şükela:  tümü | bugün
  • benedict anderson'in endonezya'da 'milliyet' kavraminin yerlestirilmesi uzerine yazdigi kitabi. icinde ulus*/ulusal*/ulusalcilik* gecen her akademik calismada alintilanmasi farzdir. turkceye hayali cemaatler adiyla cevrilmis, metis tarafindan basilmistir.
  • bu kitabın metis yayınlarından çıkmış olanının kapak resmi pek bir manidardır..resimde mustafa kemal'in merkezdeki hilalde ve etrafındaki büyük hilalde kurtuluş savaşındaki silah arkadaşlarının küçük boy vesikalıkları ile bütün bir resim oluşturduğu bir kartpostal mevcuttur..bu cumhuriyetin ilk yıllarına ait olan kartpostalın altında ise "kurtardın vatanı, oh, mustafa kemal" yazmaktadır..elbette latin alfabesi ile değil..arap alfabesi ile..

    bu kartpostalı kapak olarak seçmeyi akıl edene kucaklar dolusu hürmet göndersek az kalır..

    tahayyul etmekte olası zorlanmaları onlemek adına: http://www.metiskitap.com/metis/catalog/book/4329
  • "hayali cemaatler" teriminin özü şudur; milliyetçilik icra eden ve milletine inanan herkes aslında insan olarak taşımadığı ve özünde asla var olmamış, lakin tıpkı bir lego misali üst üste konarak inşa edilmiş "özcü bir kimliğin" bir parçası olmaya çalışır.

    bu kimlik sorgulanmadığı taktirde; tarih üzerinde yaptığı yeniden kurmaların yalancılığını fark etmez çok zordur. ve bu kimlik etrafında oluşturulmuş olan hayatın eğitim, dil, kültür... gibi her alanına son zerresine kadar sinmiş bir kandırmacanın kolaycılığına inanmak her zaman en kolayı olmuştur herhangi bir birey için. milliyetçiliğe kanmış olan birey tapındığı şeyin "devlet -güç-gerçeklik" olduğunun çoğu zaman farkında dahi olmadan zemane gerçekliğini yaşayıp gitme gafletine düşer..aslında kendisi portakalda vitaminken kurgulanmış bir gerçeklik oyununa ve din olgusu kadar düpedüz hayali olan cemaatlere inanarak zehri muhafaza eder damarlarında.

    gerisini tahmin etmek hiç zor değil; özünde diğer milletlerden kendini üstün tutan bir şiddet potansiyelinin salıverilmesi an meselesidir..yeri geldiğinde asker olup canını bu kurgulanmış hayal için vermek "doğal" olarak algılanırken, istendiğinde aynı koşullarla şartlandırılmış başa bir milliyetçi beyni dağıtmakta en olağandan sayılır..oysa kurgulanmış cemaatler hayaldir, hatta bir hayalin gerçekleştirilmişidir..

    bunun üstüne durup düşünme basiretini gösterebilene ne mutlu...
  • milliyet, ulus, ulusçuluk gibi kavramların insanlar tarafından üretildiği üzerine bir kitap.
  • "census, map, museum" (sayim, harita, muze) demis anderson, sayim kategorileriyle, haritalardaki sinirlarin cizimiyle, bir de guzel resmi tarih yazdin miydi o hayal edilen cemaatler birden gayet "gercek" millet olup cikiyor demis. daha asina oldugumuz avrupa milliyetciliginin ve bundan hayli etkilenen turk milliyetciliginin otesinde eski kolonilere (sovyet orta asyasi dahil) bakarsak bazi somurgeci guclerin bu kitabi anderson'dan cok daha once yazmis olduklarini goruruz. gelip bana "hotel rwanda'yi izledim, kahrolsun belcikalilar, uhumuhu" diye aglayanlarin eline tutusturulacak kitaptir netekim.

    neyse, diyecegim o ki milliyetcilige ve millete "primordial" (yani "bu benim kanimda var, degismem degisemem") olarak degil secilmis, yapilmis, insa edilmis* kimlikler olarak yaklasanlarin basucu kitabi olur kendisi.
  • meşrebinize göre anglo-american geleneğe yakınsanız pozitivist/tümelci adlandırmayla sosyal bilimler, kıta avrupası çıkışlı yeni kantçılar ekolüne yakınsanız nomotetik/idiografik ayrımındam mülhem tin bilimleri ya da kültür bilimleri olarak adlandırılabilecek alanda, tıpkı hobsbawnnın, geleneğin icadı nda kültürü önplana çıkaran kitabı gibi 20 yy. da yazılmış öncü sayılabilecek kitaplardan biridir bu kitap. çünkü avrupa'ya dışardan bir bakış sözkonusudur, kitabın çıkış tarihinde siyasete kültürel bakışın esamesi dahi okunmuyordu ve belki de en mühimi yazar ulusçuluğu, siyasal kuramlardan daha ziyade kültürel belirlenimlerin sonucu gibi görür.
    paylaşılan imgelerin gücü ya da toplumun imgelem tarihinin icattan inşaaya oynadığı rol üstüne bir güneydoğu asya uzmanından kendimize dair daha derinlikli, eleştirel sağlam sorular sormamıza yolaçması gereken bir eserdii aynı zamanda.
    bir teşekkür de kitabı türkçeye kazandıran metis yayınları ile defterdeki yazıları gibi yazılarını özlediğimiz ve daha çok yazmasını istediğimiz kitabı çeviren iskender savaşır'a.
  • kitabın türkçe çevirisinin adının hemen içeriğini çağrıştırmaması ve milliyetçilik, ulus teorilerini anlatan müderrislerimizden bana denk gelenlerin anderson'a nedense kayıtsız olmasından çok geç okuduğum kitap.

    "hayali" burada, "kurgulanmış" ve kolektif olarak zihinlerde, dilde, söylemde tezahür eden canlanan bu sayede toplumsal-tarihsel gerçeklik kazanan tasarımların var kıldığı cemaatlerin*, yani kitap özelinde "ulusların" sıfatıdır. ulus, varlığı kurgulanmış ve zihinsel bir tasarımdır diyen, bu tasarımın ilk ortaya çıkışını ve toplumlara, ülkelere ve zamana yayılımını, bu ortaya çıkış ve yayılımınn koşullarını anlatan bir kitaptır anderson abimizin eseri.
  • çevirisi ülkemizde nadir rastlanacak derecede güzeldir. daha doğrusu yazarın ingilizce olarak ne dediği konusunda bir kestirim yapma şanısınız varsa çevimenin her türlü ifadesi veya terim/kelime kullanım tercihi makul gelmekte, kitabı okunur anlaşılır kılmaktadır.

    kitabın teorik bakışı dışında, türkiye'den, afrika bağımsızlık hareketlerine, güney/doğu asya ülkelerinden, güney amerika ulusal bağımsızlık (ulus devlet kuruluşu) tarihine kadar, tonla coğrafyada aynı hikayenin değişik versiyonlarının nasıl yaşandığını anlatmasına ek olarak, milli bürokrasi, milli dil ve kültürün hangi şartlarda neşet ettiğine dair çok kritik aydınlatıcı ve teorik olmayan olgusal bilgiyi karınca duası gibi küçük fontlarla yazılmış dip notlarla kafamıza boca ettiğini de belirtmek isterim.

    (bkz: hayali cemaatler/@poturgilinpotur)
  • mililyetçilik teorilerinde modernist yaklaşımın başucu kitaplarından biridir gerçekten; milliyetçilik üzerine giriş düzeyinde bilgi sahibi üniversite öğrencisi de milliyetçilik teorisi yapan akademisyen de çokça okur ve mütemadiyen referans verir. ben kendi hesabıma en çok print capitalismin ne kadar önemli olduğunu gözüme soktuğu için beğenmiştim. gerçi anderson'un print capitalismi abartıp milliyetçiliğin çıkışını tamamen ona bağlaması sıkça eleştirilir. bir de çok etnili imparatorlukların doğası gereği kurucu-yönetici unsurların milliyetçilikten en son nasibini alan topluluk olduğunu okuduğumda türk milliyetçilğini falan düşünüp "aa gerçekten öyle ya" demiştim.

    kitabın giriş'inde milliyetçiliğin üç paradoksundan bahsetmiş anderson. bu paradokslar anderson'un dediği gibi sadece milliyetçilik üzerine çalışan teorisyenleri kızdırmıyor, milliyetçilik üzerine biraz düşünen aklıselim sahibi birçok kişinin asabını bozuyor. üçüncü paradoks beni özellikle çileden çıkartıyor mesela.

    "şu üç paradoks milliyetçilik üzerinde çalışan teorisyenleri şaşırtmış hatta kızdıragelmiştir:

    1. milletlerin nesnel modernliği karşısında milliyetçilerin gözünde sahip oldukları öznel kadim statü.
    2. sosyokültürel bir kavram olarak milliyetin biçimsel evrenselliği –modern dünyada tıpkı herkesin bir cinsiyete 'sahip olması' gibi, herkes bir milliyete 'sahip olabilir ve olmalıdır'– karşısında kavramın somut tezahürlerinin iflah olmaz bir biçimde tikel olması; öyle ki örneğin "yunanlı olmak" tanımı gereği sui generis'tir (emsalsiz, kendine özgü).
    3. milletçiliklerin siyasal gücü ile karşılaştırıldığında felsefi sefaletleri ve hatta tutarsızlıkları. başka bir deyişle milliyetçilik, hobbes, tocqueville, marx ya da weber ölçeğinde kendi büyük düşünürlerini yaratamadı. bu 'boşluk', kozmopolit ve çok dilli aydınların milliyetçiliğe yukarıdan bakması sonucunu doğurdu. oakland'la karşılaşan gertrude stein gibi, "orada bir orası yok" (there is no there there) sonucuna varmak belki de fazla kolay. bu bakımdan tom nairn kadar anlayışlı bir milliyetçilik araştırmacısı bile şöyle yazabiliyor: "'milliyetçilik' modern gelişme tarihinin, bireysel düzlemdeki 'nevroz'u andıran patolojisidir. her ikisi de aynı asli muğlaklıkla, köklerinin dünyanın büyük bir bölümüne dayatılmış (bireylerdeki çocuklukta saplanma eğiliminin toplumsal mütekabili olan) çaresizliğin ikilemlerinden kaynaklan aynı dementiaya evrilme eğilimiyle maluldür ve her ikisi de büyük ölçüde tedavi edilemez""
  • içlerinde engel olunamaz vatan millet sakarya duyguları olanların mutlaka okuması gereken bir kitap.
    ilaç niyetine.