şükela:  tümü | bugün
  • aynı zamanda bir self destruction örneği olan isyan:

    sene 2008. imam hatip lisesi 2. sınıf. hiç istemeyerek gittim. ama mecburdum, başörtülü okuyabileceğim tek okuldu. annem başımı örtmek için küçük olduğumu söylediğinde de onu dinlememiştim yaş 14. sonra aldığım kararın arkasında durmak ve taviz vermemek için ihl'ye gittim. neyimeyse.

    kıyafetlerimiz kelimenin tam anlamıyla korkunçtu. hatırlayanlar bilir. ayak bileğine kadar gri pliseli etek üstüne dize kadar lacivert önden iki cepli temizlikçi önlüğü ve asla sabit durmayan naylon 5 liralık bir gri eşarp. başka eşarp takılamazdı çok güzel olunamazdı. kardeşim furkan her sabah dalga geçerdi yevmiyeni almadan gelme diye çünkü tam olarak temizlik işçisi kıyafetiydi. 15 yaşındayım. 18 yaşınakadar haftanın 5 günü 9 saati bu kıyafetlerin içindeyim.

    bir gün çok sevdiğimiz bir kadın hoca sınıfta önceki sene mezun ettikleri öğrencilerinin nasıl takvalı olduklarından bahsediyordu. "ve hatta" dedi ve anlatmaya başladı..
    "bir gün mezun olanlardan bir erkek öğrencim yanıma geldi utana sıkıla. hocam dedi, ben merdivenlerden çıkarken kızların bacaklarına bakıyorum(etek boyu bileğin biraz üstünde ve siyah opak çorap şartı var) kendime hakim olamıyorum, günaha giriyorum dedi. gözlerim doldu benim bu şuur karşısında hemen etek boylarını uzattık ve bu tunikleri yaptırdık" dedi...

    şu an yazacağım cümleyi toparlayamıyorum. çocuğun kızların görünmeyen bacaklarına bakmasına hakim olamaması yüzünden okulun bütün kızları bileğe kadar uzun etek giyip üzerine de korkunç bir tunik giydi. yıllarca. hala öyle mi bilmiyorum. ama orada bir kadın öğretmen bu olayı takva olarak anlatmıştı ve bütün sınıf ( sadece kızlardan oluşan bir sınıf ) maşallahlı cümleler kurmuştu.
    allah biliyor ya o imam hatibin kapısından geçmek istemiyorum. çünkü benim okuduğum okulun hocaları gerçekten patalojik vakalardı. bir müdür yardımcımız vardı, okulun her tarafına kamera takmışlardı bir gün beni ve sümeyyeyi çağırdı. bizi haftada 1 odasına çağırırdı zate, neyse. kız ve erkek bahçleri ayrıydı okulda allah korusun birbirimizi görürüz diye. bir gün yine gittik hocanın yanına "ya ben bakıyorum da dedi siz servisten inince birbirinize sarılıyosunuz yapmayın". biz birbirimize baktık ama anlam veremiyoruz. şok olduk. ne, neden, ne alaka diye sorduk. o da "o sırada sizi bir erkek öğrenci görürse başka şeyler düşünebilir (size sarıldığını falan)" dedi detaylara girip erkeklerden bahsederek...
    evet evet bunları söyledi. kocaman egitimci adam. tıpkı diğer kocaman egitimci kadın gibi.

    yine nerde dinlediğimi hatırlamadığım ama dinleyince çok etkilendiğimiz bir hikaye var. bunu bir örnek olarak anlatacam. teyzeleri, anneleri,gençleri hizaya çeken yüzlerce saçma menkıbeden biri. hızlıca anlatayım. bir gün hz. fatıma hz. peygambere cennete ilk hangi kadın girecek diyor. o da bir kadının evini tarif ediyor ve o evdeki kadın diyor. hz. fatıma meraklanıyor kalkıp kadının evine gidiyor kapıyı çalıyor. yaşlı bir kadın kimsin diye soruyor o da ben resulullahın kızıyım kapıyı açar mısın diyor. kadın,eşimden izin almam lazım yarın gel diyor. ertesi gün henüz çocuk olan oğlu hasan'ı yanında götürüyor. kadın senin için izin aldım çocuk için almadım yarın gel diyor. ertesi gün diğer oğlu hüseyin'i de yanında götürüyor. kadın yine almıyor. 4. gün hepsi için izin alıp kapıyı açıyor. dandandan! hz fatıma bakıyor acayip güzel genç bir kadın. ben yaşlı bir kadınla konuştum ama diyor hz fatıma. kadın da "o bendim, yoldan bir erkek geçer de sesimden etkilenir diye ağzıma taş koyarak konuştum" diyor... evet cennete gidecek ilk kadın bu arkadaşlar, tanıştığınıza memnun olun.

    yıllar önce üniversitedeyken vakıfla istanbul'a gittik. nureddin yıldız dinlemeye. adamı çok tanımıyorum. konferans başladı. işte klasik arşın gölgesindeki genci tarif ediyor. klasik vaiz dili. ha hoş bir üslubu var hakikatten yüzü de nurlu. şey dedi bir ara. "eğer bir genç kız" dinleyin şimdi geliyor, "beyaz bir telefon isteyip, siyah başörtüsünün üzerine koyduğunda "elini kulağına götürüyor telefon varmış gibi "beyaz telefonun siyah başörtüsü üzerinde dikkat çekeceğini düşünüp siyah telefon almaya karar veriyorsa iste bu genç kızımız arşın gölgesindeki gençtir"

    gülücük. sadece ufak sinir bozucu anlamsız ve ne yazsam nasıl anlatsamı içinde barındıran bir gülücük bırakmak istiyorum buraya. yıllar önce vazgeçmiştim bu kafayla uğraşmaktan. şu yazdığım olayların nasıl neden yanlış olduğunu falan ispatlamak için tek bir delil dahi getirmekten utanıyorum. o kadar düşmekten. vazgeçmiştim gerçekten kendi dünyam evim kitaplarım ve seçtiğim birkaç dostum ve kurduğum hayallerle yaptığım olanlarla gayet iyiydim. ama şimdi bir oğlum var. onu içinde yetiştireceğim toplumun her bir parçası beni korkutuyor. yoruyor.

    bugün, güzel kadın.. bugün kendini hatırla.

    sıyrıl.

    doğduktan sonra sana eklemlenen her şeyden sıyrıl. sana öğretilen her şeyden sıyrıl. çünkü büyük bir sıkıntı var bir yerlerde. sırtına ailenin, toplumun, eşinin, evlatlarının, geleneğin, popüler kültürün yüklediği "bunlar şart" dediği, "olmazsa olmaz" diye öğrettikleri her şeyden kurtul önce. zor olacak evet. ama kendini bulman için bunu yapmak zorundasın. "ben kendimim" dediğin anda dur ve düşün. kızlar öyle gülmez diyerek önce gülüşünü değiştirdiler. kalk eli ayağı tutan kardeşine, abine su getir deyip erkeğe sürekli ve sınırsız
    hizmeti öğrettiler. sofrayı annenle kurup kaldırırken, temizlik yaparken hayatın boyunca "yüklenmek gerektiğine inandığın" sorumlulukları öğrettiler. ortamlarda olabildiğince silik olman gerektiğini söylediler. erkeğin her şeye hakkı olduğunu kadının da ancak erkeğin ona tanıdığı haklara sahip olabileceğini öğrettiler. sıkıştıkları yerde dine koştular. allah ile korkuttular. cehennemle tehdit ettiler. kocan senden ne kadar razıysa allahın da senden o kadar razı olacağını öğrettiler. allahın sana verdiği bütün fitri, duygusal, zihinsel melekeleri yok etmek için ellerinden geleni yaptılar. tamam oku ama bu kitabı. tamam çalış ama burada. tamam üret ama bunları. sürekli zihinsel engelli muamelesi gördün aklın başındayken sürekli refakat etti sana kokmuş bir zihniyetin neferleri.. hamileyken bana hep şey dediler aman bu devirde kız yetiştirmek zor.
    hayır abi bu devirde kendinin farkında olan insan yetiştirmek zor. kızı da erkeği de koca bir toplum yetiştiriyor, maalesef.

    ve ben simdi oğlumu içinde büyüdüğümüz tüm ezberlerden uzakta kalarak,bu kültürün ona tanıdığı bütün o "erkeklik" haklarını kendi elleriyle iade etmesini sağlayarak var olan tüm kabullere rağmen yetiştireceğim. aşık olmayı, sevmeyi, zarafeti, güçsüz olabileceğini, ağlayabileceğini öğretecem ona. ama bana yardım etmeniz lazım. tek başıma yapamam. elinizi uzatın güzel kadınlar. çocuklarımız var. onlar için ayağa kalkalım.

    erkek bakmasın diye kat kat kadını giydiren kadına karşı, durmadan dini kullanan o erkeklere karşı, güya cennete ilk girecek o manyak yaşlı kadına karşı el ele tutuşmalıyız. bütün erkekler böyle degil elbette. iyi erkekler yolumuza çıkın, sizlere de ihtiyacımız var...
    sıkıntımız cinsiyetle degil zihniyetle.

    yola çıkalım, güneşe yürüyelim çıplak ayaklarla.

    yanımıza wirgina' yı alırız ebu hanifeyi alırız, hypatia'yı alırız, farabi' yi alırız, tusi'yi alırız, sezen'i alırız şeriati'yı alırız, cibran'ı alırız yolumuza bakarız. şair "bize ait olan ne kadar uzakta" demişti. bize ait olana yaklaşırız. bakma arkandaki bataklığa. çocuklarımızı oyun parkına götürecez onlar oynarken çekirdek çitleyecez daha güneşin karşısında...
    *