• anneannemin dizlerinin dibinde “kimin kulusun”, “kimin ümmetisin” gibi sorularına cevap verirken farkında olmadan öğrendiğim şartlardır. nesilden nesile geçer, insanların üzerinde ışıldar geçer, kimine yar olur kimine ağyar olur geçer.
  • …her seher vakti yeniden kuşandığımız şartlardır. şartsız şeksiz kuşanırız.

    modern zamanlar insanı hiçleştiriyor. “özel insan” kavramı zihinlerimizden kazınmaya çalışılıyor. oysa allah seni +1 olarak yaratmışsa senin diğerlerinden bir farkın olmalı… demek ki bişeyi çok iyi yapabilensin sen. ötekilerden farklı bir özelliğe sahipsin demek ki. standartlaştırmaya aldanma, sıradanlık diye bir işleyişin içinde durma çünkü tüm bunlar zamanla kendini önemsiz görmene ve o zaman neden varım kaoslarına girmene sebep olur. misal işçiysen patronun senden daha iyi bi işçi bulabilir, avukatsan yerin dolmaz değil, vazgeçilmez değilsin dünya hayatında. bu hislerle yaşarsan bu hislerle ölüp gidersin. oysa iman etmek hayata yeniden tutunmaktır. özel olmaktır. standart değil… kulluğun nispetinde pay almaktır ilahi rızadan.
  • ima etmeden önce tamamlanması gereken şartlardır

    1- imada bulunulacak konu iyi biliniyor mu
    2- karşımdaki melun bulunduğum imayı anlayabilecek mi
    3- kapasite sorunu varsa alınganlık yapar mı acaba
    4- hadi ben ima ettim ya o da bana başka bişey ima ederse buna hazırlıklı mıyım
    5- alttan alttan giydireceğim laf cuk diye oturacakmı yoksa havada mı kalacak
    6- what if it happens
  • peygamberlik koltugunu ele geciren belirler bunlari. yani hurma ticareti yapiyorsan orucu hurmayla actiracaksin, oglun esin dostun altin pirlanta isindeyse takmak gunah olsa da onun vergisini sifirlayacaksin falan. merak etmeyin cozduk o din dediginiz seyi biz. (iki goz kirptim burda wink wink)
  • biz altı tanedir diye biliyorduk, lakin allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe ve kadere; hayır ve şerrin allah’tan olduğuna, inanmanın yanısıra "hayatta en çok peygamberi sevmek" de imanın şartları arasındaymış, öğrenmiş olduk.

    zira, “beni ana babanızdan ve hatta kendi canınızdan da fazla sevmedikçe iman etmiş olmazsınız” şeklinde bir hadis bulunmakta, ve bu hadis, ahzab suresi’nin 6’ncı ayetine uygun. çünkü orada, “peygamber müminlere canlarından daha ileridir. peygamber’in hanımları da müminlerin anneleridir” buyurulmakta.*

    çok saçma bi yerden gireceğim evet. ama sonunda mantık ilişkisini rahatça kurabileceğinizi düşünüyorum. şimdi, islam inancı yahudiliği ya da hristiyanlığı reddiyor mu? hayır. bunların kaynağının da allah olduğunu savunuyor, ama zamanla bunların değiştiğini söylüyor. o zaman islamiyete göre, hz.musa ve hz.isa da allah'ın elçileriydi yaşadıkları dönemde. getirdikleri dinin değişmesi kendi ellerinde olan bir şey olmadığına göre, dinleri tebliğ ediş bakımından ve de allah'ın en sevgili kulları olma bakımından hz.muhammed'le eşit bir noktadalar. (bkz: eş başkan)

    o halde hz.muhammed'i her şeyden fazla sevmeyen birinin imanı neden eksik oluyor? burada musa'nın suçu ne, isa'nın günahı ne?

    sanki bu ayet/hadis olmamış be !?

    edit: bak, dikkat edersen islamiyetin kabul ettikleri üzerinden yorum yapıyorum, kıçımdan element uydurmuyorum. yoksa isa'dan bana ne, musa'dan kime ne?