şükela:  tümü | bugün
  • turkiye'de unlu olmaya calisan insanlari gorsel olarak sekilden sekile sokan insanlarin mesleklerinin adi.
  • abuk sabuk ünlüler ne yiyior ne giyiniyor ne içiyor ne sıçıyor gibi başlıkları konu alan dergileri okuyup danışmanlığını yaptığı kişiye yeni bir tarz yaratmak için kasan , tamamıyle imitasyon kişilikler yaratmakta ustalaşan , üçyüzatmışbeş gün boyunca gotik sade bohem gibi akımların etrafında daireler çizen ve asla dairenin dışına çıkamayan aslında yaratıcılıkla uzaktan yakından alakası olmayan gülünç meslek .
  • tarihte ilk olarak türk sinemasında türkan şoray,filiz akın gibi oyuncuların canlandırdığı çirkin,bakımsız,hırpani kızları prensese, afete çeviren, gerek saç baş, makyaj,kıyafet gerekse diksiyon gibi konularda eğiten, yola koyan mahallenin ablaları şeklinde görülmüşler, zamanla bu konuda profesyonelleşerek işi ticarete dökmüşlerdir.
  • altıncı nesil yazar.
  • kılıksız salakları daha da kılıksızlaştırarak para kazanan "image maker" için türkçe karşılık önerileri : "görüntübozan", "görüntü kirliliği uzmanı", "körsel kimlikçi"...
  • (bkz: illuminati)

    (bkz: illusion)

    (bkz: illness)
  • bilgisayar programı ismi gibi dursa da aslında imaj yaratıcı gibi bir anlama daha gelmektedir.

    (bkz: kendi kendine sorular sormak/@tubytube)

    tabii ki unutmamalıyız ki;

    (bkz: illuminati/@billion euro monkey)
  • sosyoloji ile ilintilidir.

    sanırım herkes giyim tarzının karaktere dair bir çok bilgi verdiği konusunda hemfikirdir. o kadar fazla insanız ki kendimizi diğerlerinden ayırt edilebilir kılmak için ciddi çaba sarf ediyoruz. saç stilinden, ayakkabıya, su içme şeklinden, yürümeye böyle bir çok alanda bi takım farklılıklar katıyoruz kendimize. o kadar çok yürüme stili var ki... neredeyse parkmak izi kadar eşsiz. sadece yürüme sesinden kimin kim olduğunu anlayabiliyoruz. bazılarını bilinçli bazılarını bilinçsiz yapıyoruz. sonuç olarak, farklılık yaratabileceğimiz her alanda bi imzamız var. ortaya çıkan bu kombinasyonlar da bizi biz yapan şeylerdendir.

    en yakın arkadaşlarınızı düşünün mesela. mutlaka saçma bi tribi vardır. veya ne bilim böyle ara sıra etrafınızdakilerden biri bişi kafasına girer. abuk bi moda getirir yaşantınıza. şimdi örnekleyemedim siz kafanıza göre bişiler koyun oraya. heh mesela ipad'imi hiç yanımdan ayırmam. bi iki senedir sürekli taşırım. bi arkadaşım ipad'le takılan bi tip gördüğünde aklına geldiğimi söylemişti. sonra ne bilim şimdi yaz geldi. yine etrafımda düz, logosuz, tek renk tişört modası başlayacak. istemdışı uyucaz bi şekilde. neyse yakın çevrenizdekilerin bakış açıları, karar mekanizmaları, endişeleri taşıdığımız kıyafetlere, eşyalara, hareketlerimize yansır.

    genellikle şöyle olur

    olduğumuz bi kişi vardır mesela. ütü yapaya üşenenler kırışıklık göstermeyen kıyafetleri tercih eder. üşengeç bi karakteri sırf kıyafetlerinden tanıyabilirsiniz. gömlek mesela. .mına koyum bu kadar çok bilgi içeren bi giysi olabilir mi ya? en başta ütülü mü değil mi kontrolü yapılır. ütüsüzse kırışıklıkların kullanımdan dolayı mı yoksa yıkamadan dolayı olduğuna bakılır. yıkamadan dolayı ise ütüyü dert etmiyordur. zorunda kalırsa ütü yapar sadece. sadece gömleğin kemer altı kısmı kırışıksa bi anlamda o kıyafet zorunluluktan vardır. işte ütülü gömlek giyerken iş çıkışı daha casual olmak için gömlek dışarı çıkar falan. neyse konu çok saçma bi yere gitti gidecek. işte bunlar seçtiğimiz günlük yaşantının üzerimizdeki etkisidir. bi de olmak istediğimiz kişi vardır ki sorun burda ortaya çıkar. milletin üstü mekke altı paris yakıştırması burda ortaya çıkar. kendi ait olduğumuz sınıfları sembollerle temsil ederiz. bu yüzden top sakal bişi ifade ederken kirli sakal başka bişi ifade ediyor. günlük yaşantımıza dair şeyler. sinekkaydı tıraş bir nevi memuriyet yaşantısını tariflerken bir anlamda da özel sektör canavarları çalışanlarını ifade eder. olmak istediğimiz rihanna'yken olduğumuz şey kadıköy kızıdır. hem kadıköy'de takılıp hem de rihanna olmak istersen ortada bi terslik var demektir. ama bu ters durum genellikle yeni akımları doğurur. hem clup girl hem de kadıköy entellektüeli olamazsın. aslında olmamam lazım. toplum olarak alışık değiliz sana. tanıyamıyoruz o zaman seni. anlayamıyoruz. nereye ait olduğunu sezinleyemiyoruz. insanlar bu şekilde görüyor işte. tipik insan tribi.

    biraz reggae biraz rock yapınca bu oluyosun işte. neyse böylece inna'nın ne kafasında olduğunu anlamış olduk. böyle takılmasa anlamıycaz yani. neyse 7 milyar insan tabi ki kendini ayırt edilir kılmak isteyecektir. sosyal yaşantımızda hiyerarşi var .mına koyum, çok sıkıcı. ona göre davranmak zorundayız işte. ayırt edici bi tarafımız olsun istiyoruz işte. toplamda 100 kişi olsak kimse bu kadar kasmayacaktı. ankara konur sokakta, siyahlar içinde boynunda tasmasıyla gezen arkadaşlarım olmayacaktı eğer bu kombinasyonlar olmasaydı. kendi imajını tasarlamak çok içsel, çok kişisel, çok naif bi duygu olsa gerek. "koyu giyinme sen zaten esmersin" triplerine, gayet çocuk aptallığıyla "niye ki?" demek istiyorum.

    neyse abi. herkes kendini, kendi coğrafyasında hiyerarşik bi düzleme koyuyor. image maker'da o hiyerarşik düzeni çok iyi analiz etmiş, çok iyi algılamış ve muhtemelen de gideceği noktayı iyi gören insanlardır. sosyal sınıfları gözlemleyerek olunur. biraz ondan biraz bundan kullanırken kıvam iyi yakalanmalıdır.

    *
  • kuaförlerin seksi gözükmek için kullandıkları isim.
hesabın var mı? giriş yap