şükela:  tümü | bugün
  • içinde salaklık, slapstik tipi iyi komedilerin olduğu filmlerdir.

    imdb'ye bakarak film izleyenler dramalara boğulurlar.
    yüksek puanlı filmleri tercih ederek komedi izlemek istediğinizde ise:
    forest gump gibi, truman show gibi, the big lebowski gibi, la vita e bella gibi, amelie gibi
    komedi ama daha çok drama ağırlıklı komedi filmleri arasında sıkışıp kalırsınız...

    fotoğrafları ile yazıyı okumak isteyenler için alternatif.
    (bkz: http://kilavuzkarga.blogspot.com.tr/…k-filmler.html)

    sinema tarihinin en önemli komedileri olarak şu beş filme baktığımızda en çok güldüğümüz değil ağladığımız sahneleri hatırlarız maalesef.

    slapstik, sulu, stupidi (salaklık temelli) komedilerin çoğu bu baraja takıldığı için bu türün en iyi örneklerini 6.0 ile 7.0 arasında görebilir ve izleyebilirsiniz.

    pain and gain 2013
    imdb64
    (bkz: http://kilavuzkarga.blogspot.com.tr/…antiidiot.html)
    2013 yılının en iyi kara komedisidir. aptallığın nirvanalarda dolaştığı film sık sık
    "bu olaylar inanılmaz derecede gerçektir" vurgusu yapılmakta ve bu seyirciyi çok daha fazla gülmesine neden olmaktadır.
    bu film 7.0'ın altında olduğu için izlememek büyük kayıptır.

    benzer bir aksiyon komedi
    yedek polisler
    imdb66
    the other guys
    http://kilavuzkarga.blogspot.com.tr/…ther-guys.html

    due date 2010 yılında bundan daha komik film var mıydı:
    2010'un en iyi filmlerini listelediğim listeye bir bakın isterseniz
    liste aşağıdaki linke girerek bakabilirsiniz.
    bence 2010'un en komik filmi due date ve imdb'si 66
    (bkz: http://kilavuzkarga.blogspot.com.tr/…n iyi filmleri)

    barefoot in the park mesela bir broadway komedisidir
    ve inanın bana bazı sahneler gülme krizine sokar insanı.
    bu tür fars ve vodvil tadında filmler çok komiktir aslında onlar da 70'in altındadır çoğu:
    (bkz: http://www.kilavuzkarga.blogspot.com.tr/…si-ii.html)
    burada bir çok film bulabilirsiniz çok komik örneğin: oscar
    listede imdb70 altı bir çok tiyatro oyunun sinema uyarlanmış muhteşem komik filmleri yer almaktadır.

    bir çok sinema tarihinin komedi baş yapıtı buralara gizlenir:

    ful trajedi çekmiş vittorio de sica üstadın neredeyse tek komedi filmi üstelik peter sellers'in de döktürdüğü: caccia alla volpe (1966) filmi mesela...
    festivallerin yönetmeni filmin sonunda festival filmlerine bir laf gömer mahkeme salonunda delirirsiniz gülmekten...

    sinema tarihinin en iyi erotik esprilerinin yapıldığını iddia ettiğim şu filmlerin imdblerine bakalım bir de:
    `http://kilavuzkarga.blogspot.com.tr/…unch-line.html1 numarapunch line`
    imdb:57 sinema tarihinin bence en iyi erotik esprisi bu filmde yapılmıştır yukarıda okuyabilirsiniz:
    tom hanks: (stand up'ında)
    adem ile havva ilk karşılaştıklarında, adem havva'ya bağırmış: "daha fazla yaklaşma! bunun ne kadar uzuyacağını bilmiyorum"

    analyze this (1999)
    imdb67

    analyze this (anlat bakalım) filminden psikiyatrist billy crystal (dr. ben sobel) ile mafya babası
    robert de niro (paul vitti)'nin dialoğu bizi yarar:
    ben: anlamıyorum neden bi metresin var ki?
    vitti: karımla yapamadığım bazı şeyleri onunla yapıyorum...
    ben: bunları neden karınla yapamıyorsun ki?
    vitti: saçmalama! karım o ağzıyla her gece çocuklarımı öpüyor...

    70 altında puanlı komedi aksiyon sineması

    bruce willes'in adamı kırıp geçiren aksiyon filmi:
    the last boy scout (1991)
    bir çok komik bruce willes filmi 70'ın altında kalmış diyebiliriz
    sadece bruce amca mı? stallone'nin de en komik aksiyon komedisi bu listeye girer:
    izlemeyeniniz var mı? 5'ten fazla izleyenler el kaldırsın: tango & cash (1989)
    pekiyi arnold'ın aksiyon komedileri: twins (1988)
    danny de vito'nun: "ne! ben genetik bir artık mıyım?" repliği yeter be...
    (mahallede arkadaşlar arasında bu filmden en çok bu espriyi anlatıp anlatıp gülmüştük)
    ileride aksiyon filmleri ile unutulmazlar arasına girecek keanu reeves'in şöhret olduğu komedi filmi mesela:
    bill & teds excellent adventure (1989)

    jim carrey'i şöhret eden:
    ace ventura (ben eh yuh artık demiştim bu kadar düşük puanda olduğunu görünce)
    tabi tepki oyları da topladığı için komedi sevmeyenlerden bir çok iyi komedisi hep diplerdedir plastik suratın:
    yes men
    liar liar
    hadi bunların hiç birine hiç gülmedim dedin şuna gülmeden geçebilir misin:
    me, myself & ırene

    o kadar komik olmasa da: fun with dick and jane (2005)

    steve martin'in bir çok baş yapıtını ıskalarsınız...
    yani ben steve martin filmlerine çok gülerim.
    bowfinger filminde bir kaç sahne insanı kahkaha krizine sokabilir. bir kaç dost bu filmi izlerken eddie murphy'nin karşıdan karşıya geçtiği "figüranlar da çok iyiymiş" lafından sonra filmi durdurmuş dakikalarca gülmüştük.
    tree amigos hele süper bir komedidir. ekip de çok sağlamdır bu fimde üstelik. imdb64
    pembe panter'leri komik olsa da bir takım peter sellers hayranlarının boykotuna uğramıştır bence.
    iyi polis - kötü polis sahnesine gülmeyenin mizah duygusundan şüphe ederim.
    l.a. story'de baş yapıtlarından biridir steve martin'in
    sinema tarih'inde en azından farklığı ile bir baş yapıt olarak algılanması gereken çok sevdiğim filmidir:
    dead men don't wear plaid isimli filmi üstadın.
    yahu en azından kadın oyları ile coşması gereken bi father of the bride (1991) var...

    bir takım festival komedi baş yapıtları da imdb'de yukarılarda göremezsiniz:
    örnek:
    a cock and bull story (2005)

    a cock and bull story (2005)
    tristram shandy: uyduruk bir öykü
    2006 istanbul film festivali en iyi film ödülü
    film tristram shandy'nin romanını kendi mizahına yakın bir üslupla uyarlıyor... tıpkı man on the moon filminin başında filmi özetler gibi bir andy kaufman mizahı olduğu gibi... filmin iç içe iki film olması bana noises off... (oyunun oyunu)u anımsattı... ama filmin bütünü daha çok adaptation filmine benziyor... anlatıcının olması ve yabancılaştırma efektinin çok olması baabında bir epik film denilebilir... ama postmodernzmin temel edebi eseri olarak görüldüğünden kelle sanırsam filmi de postmodern olarak adlandırmayı yee tutmuşlar...

    hele romantik komediler iyice diplere doğru yol alır:
    hanry sally ile tanışınca dışında benim için en iyi romantik komedi film adayım şudur:
    forget paris (şu an bu filmden on espri ezberimden sayabilirim)
    forget paris bir romantik komedi baş yapıtıdır.
    forget paris bir gag baş yapıtıdır.
    forget paris bir diyalog baş yapıtıdır.
    forget paris diyorum.... ya şu filmde gözünüz yaş gelinceye kadar gülmeyenin tek açıklaması vardır "depresyon"

    hele hele the money pit (1986) ben arkadaşımla tekrar izlediğimde cam sehpasını ortadan ikiye bölüyordum.
    bir evin çileden çıkardığı çift.
    iki sekans vardır.
    1 mutfakta ışığın yanması ile başlayan kazalar zinciri
    2 ayna dolabını açınca kadının doğum kontrol haplarını veren işçi ve suyun gelmesi ile başlayan sekans.
    üst üste gaglar içerir.
    tom hank'in küçücük bir çocuk heykelin pipisinden doldurduğu kovalarla yıkanmak isterken tabanın çökmesi, ya da şömiye atılan bir odun ile tüm bacanın çökmesi seyirciyi krize sokar.

    date night 2010
    imdb65
    * çift palyaçolu filmler...
    * yanlış anlaşılmalar komedyası

    50 first dates da fena değildir romantik komedi olarak...
    imdb68
    bu dünyadaki ikinci büyük penis esprisi!

    billy crystal konusunu çoktan açmıştık. bir romantik komedi baş yapısı forget paris ve çok iyi düşünülmüş psikiyatrist - italyan mafya babası komedisi analyze this yukarıda bahsettiğimiz filmleri üstadın.
    billy crystal'da steve martin gibi çok güldüren ama raiting alamayan bir oyuncu- senarist- komedyen
    city slickers (1991) filmi güzel bir filmdir ve ikincisi de çekilmiştir. diyaloglar içinde zekice espriler vardır. zaten billi crystal'ın olayı da budur, zekice espriler ve gülümseten hikayeler vardır.

    throw momma from the train
    imdb61
    billy crystal
    anne ramsey
    kötü anne rolünde harikalar yaratmış ve hem oskara aday olmuş hem de bu rolüyle bir başka ödülü almaya bilmiş...
    film bir melez film... iki senaryo harmanlanmış ama senarist harika bir şey ortaya çıkarmayı başarmış
    birincisi: çapraz cinayet fikrinin alındığı strangers on a train 1951
    ikincisi: karısını öldürmemesine rağmen öldürmüş pozisyonuna düşen bir sanatçı temasının kullanıldığı how to murder your wife 1965
    * film senarist olmak isteyenler için "adaptation" kadar epik ve harika bir senaryosu var...
    * hikayeniz denizcilik üzerne ise o şey dediğiniz terimleri bilmeniz gerekiyor... eğer hiç denizcilik tecrübeniz yoksa böyle bir hikaye yazmamalısınız...
    * 100 yatmak istediğim kadın diye bir hikaye olamaz... bu saçma sapan bişii!
    * bak hikayenin iki kişi arasında geçiyor ve birisi daha hikayenin başında ölüyor... katili bulmak çok zor diil... şapkalı adam diğer şapkalı adamı öldürmüş çok belli... üstelik ikisinin de adı corç... daha yaratıcı olmalısın...
    sinema tarihinin en iyi hikayelerinden birini gizler annemi trenden nasıl atarım filmi.
    * sana para kolleksiyonumu gösterebilir miyim... halıyı kaldırır... bak bu benim para kolleksiyonum... (iki tane bir dolar 3 tane 25 sent... paraların anlamları olduğu için sakladığını, böyle bir para kolleksiyonu olduğunu öğrenince acaip duygulanıyorsun... )

    zaz komedileri ve absürt sinema:
    bir dönem sinemada coştuğumuz zaz filmlerinin de hiç biri neredeyse 70 üzeri puana sahip değildir.
    hatta bu türe benzer diğer absürt komediler de:
    the hitchhiker's guide to the galaxy (2005) diyip susmak lazım ya neyse...
    bu film bir baş yapıt!

    çıplak silahlar...

    uçaklar özellikle uçak 2 - airplane ıı the sequel (1982) ay üssündeki sahne
    sandalyeden düşürür.

    zucker'ın rat race (2001) (ben bu filmleri yüz kere izlesem deli gülüyorum ya)
    tüm komedyenlerin bir filmde toplandığı, tim burton'ın batman'leri gibi şöhret dolu bir film rart race.
    bunlar bizi sinemada en çok güldüren filmler. komedi efsaneleri resmen.

    tanrılar çıldırmış olmalılar...
    (hele hele ikincisini 7.0'ın aldında görerek şok oluyor insan)

    gene bir afrika komedisi diyebileceğimiz cool runnings - üşütük popolar'da imdb'si 69 ile bizim bu ağımıza takılmış gayet eğlenceli bir filmdir.
    "eğer kafanın ortasında bir çizgi çizersem kafam kıçıma benzer" esprisi ve olimpiyat başvurusunda ülke olarak jamaika denildiğindeki suratlar görmeye değerdir. üstelik olay gerçek bir hikayeye dayanmaktadır.

    mel brooks'un high anxiety gibi bir çok filmini izleyemez 70 üstücüler, ya da ne bileyim
    woody allen'ın gerçekten çok gülenen filmlerini de...
    small time crooks (2000)
    hollywood ending
    new york stories (1989) woody babanın burada bulutlar üzerinden şehre konuşan annesi hikayesi kaç tane reklamda kullanıldı... deli komiktir o hikaye...

    idiocracy- ahmaklar (2006)
    imdb:64
    filmin konusu: zeki çiftler çocuk yapmanın sorumluluğunu almıyorlar ve böylece aptallar daha çok ürüyor... zeka'nın ırsi olduğunu varsayan senaristimiz git gide ıq'nun düşmesini 500 yıl sonra idiotlarla dolu bir dünya olmasını kurgulamış... bir askeri üste deney yapan bilim adamları ilk deneyde bir aptalı kullanıyorlar... lakin o kardeş gelecekte bir süper zeka oluyor... hastane sahnesi filmin zirvesi... hastane yazısını bir ilk okul çocuğu gibi sığdıramayan mimarlar yana doğru kaydırarak bir çözüm üretmişler... çok güldüm... o hastanenin penceresinden dışarı baktığındaki manzara ise şu:

    filmin kalanı berbat... buraya kadar izlebilecek komiklikte... gelecekte aptalların olması dünyayı sadece şiddet ve her şeye gülmeye yöneltmiş... bu da aristoyu doğrular bişii...

    mr. bean'lerde uçar maalesef:
    bean (1997)
    mr. bean's holiday (2007) ki ben şu filmin otostop sahnesini sinema tarihinin komik sahneleri listesine sokarım.

    jack lemmon - walter matthau ikilisinin filmleri bir kere daha maalesef.
    out to sea (1997)

    bir çok drama ağırlıklı komedi de sırf komik olduğu için ıskalanır:
    patch adams (1998) robin williams'ın bir çok komedisi de 70 altında mesela ben man of the year (2006) filmini de severim adamın...
    white men can't jump (1992)
    dick tracy (1990) de fena değildir

    aksiyon romantik komedi dalında bir avangart yapım:
    mr. & mrs. smith (2005)

    seriye bağladığında berbat hale gelmiş bir takım filmlerinde ilk filmleri ki çok komiktir gerçekten bu 70 barajının altında kalırlar:
    police academy (1984)
    amerikan pastası
    scary movie (2000)

    diğer aklıma gelenler:
    anger management
    space jam (1996)
    seinfeld hayranları için bee movie
    starsky & hutch (2004) bu filmin hapishane sahnesine deli yarılmıştım.
    we're no angels (1989)
  • (bkz: hot tub time machine)

    komedi; girdikleri jakuzinin kısa devre yapması sonucu 80'lere ışınlanan bir grup salağın hikayesi, çok gülmüştüm, 2 kez izledim.
  • imdb puanı 7'nin altında olan en iyi 100 film

    izlememizin tavsiye edildiği bir film hakkında küçük çaplı bir araştırma yaparken önce ekşi'deki* yorumlara göz atıyor, ardından filmin imdb sayfasına bakıyoruz ve eğer filmin düşük bir puana sahip olduğunu görürsek çoğunlukla o filmi izlemekten vazgeçiyoruz.

    doğrusu bu çok da hatalı bir tutum değil, çünkü bu tutum bizi çoğu zaman kötü film izlemekten kurtarabilir. ama bununla beraber yalnızca çoğunluğun beğendiği filmlerle muhatap olmamıza ve bazı muhteşem filmleri hiçbir zaman keşfedemememize de sebep olabilir.

    aşağıya karaladığım listedeki filmlerin hepsi için 'muhteşem' diyemem, ama hiçbirinin aldığı puanı hak etmediğini ve film izlemeyi seven herkesin tüm bu filmlere muhakkak bir şans vermesi gerektiğini rahatlıkla söyleyebilirim. şimdiden iyi seyirler.

    ---

    1) spider (2002) - (david cronenberg) - 6,8
    psikiyatrik tedavi için uzunca bir süre klinikte yatan genç bir adam sonunda doğu londra sokaklarına geri döndüğünde tanıdığı sokakların sesleri, görüntüleri ve hatta kokuları onda çocukluğuna dair gömülü kalmış hatıraları canlandırır ama bazıları için aklını kaybetmekten daha kötü bir şey varsa o da ona geri kavuşmaktır.

    2) we the animals (2018) - (jeremiah zagar) - 6,9
    manny, joel ve jonah, mütevazi bir yaşam süren ebeveynleri ile şehir dışında yaşayan üç kardeştir. genellikle kendi hallerine bırakılan üç kardeş, büyürken kendi yollarını bulmaya çalışır. manny ve joe, zaman içerisinde babalarına benzerken, en küçükleri olan hayalperest jonah, yaşadığı yerden kaçma ihtiyacı hissetmeye başlar.

    3) laitakaupungin valot (2006) - (aki kaurismäki) - 6,8
    chaplin'in şaşkın kahramanlarına benzeyen koistinen, hayatın zor koşullarında ilerleyebilmek için küçük fırsatların peşindedir. fakat iki dostu ve toplumun acımasız güçleri, koistinen'in en basit hayallerini bile birer birer yok etmeyi kendilerine iş edinmişlerdir.

    4) a ghost story (2017) - (david lowery) - 6,8
    kaybın, geriye kalanların, aşkın ve varoluşun korkunçluğunun keşfine çıkan filmde yakın zamanda ölmüş, beyaz çarşaflı bir hayalet, evine dönerek karısına ulaşmaya çalışır.

    5) at eternity's gate (2018) - (julian schnabel) - 6,9
    vincent van gogh'un hayatını ve arles'teki son zamanlarını konu alan film, ünlü ressamın hayatının bilinmeyenlerine de değiniyor.

    6) stay (2005) - (marc forster) - 6,7
    sam foster, işine kendini adamış new york'lu bir psikiyatristtir ve 21'inci yaşını doldurduğu gün intihar etmeyi düşünen bir hastasını bu intihardan kurtarmaya çalışmaktadır. fakat hastası genç henry lethem'in intihar arzusunun ardında gerçek ötesi bir gizem saklıdır. sam, henry'nin hayatının derinlerine indikçe hayal gücü ile gerçeklik arasındaki sınırlar ortadan kalkmaya başlar.

    7) vanilla sky (2001) - (cameron crowe) - 6,9
    imrenilecek bir hayat yaşayan david aames, günün birinde hayatının kadınıyla(sofia) tanışır ancak kısa bir süre sonra yaptığı bir hata hem sofia’yı kaybetmesine neden olur hem de hayatındaki her şey oldukça karmaşık bir hal alır. david bir yandan sofia’ya tekrar ulaşmaya çalışırken bir yandan da zihinini kemiren bu karmaşıklığa bir çözüm bulmalıdır.

    8) i'm thinking of ending things (2020) - (charlie kaufman) - 6,6
    erkek arkadaşı jake'le birlikte onun ıssız bir bölgede yaşayan ailesiyle tanışmak için yolda olan genç kadın bir yandan da ilişkilerini bitirmeyi düşünmektedir. jake beklenmedik bir şekilde farklı bir yola sapınca ikili arasında bir gerginlik yaşanır. çiftliğe vardıklarındaysa jake'i tanıdığını sanan genç kadın aslında durumun bambaşka olduğunu anlar.

    9) ironweed (1987) - (hector babenco) - 6,7
    helen new york’ta yaşayan, evsiz, eski bir şarkıcıdır. içkiye düşkünlüğü, girdiği kötü ilişkiler ve başına gelen talihsiz olaylar sonucu sokaklarda yaşamaya başlamıştır. kendisi gibi evsiz olan francis de bir karısı, ailesi, hatta torunu olmasına rağmen evinde yaşamak yerine sokakları tercih etmiştir. geçici bir iş ve karnını doyurmak için yaşam mücadelesine giren birçok umutsuz insan da, tıpkı francis ve helen gibi fırtınalı bir hayatın içinde, büyük bir sefaletle baş başadırlar. amerikan rüyasının kabustan ibaret olan diğer yüzü...

    10) what dreams may come (1998) - (vincent ward) - 6,9
    chris ve annie, birbirlerine delicesine aşık bir çifttir. kendi kurdukları pembe dünyalarında gayet huzurlu bir biçimde yaşamaktayken bir otomobil kazasında çocukları ölünce büyük bir depresyona giren annie'yi chris'in sevgisi ve şefkati yaşama bağlar. ancak günün birinde chris de ölünce, bunca acıya daha fazla dayanamayan annie kendi canına kıyar. karısıyla cennette buluşacağını uman chris, onun cehenneme gönderildiğini öğrenince cenneti terkeder ve karısını kurtarmak için cehennemin derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkar.

    11) blind (2014) - (eskil vogt) - 6,8
    yazarlık yapmakta olan ingrid, görme yetisini kaybeder ve onun için yeni bir hayat başlar. kör olmasıyla birlikte seslere olan hassasiyeti artar ve bundan keyif alır. doğanın sesini dinlemek ona farklı bir huzur verir ve hatta araba sesi ya da radyo sesleri dahi günlük hayatın melodisi gibi gelir. ancak yanlarına taşınan yeni komşuları zamanla ingrid'i tedirgin etmeye başlar. sesler içerisinde akıp giden zamanda ingrid, hayal ve gerçeği ayırt etmeye çalışırken, bu sırada akli dengesini de korumak için büyük çaba sarf eder.

    12) i'm still here (2010) - (casey affleck) - 6,2
    2008 sonbaharında hiç beklenmedik bir anda emekli olduğunu açıklayan ve kendisini bir hip-hop müzisyeni olarak yeniden keşfetmeye karar veren joaquin phoenix'in hayatından oldukça çalkantılı bir kesit. iki kafadarın (joaquin ve casey) tüm dünyayı trolleme deneyi. oldukça keyifli bir mockumentary.

    13) the beaver (2011) - (jodie foster) - 6,6
    walter black hem iş hem de aile yaşamında birtakım sorunlar yaşamakta ve ciddi anlamda depresyonla boğuşmaktadır. eski mutlu günlerine kavuşmak için her yolu deneyen black, en sonunda el kuklası şeklindeki bir oyuncak kunduz sayesinde hayata yeniden tutunmaya başlar.

    14) the voices (2014) - (marjane satrapi) - 6,3
    yıllardır bir kadının ilgisi için çırpınan tuhaf ama sevimli jerry hickfang'in hayatına giren bir kadın her erkeği olduğu gibi onu da değiştirmeye başlar. ilişkileri aniden tehlikeli bir hal alınca da jerry’nin kötü kedisi ile iyiliksever köpeği onu nihai kurtuluşa götüren fantastik bir yola sokar.

    15) la nuit a dévoré le monde (2018) - (dominique rocher) - 6,0
    partilediği bir gecenin ardından uykusundan uyanan sam, tüm şehirde kendisi dışında herkesin zombiye döndüğünü görür. korku içerisinde kalan genç adam kaldığı binanın içerisine barikat kurarak kendisini yaşayan ölülerden korumaya çalışır. fakat bu sandığı kadar kolay değildir. istilanın yanı sıra sessizlik ve yalnızlık içerisinde ne kadar süre dayanabileceğini düşünen sam gerçekten istiladan kurtulabilen tek kişi midir?

    16) les frères sisters (2018) - (jacques audiard) - 6,9
    hermann kermit ölecek. commodore emri verdi, eli ve charlie sisters kardeşler gerekeni yapacak. altına hücum amerikası'nın şöhretli tetikçileri onlar. öldürmek charlie'nin doğasında var, sevdiği işi yapıyor. eli ise bir katil için fazla vicdanlı. "belki başka türlü bir hayat mümkündür?" sorusu dönüp duruyor zihninde. kermit'in izinde kaliforniya'daki altın madenlerine doğru yolculuk yaparken şundan emin, bu onun son işi olacak. ama hermann kermit keşke herhangi bir iş olsaydı.

    17) us (2019) - (jordan peele) - 6,8
    adelaide ve gabe wilson çifti, 2 çocuklarıyla kuzey kaliforniya sahil kıyısında bulunan evlerine giderler. tyler ailesi ile geçirdiği bir günün ardından adelaide, ailesinin başına kötü şeyler geleceğini düşünerek paranoyaklaşmaya başlar. ailenin, gece yolda el ele tutuşmuş 4 kişiyi görmesiyle işler daha da garipleşecektir; çünkü gördükleri dörtlü kendilerinin birebir kopyalarıdır.

    18) what they had (2018) - (elizabeth chomko) - 6,7
    bridget, kardeşi nicky’nin ısrarı üzerine chicago’ya gelir. karlı bir kış gecesi tek başına sokağa fırlayan alzheimer hastası annelerinin durumu kötüye gitmektedir. ne yapılacağı konusunda tartışmalar sürerken, ‘hastalıkta ve sağlıkta’ sözüne hala bağlı olan babaları eşinden hiçbir koşulda ayrılmak istememektedir.

    19) mafak (2018) - (bassam jarbawi) - 6,8
    ziad ve remzi, filistin’de el-amari mülteci kampında kalan iki küçük çocuktur. oyun oynarlarken yaşanan bir kaza onların birbirine daha çok bağlanmasına vesile olur. on sekiz yaşına geldiklerinde ise el-amari basketbol takımının yıldız oyuncuları olurlar. her şey yolunda gittiği sırada remzi’nin çapraz ateşte öldürülmesi ziad için büyük bir yıkım olur. arkadaşının intikamını almayan çalışan ziad, israil askerleri tarafından yakalanır. işkence ile geçen on beş yılın ardından serbest bırakıldığında ise yeni hayatına alışması pek de kolay olmaz. geçmişte takılı kalan ziad, modern hayatın altında ezilince her şeyin başladığı yere dönmeye karar verir.

    20) a boy called sailboat (2018) - (cameron nugent) - 6,7
    kendi halinde yaşayan hispanik bir aile küçük çocuklarının olağanüstü yeteneğinden oldukça ümitlidir. sailboat isimli çocuk, hiç anlatılmamış mucizevi bir öyküyü küçük gitarıyla anlatma yetenekleriyle donatılmıştır.

    21) radiator (2014) - (tom fisher) - 6,8
    yaşlanan ebeveynlerle baş etmenin zorlukları hakkında kara mizahla dolu dokunaklı bir dram.

    22) katie says goodbye (2016) - (wayne roberts) - 6,7
    amerika'nın güneybatısında yaşayan 17 yaşındaki iyi kalpli katie, san francisco'da sıfırdan başlayacağı bir hayatın hayalini kurar. ancak başkalarına karşı takıntılı empatisi onu kolay bir av haline getirir. saflığı, iyi niyeti ve hayalperestliği en çok sevdikleri tarafından kullanılmasına neden olur.

    23) indignation (2016) - (james schamus) - 6,8
    marcus messner kasaplık yapan yahudi bir ailenin oğludur. 1951 yılında, küçük ve muhafazakâr ohio kolejinde okumak için new jersey'den ayrılır. kolejde anti-semitizm, cinsel baskı ve devam eden kore savaşına karşı mücadele ederken yavaş yavaş kendini keşfedecektir. film, philip roth’un 2008 yılında yayınlanan "öfke" romanından uyarlanmıştır.

    24) rider jack (2015) - (this lüscher) - 6,4
    jack, yurt dışında yeni bir başlangıcın hayalini kurarken kendini hiç beklenmedik bir şekilde, çocukluğundan beri görmediği ve nefret ettiği babası paul'e bakmak zorunda bulur. paul, alzheimer hastasıdır ve hâlâ yapabiliyorken oğluyla barışmak istemektedir. jack bazı şeyleri hatırlamaktan korkuyordur, babası ise unutmaktan. ikisinin dünyası çarpışır ve isviçre'nin italyanca konuşulan bölgesi ticino'ya yapılan yolculuk, acıyla bastırılmış geçmişe doğru bir yolculuğa dönüşür.

    25) in this gray place (2018) - (r.d. womack) - 4,7
    zorluklarla geçen hayatını düzene koymak için acil paraya ihtiyacı olan aaron bir soygun gerçekleştirir ancak başarısızlıkla sonuçlanan bu girişim çözülmesi zor bazı sorunlar yaratır ve umumi bir tuvalette polislere karşı barikat kurduğu esnada hem halüsinasyonlarla hem de korkunç bir sırla yüzleşir.

    26) irrational man (2015) - (woody allen) - 6,6
    profesör abe lucas duygusal anlamda dibe vurduğu bir dönemde küçük bir kasabaya taşınır ve buradaki üniversitede felsefe dersleri vermeye başlar. dersini alan gençlerden biri olan jill pollard sınıfın en parlak öğrencisidir ve zamanla ikisi arasındaki bir arkadaşlık başlar. jill, sevgilisi roy ile uzun süredir mutlu bir birliktelik yaşasa da abe'i çekici bulmaktan kendini alamaz. abe ve jill birlikte vakit geçirdikleri günlerden birinde bir yabancının konuşmasına kulak misafiri olurlar. abe kadının anlattıklarından fazlasıyla etkilenir ve kendisi de dahil birçok kişinin hayatını derinden etkileyecek bir karar alır.

    27) the winning season (2009) - (jim strouse) - 6,6
    boşanmış ve alkol batağına düşmüş eski bir basketbol yıldızı olan bill'e, indina'daki küçük bir lisenin kız basketbol takımı antrenörlüğü teklif edilince onun için hayata yeniden tutunma ihtimali doğar. emma roberts, rooney mara ve emily rios gibi günümüz yıldızlarının henüz popüler olmadan önce başroldeki sam rockwell'e eşlik ettiği samimi bir film.

    28) om det oändliga (2019) - (roy andersson) - 6,8
    tüm güzelliği ve acımasızlığı, ihtişamı ve sıradanlığıyla hem insan yaşamının hem de varoluşun kırılganlığının sinematik bir yansıması.

    29) en duva satt på en gren och funderade på tillvaron (2014) - (roy andersson) - 6,9
    sam ve jonathan, hayattan bıkmış iki gezgin satıcıdır. ne işleri tıkırındadır, ne de yaptıkları işten memnun oldukları söylenebilir. en sonunda bu gidişi değiştirebilmek için taktik değiştirmeye, insanlara daha cafcaflı laflar etmeye, icabında yalan söylemeye karar verirler.

    30) permanent vacation (1980) - (jim jarmusch) - 6,2
    yaşam felsefesini çok erken oluşturmuş ve kendi ayakları üstünde durmaya alışmış bir genç olan allie, 80'li yılların manhattan'ında hayatını müzik ve graffiti arasında amaçsızca sürdürmektedir. sürekli bir işi olmayan, kalıcı ilişkilere giremeyen ve lower east side caddelerinden başka kalacak gerçek bir evi olmayan delikanlı, devamlı yeni insanlarla tanışıp oradan oraya sürüklenen gerçek bir 'aylak'tır. film, kendini "sürekli tatilde olan bir turist" olarak tanıtan allie'nin yaşamından kısa bir kesiti yansıtır.

    31) liverpool (2008) - (lisandro alonso) - 6,4
    32) and breathe normally (2018) - (isold uggadottir) - 6,9
    33) japón (2002) - (carlos reygadas) - 6,9
    34) réparer les vivants (2016) - (katell quillévéré) - 6,8
    35) sangatsu no raion (1991) - (hitoshi yazaki) - 6,8
    36) sorry to bother you (2018) - (boots riley) - 6,9
    37) wildlife (2018) - (paul dano) - 6,8
    38) all is lost (2013) - (j.c. chandor) - 6,9
    39) the daughter (2015) - (simon stone) - 6,6
    40) nam-mae-wui yeo-reum-bam (2019) - (yoon dan-bi) - 6,9
    41) flic (2005) - (masahiro kobayashi) - 6,9
    42) transit (2018) - (christian petzold) - 6,9
    43) hei yan quan (2006) - (ming-liang tsai) - 6,9
    44) kôhî jikô (2003) - (hsiao-hsien hou) - 6,8
    45) mother! (2017) - (darren aronofsky) - 6,6
    46) trys dienos (1991) - (sharunas bartas) - 6,8
    47) you're ugly too (2015) - (mark noonan) - 6,7
    48) louder than bombs (2015) - (joachim trier) - 6,6
    49) love story (1970) - (arthur hiller) - 6,9
    50) arctic (2018) - (joe penna) - 6,8
    51) ex drummer (2007) - (koen mortier) - 6,9
    52) the autopsy of jane doe (2016) - (andré øvredal) - 6,8
    53) the invention of lying (2009) - (r. gervais & m. robinson) - 6,3
    54) incompresa (2014) - (asia argento) - 6,6
    55) jisatsu sâkuru (2001) - (sion sono) - 6,5
    56) the good girl (2002) - (miguel arteta) - 6,4
    57) the kindergarten teacher (2018) - (sara colangelo) - 6,7
    58) jack goes boating (2010) - (philip seymour hoffman) - 6,3
    59) mia madre (2015) - (nanni moretti) - 6,8
    60) the double (2013) - (richard ayoade) - 6,5
    61) marvin's room (1996) - (jerry zaks) - 6,7
    62) jude (1996) - (michael winterbottom) - 6,9
    63) get on up (2014) - (tate taylor) - 6,9
    64) this is the end (2013) - (e. goldberg & s. rogen) - 6,6
    65) the harder they fall (2021) - (jeymes samuel) - 6,6
    66) enemy (2013) - (denis villeneuve) - 6,9
    67) my name is emily (2015) - (simon fitzmaurice) - 6,5
    68) i see you (2019) - (adam randall) - 6,8
    69) eden lake (2008) - (james watkins) - 6,7
    70) the vanishing (2018) - (kristoffer nyholm) - 5,9
    71) the bookshop (2017) - (isabel coixet) - 6,5
    72) the weather man (2005) - (gore verbinski) - 6,6
    73) dragged across concrete (2018) - (s. craig zahler) - 6,9
    74) der trafikant (2018) - (nikolaus leytner) - 6,4
    75) to rome with love (2012) - (woody allen) - 6,3
    76) the clovehitch killer (2018) - (duncan skiles) - 6,5
    77) my girl (1991) - (howard zieff) - 6,9
    78) the highwaymen (2019) - (john lee hancock) - 6,9
    79) run all night (2015) - (jaume collet-serra) - 6,6
    80) a walk in the woods (2015) - (ken kwapis) - 6,3
    81) measure of a man (2018) - (jim loach) - 6,4
    82) the 33 (2015) - (patricia riggen) - 6,8
    83) yesterday (2019) - (danny boyle) - 6,8
    84) bad taste (1987) - (peter jackson) - 6,5
    85) jersey boys (2014) - (clint eastwood) - 6,8
    86) free state of jones (2016) - (gary ross) - 6,9
    87) le redoutable (2017) - (michel hazanavicius) - 6,6
    88) labor day (2013) - (jason reitman) - 6,9
    89) after the wedding (2019) - (bart freundlich) - 6,3
    90) horrible bosses (2011) - (seth gordon) - 6,9
    91) extremely loud & incredibly close (2011) - (stephen daldry) - 6,9
    92) l'intervention (2019) - (fred grivois) - 6,3
    93) ladder 49 (2004) - (jay russell) - 6,5
    94) lolita (1997) - (adrian lyne) - 6,8
    95) ai amu a hîrô (2015) - (shinsuke sato) - 6,8
    96) daha (2017) - (onur saylak) - 6,8
    97) ghostland (2018) - (pascal laugier) - 6,4
    98) i'm not here (2017) - (michelle schumacher) - 5,6
    99) rebel in the rye (2017) - (danny strong) - 6,7
    100) gişe memuru (2010) - (tolga karaçelik) - 6,4
  • biri 10.000 bc'yi örnek vermiş. sizin yapacağınız ankete sıçayım. ortalamasının 5 olması bile sinema tarihine hakaret lan.

    artık anketler bile bozdu.
  • her sene bir yenisini yapmaya çalıştığım liste. hayır, asla öyle bir amacım yok(tu), sadece denk gelmiş. listenin kalanı aşağıdadır:

    (bkz: imdb puanı 7.0'ın altında olan muhteşem filmler/@nice tnetennba)

    hell house llc: 6,4/10

    en iyi found footage listelerinin neredeyse hepsinde görebileceğiniz hell house, yapım yılı sebebiyle çok eski bir film olmamasına rağmen seriye dönüştü. sabah akşam hell house öven hayranları var, kim bunlar bilmiyorum. etrafın handy kamerayla çekilmiş filmlerle dolup taştığı şu günlerde gerilimin hakkını veriyor. bilhassa sonlara doğru nefesimi tuttum, çok iyiydi. kıyım, ürkütücülük, şerefsizlik, dost kazıkları, korku evi, "saçmalama canıtın o evde ecinni yok sana öyle gelmiştir, aaaaa korkunçlu karı :( lan:("lı filmleri seviyorsanız tavsiye ederim.

    ginger snaps: 6,8/10

    evvela, sizlere filmin post mortem ve olay yeri fotoğrafçılığı konusunda çıkardığı mükemmel işi göstermek isterim. intro'yu "ahh qelbim" diye heyecanlanarak izlemiştim. kısaca filmin konusundan bahsetmek gerekirse kafayı ölümle, kanla bozmuş iki kız kardeşten birini kurt adam ısırıyor. film, ergenlik hezeyanlarının, goth'luk, emo'luk yıllarının tepe noktası. cinselliği keşfetmeyi, regl olmayı; yani kadın bedeninin dönüşümünü hayvansal-içgüdüsel boyutta anlatmış.

    cheap thrills: 6,7/10

    var mısın arif'ın favori filmi. para ve iddia söz konusu olduğunda insanların ne kadar ileri gidebileceğini anlatıyor. ileriden kastım, bir ton korku/gerilim filmi önermişiz, hakkında konuşmuşuz-etmişiz. ben bile özellikle bir sahnede, evet o sahnede öğürdüm. onu yapmayın bari dedim, yaptılar. yapmasaydınız keşke. iddiaların kimisi inanılmaz rahatsız edici, sabrınızı sınıyorlar yemin ederim. filmden beklentim beni oturduğum yerde iğrendirmesi ve kısa süreliğine de olsa içine çekmesiydi. bunu başardı; teşekkürler.

    come to daddy: 6/10

    elijah wood, oyunculuk kariyerine değişik duğişik yapımlarla devam ediyor. o absürdlüğü, come to daddy'de görebilmek beni mutlu etti. norval'ın saf hareketlerine, tedirginliğine güldüm başta. saflığın şiddete karıştığı, şiddetle birlikte çözümlenmeye çalıştığı sahneler geldi ardından. elijah wood oyunculuğu sayesinde hem komedinin, hem gerilimin hakkı verilmiş.

    as above so below: 6,2/10

    onlarca found footage film izledim. yeri geldi zombi oldular, yeri geldi elalemin çoluğuna çocuğuna sataştılar. her türden, her çeşidini yaladım yuttum. bir noktada hepsi birbirinin aynısı gibi. büyük bir ama geliyor. as above so below, türün klişelerine rağmen kalbimin bir numarasıdır. simya mı dedin? var. klostrofobi mi dedin? var. peki ya antik mısır? onu da ekle canım. yeraltı mezarı he mi? evet evet. macera mı, gizem mi? yakışıklı define avcıları mı? hehehe, hohoho. hepsini birleştirdin miydi sonuç as above so below'dur. beğenmeyenlerin canı sağ olsun(puh).

    copycat: 6,6/10

    sigourney weaver ve holly hunter 'ın oynadığı kadın karakterler üzerinden kurgulanmış film. copycat mevzusu ile zıtlıkların birleşimi/ortaklığı sağlanıyor. seri katil kimdir temalı, özünde birbirinin aynısı polisiye filmler izlemekten gına gelmişti. the woman in the window'da karakterin agorafobisini başarılı bir şekilde oturtamamışlardı bence. copycat'te agorafobiden muzdarip karakter nasıl yazılır, bir olayın içine nasıl oturtulurun dersi verilmiş.

    red state: 6,2/10

    kevin smith, yıllardır ekmeğini yediği seriyi ve evreni bırakıp yeni türler denemeli artık. gerçi tusk'ın sonunu zor getirebilmiştim. film, waco kuşatması'nın yandan yemiş versiyonu. beyni yıkanmış dinciler, kafayı kırmış kült liderleri ve işkence anahtar kelimeleri ilginizi çekiyorsa izleyin derim. akabinde wild wild country ve jonestown the life and death of peoples temple belgeselleri ile hayattan aldığınız iki gıdımlık zevki eksilere çekebilirsiniz. onların puanı 7'den düşük değil.

    vicious fun: 6,6/10

    görüntü yönetmenini, sanat yönetmenini alnından öperim. etraf devasa bir synthesizer'a dönüşse de 80'lere götüren filmlere kafadan 10 puan veriyorum. sonra puanım gittikçe düşüyor. vicious fun, mükemmel başladı. korku/komedi mi? korku filminin içinde korku filmi mi, seri katiller destek grubu mu? her bir soru, beklentimin yükselmesine sebep oluyordu. sonlara doğru filmin hızı mı düştü, gerçeğe mi döndüm bilmiyorum.... kırıldım biraz... neyse, boş geçmek istemedim. her şeye rağmen seni tanımak güzeldi.

    severance: 6,5/10

    biz mükemmel bir ekibiz, biz bir aileyiz tarzı klişelerle dalga geçen çok sağlam bir korku/komedi filmi. christopher smith'in yaptığı tüm işler, türe olan bağımı sağlamlaştırıyor. canım benim.
  • hiç birisi muhteşem filmler olmasa da, gene de izlenebilecek, güzel filmlerdir.

    (bkz: taxi)
    (bkz: vanilla sky)
    (bkz: basic ınstinct)
    (bkz: love story)
    (bkz: pretty woman)
    (bkz: yes man)
    (bkz: cruel ıntentions)
    (bkz: great expectations)
    (bkz: the mask)
    (bkz: top gun)
    (bkz: this ıs the end)
    (bkz: enemy)
    (bkz: dirty dancing)
    (bkz: the devil wears prada)
    (bkz: the girl next door)
    (bkz: gangster squad)
    (bkz: 50 first dates)
    (bkz: saturday night fever)
    (bkz: panic room)
    (bkz: sleepless in seattle)
    (bkz: the hitchhiker's guide to the galaxy)
    (bkz: bridget jones's diary)
    (bkz: the proposal)
    (bkz: don jon)
    (bkz: bruce almighty)
    (bkz: awake)
    (bkz: 17 again)
    (bkz: the ıron lady)
    (bkz: mona lisa smile)
    (bkz: date night)
    (bkz: deep ımpact)
    (bkz: just visiting)
    (bkz: not another teen movie)
    (bkz: ı know what you did last summer)
    (bkz: ghost ship)
  • imdb puanı 7'nin altında kalmış filmlere karşı özel bir ilgim var. o yüzden bu başlık benim, dilediğimce at koşturmamı sağlıyor. evet, çoğu korku-gerilim filmi izlenmeyecek kadar kötü; fakat aralarından cevherler de çıkabiliyor. imdb kullanıcıları dram, aksiyon, savaş vb etiketlere sahip filmlere puanı basar, olan şuncacık bütçeyle çekilmiş bağımsız filmlere olur.

    1) murder party: 5,9/10

    yolda yürürken travesti kartviziti değil de cadılar bayramı için kostümlü parti düzenlendiğiyle alakalı bir davetiye bulan karakter, "du bahayım yalnız kalmak yerine şu partiye bi katılayım" deyu düşünüyor. gittiği partide başına gelen her şey çok komik. yan karakterler dahil kimsede iki gıdım akıl olmadığı için diyaloglar, olaylar absürt. bu yüzden çok başarılı. 'komedi' etiketiyle piyasaya sürülen çoğu filmden fazla güldürüyor.

    2) boarding school: 5,7/10

    puanına kesinlikle aldanmamanız gereken, iyi işlenmiş bir film. professor xavier's school for gifted youngsters'tan hallice, yatılı bir okulda meydana gelen olaylar anlatılıyor. son zamanlarda çocuk oyuncuları baz alan korku-gerilim filmleri güzel iş yapıyor. iyi de bir twist'i var. baştan sona gizemini koruyan, ürkütücü bir iş çıkarmışlar. başta, iki saatlik süresi, türüne göre fazla deyu düşünmüştüm; değilmiş. göt olmayı seviyorum.

    3) incident in a ghostland: 6,4/10

    martyrs'in senaristi ve yönetmeni pascal laugier'e ait, başarılı bir psikolojik gerilim filmi. evet, martyrs kadar başarılı değil, evet martyrs kendi türünde özel bir filmdir; fakat ghostland'i de ayrı tutmak gerekir. anne ve iki kızı, rob zombie filmlerini aratmayan bir eve taşınıyor. aynı günün gecesi, işler gerçekten de rob zombie filmlerine dönüyor. olayları, tam vaktinde açıklayıp aptalca bir twist yapmaya çalışmadıkları için teşekkürlerimi sunuyorum.

    gereksiz bilgi: vera'nın gençliğini oynayan taylor hickson, sette kaza yaşamış ve yüzünde kalıcı izler oluşmuş. yönetmene ve yapım şirketine dava açmış.

    4) aterrados: 6,5/10

    ömrü hayatım boyunca korku filmlerini 'korkmak' için izlemedim. korku filmleri beni her zaman eğlendirdi, güzel vakit geçirmemi sağladı. aterrados'u da aynı amaçla izlemeye başlamıştım; fakat birkaç sahnesinde çok korktum he. hangi sahneleri olduğunu izleyince anlarsınız. o neydi anasını satayım... adamı altına sıçtıran ilk yarım saatten sonra temposu düşmeseymiş keşke.

    5) we go on: 5,8/10

    we go on'un 5,8 puanda kalması, imdb puanlarını neden dikkate almamanız gerektiğinin bir göstergesi. sike sürülecek aklı olmayan çiftlerin osuruktan problemleri için çekilmiş, birbirinin aynı sürüyle film varken, we go on nasıl 5.8 alabiliyor?

    filmin başkarakteri, ölümden çok korkan bir adam. ölümden sonra yaşam var mı, yok mu fikriyle kafayı yiye yiye dışarı çıkamayacak hale gelmiş. derken, bir gazeteye, "beni ölümden sonra yaşam olduğuna inandırmayı başarabilecek ilk kişiye 30bin dolares vereceğim" deyu ilan veriyor. ondan sonra gelsin manyakça vidyolar, tuhaf tuhaf tipler... ve güzel bir son.

    6) bad taste: 6,7/10

    lotr, hobbit, orta dünya diye diye başının etini yediğiniz peter jackson'ın uzun metrajlı ilk filmi. adamın lotr öncesi tüm filmleri o kadar başarılı ki acaba içinden "ulan benim başka filmlerim de var eccük onları konuşsanız ya pezevenkler" diyor mudur deyu düşünürüm arada. adam, eşi dostu toplayıp yeni zelanda'nın yemyeşil kasabalarından birinde absürt uzaylı filmi çekmiş, el emeği göz nuru şaryo'lar yapmış, ben artık başka bir şey diyemiyorum.

    7) tarde para la ira: 6,8/10

    hiç beklemeyeceğiniz insanların beklenmedik tepkiler verdiği, beklediğiniz insanların da korkudan ödlerinin bokuna karıştığı bir film. iyi olmuş kötü, kötü olmuş etkisiz eleman. tüm bunları, çat çat adam vurmak yerine, sağlam temellere oturtarak vermişler. yavaş yavaş ilerleyen tutarlı bir işleyişe sahip olduğundan, qelbimin güzel bir köşesine yerleşmeyi başardı.

    8) the devil's candy: 6,4/10

    listenin, sinematografik anlamda en iyi işlenmiş filmi the devil's candy'dir. müzik ve resim, ritüellerin birer parçası haline getirilmiş. korkuyla başlayıp sanata dönmüş. dönüştüğü şeyin sonunu sevmedim bir tek. onun dışına allahuekber diyorum.

    kalan son iki film, cadılık ve büyücülük hakkında:

    9) a dark song: 6,1/10

    film, kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde büyü yapmaya çalışan iki kişinin başına gelenleri anlatıyor. az karakter ve tek mekanı alıp iyi bir iş çıkarabilmek zordur. hele hele elinizde, gerçekliğinden kuşku duyduğunuz bir konu-tema varsa. biz de anneyle birlikteyiz, onun yasını tutuyor, onunla birlikte inanmak istiyoruz. konuyu alıp "yallah cinler yallah kış kış cinler kış kış" rezaletine çevirebilirlerdi, onun yerine 'inanmak istediğimiz' tarafımıza oynamayı tercih etmişler.

    10) pyewacket: 5,8/10

    yukarıda anlattığım benzer teknikleri uygulamış film. a dark song kadar başarılı mıdır? asla değildir. yine de büyünün, cadılığın altında yatan aile dramını başarıyla verdiğini düşünüyorum. izleyen kişiler tarafından farklı algılanabilecek çeşitte bir sona yer verdiği için de gadasını alırım.

    ananıza babanıza büyü yapmayınız.
  • - the house of the spirits (1993) imdb
    pelle erobreren'i çok başarılı bir şekilde beyazperdeye uyarlayan bille august'tan bir başka roman uyarlaması. jeremy irons, glenn close, meryl streep, antonio banderas gibi çok güçlü bir oyuncu kadrosu var.

    -babe (1995) imdb
    dick king smith'in romanında uyarlanan keyifli bir aile filmi. başrolde kaderine karşı çıkan bir domuz var.

    -the birdcage (1996) imdb
    başrolünde robin williams'ın oynadığı çok eğlenceli bir film. hank azaria'nın da enfes performansı var. en çok güldüğüm amerikan filmlerinden biri.

    -liar liar (1997) imdb
    bilmeyenimiz yoktur muhtemelen ama es geçmek istemedim. jim carrey'in erken dönem filmlerinden, belki de içlerinde en komiği.

    -conspiracy theory (1997) imdb
    the catcher in the rye'ı okumama yol açan film. sırf bunun için bile izlenir. mel gibson ve julia roberts başrollerde.

    -he got game (1998) imdb
    basketbol filmi görünümlü ama dram yönü ağır basan bir spike lee filmi. bir başyapıt değil kesinlikle ama ray allen'ı başrol oyuncusu olarak görmek bile yeterli.

    -antz (1998) imdb
    woody allen'ın seslendirmesini yaptığı, madagascar'ı yaratan eric darnell'in yönetmenliğini üstlendiği başarılı bir animasyon filmi. 6.6 puan bu film için fazlasıyla az.

    -any given sunday (1999) imdb
    amerikan futbolu üzerine en başarılı yapımlardan. oliver stone yönetmen koltuğunda. filmi götüren isim ise şüphesiz ki al pacino. bu filmin 7 puan altında olmasını hiçbir zaman anlayamayacağım.

    -jay and silent bob strike back (2001) imdb
    canları sıkıldıkça hadi toplanalım film çekelim diyen kevin smith ve tayfasının en eğlenceli filmlerinden biri.

    -napoleon dynamite (2004) imdb
    bir amerikan komedisi olarak izlediğim en absürtlerinden birisi. seveni çok sever, sevmeyeni 10 dakika zor dayanır. ben seven taraftayım.

    -constantine (2005) imdb
    i am legend ve hunger games'in yönetmeni francis lawrence'tan başarılı bir çizgi roman uyarlaması. keanu reeves başrolde.

    -tenacious d in the pick of destiny (2006) imdb
    çok da sevmediğim jack black'in en sevdiğim 2 filminden biri. ronnie james dio'yu görmek bile izlemek için yeterli bir sebep.

    -he was a quiet man (2007) imdb
    christian slater'ın döktürdüğü, nefis bir kara komedi.

    -role models (2008) imdb
    klasik klişe amerikan komedilerinin ötesinde, fazlasıyla eğlendiren bir komedi filmi. frp var, hem de gerçek hayatta. bir de kiss teması olunca tadından yenmiyor.

    -the imaginarium of doctor parnassus (2009) imdb
    heath ledger'ın son filmi olma özelliğini taşıyan, imgelerle dolu bir terry gilliam filmi. dikkat bu film tom waits içerir.

    -where the wild things are (2009) imdb
    günümüzün en özel yönetmenlerinden biri olan spike jonze'un en underrated kalan yapıtı. bir dipnot, mutlu bir anınızda izlemeyin, çünkü sert bir tokat çarpabilir bu film.

    -the tree of life (2011) imdb
    the thin red line'ın tönetmeni terrence malick'ten sıradışı bir film. başrollerde sean penn ve brad pitt var.
  • genelde komedi filmleridir. cunku nedense komedi filmlerinin puani baya dusuk oluyor. o sebeple ben artik imdb puanlarini degerlendirirken kafamda bikac ekleme cikarma yapiyorum. mesela marvel filmiyse en az iki puan cikariyorum cunku marvel ne yapsa 10 puan basan sacma sapan bi kitle var. antman denen sacmaligin bile 7.3 puani var. animasyonsa 0.5-1 puan arasi cikariyorum. komedi filmiyse de genelde 1 puan falan ekliyorum. bu sadece imdb de degil, tum film kritik sitelerinde boyle. mesela million dollar baby denen sacmalik top 250 icerisindeyken anger management gibi bana gore super bi filmin puani 6.2. imdb'ye cok de seyapmayin yani.
hesabın var mı? giriş yap