bir hafta anlatılır. kuşatmanın görünür nedeni baş tanrı zeus'un kızı, sparta kralı menelaos'un eşi dünya güzeli helene'nin, kentlerine konuk gelen troya prensi paris'le aşk yaşayıp troya'ya kaçmasıdır.

    odysseia ise odysseus'un destanıdır.
    troya'nın düşmesinin üzerinden 10 yıl geçmiştir, şehrin yağmalanması sırasında
    bazılarının yaptığı saygısızlıklara karşılık olarak tanrıça athena savaşçıların yurtlarına dönüşünü geciktirmiştir. ben-öyküsel anlatı ilkine göre büyük yer tutar. ilk iki bölümde odysseus'un ithaka adasındaki eşinin, konağının son hali; sonraki iki bölümde ise oğlunun onu aramak için yollara düşüşü öykülenir.
  • temel olarak ozan homeros'un truva savaşının nedenleri ve sonuçlarını uzun uzun anlattığı epik destanlardır. milattan önce 7 veya 8. yüzyılda yazıldığı varsayılmaktadır. yani destanlar, konusu olan savaştan 400-600 yıl kadar sonraki bir zamanda kaleme alınmış olmalıdır. bu nedenle toplum hafızasındaki sözlü anlatıların, belki şiir ve rivayetlerin, belki yazılı kaynakların homeros tarafından derlenerek epik destana dönüştürüldüğü ve yazıya aktarıldığını düşünmek yanlış olmaz.

    ilyada ve odysseia'ya çok uzun süre boyunca epik destan olmaktan başka nitelik atfedilmemiştir. ancak homeros'un bu destanlarına takıntılı bir tüccar ve amatör arkeolog olarak kabul edilen olarak kabul edilen heinrich schliemann (adam çocuklarına agamemnon ve andromache olarak isim vermiş. öldüğünde de atina'ya gömdürmüş kendini. burdan pay biçin adamın takıntısına); destanlardaki bilgilerden yola çıkarak anadolu'da antik truva kentini, yunanistan'da da agamemnon'un mezarını bulmuştur.

    ilyada ve odysseia'nın mitolojik tanrılar bölümünü es geçerek, gerçek olaylar ve kahramanların hikayelerine anlattığını varsayarsak, bunlara destan olarak değil , bir açıdan tarih kitabı olarak bakmak ve truva savaşını'da kısmen dünya savaşı olarak nitelendirmek mümkündür kanaatimce. o dönemde savaşa katılan halklar, bu halkların genel karakteri, askeri güçleri, coğrafi olarak yaşadıkları bölgeler, silahları ve gemilerin isimlerine kadar ayrıntılı denilebilecek bilgiler bulunur bu destanlarda.

    nasıl ki 1.dünya savaşının ana sebebi avusturya veliahtı franz ferdinand'ın saraybosna'da öldürülmesi değilse, truva savaşının nedeni de helen'in kaçırılması değildi aslında.

    ekonomik anlamda anadolu şehir devletleri daha güçlü ve refah içinde, tarım ve ticaret yaparak kendi kendilerine yetebilecek durumdayken; yunanistan ve ege adalarındaki şehir devletleri geçimlerini büyük ölçüde yağmacılık ve savaş ganimetlerinden sağlıyorlar hala. ve gözleri anadoludaki zenginlik ve refaha kayıyor doğal olarak. helen'in kaçırılması da saldırmak için aradıkları bahaneyi veriyor onlara.

    aka'lar diye sınıflandırılan tarafta avrupa karası ve ege adalarındaki şehir devletlerinin halkları varken; truva saflarında anadolu şehir devletleri ve halklarının büyük bölümü yer alıyordu. trakyanın bir bölümü, akdeniz ve anadolunun ege bölgesinin neredeyse tamamı ve hatta karadeniz ve ötesinde yaşayan halkların truva saflarında yer aldığını yazıyor homeros destanlarında. (aynı dönemde hitit devleti de anadolu'da hüküm sürüyor. ancak ne homeros destanlarında hitit'lere, ne de hitit kaynaklarında truva savaşına dair kanıtlı bilgi bulunmadı şu zamana kadar bildiğim kadarıyla. fakat homeros'un destanlarında hitit devletini farklı şekilde isimlendirmesi ve araştırmacıların bunu farketmemesi de mümkün)

    anadolu şehir devletlerinin büyük çoğunluğu kendileri için de risk olduğunu düşünmese neden truva saflarında savaşa katılsınlar ki? truva anadolu şehir devletlerinin oluşturduğu kalenin kapısıydı ve bu kapı kırıldığında hepsinin geleceği tehdit altındaydı. nitekim truva savaşı kaybedildi ve anadolu'daki şehir devletlerinin çoğu yok oldu gitti. hem avrupa , hem de anadolu tarafında siyasi ve demografik açıdan büyük değişikliklere yol açtı truva savaşı.

    odysseia ve özellikle de ilyada destanını okurken bir parça tarihçi gözüyle bakmanızı öneririm dostlar.

    saygılarımla.

hesabın var mı? giriş yap