şükela:  tümü | bugün
  • "hello everyone.
    well, the new album is finished, and it's coming out in 10 days;
    we've called it in rainbows.
    love from us all.
    jonny"

    "who the fuck is jonny?" diye soranlara, şöyle diyelim... radiohead yeni bir album çıkarıyormuş*. adı da in rainbows olacakmış. 10 ekim'de henüz bir plak şirketiyle anlaşma yapmadıklarından kendi sitelerinden çıkacak gibi görünen bir album bu. yani 10 ekim itibariyle yeni radiohead şarkıları bilgisayarlarımızda, ipodlarımızda ve mp3 playerlarımızda yerlerini alacak. it's gonna be a glorious day!

    discbox olarak çıkacak olan albumun şarkı listesi ise şöyle:

    ilk cd:

    01 15 step
    02 bodysnatchers
    03 nude
    04 weird fishes/arpeggi
    05 all i need
    06 faust arp
    07 reckoner
    08 house of cards
    09 jigsaw falling into place
    10 videotape

    ikinci cd:

    01 mk 1
    02 down is the new up
    03 go slowly
    04 mk 2
    05 last flowers
    06 up on the ladder
    07 bangers and mash
    08 4 minute warning

    sabah sabah bu haberle günüm şenlendi adeta.

    o jonny de bu jonny işte.

    edit: thom, saçlarını karıştırmak istiyorum delice.
    sonra bir ara ikinci cd de dinlenince yazacak çok şey olacak diyor içimden bir his.
  • radiohead'in album fiyatini kendiniz belirleyin fikri ile cok ciddi bir yenilige imza attigi album. maddi olarak zararli gibi gozukmelerine ragmen, wikinomics'e gore bilakis cok daha karli bir is yapmaktadirlar, zira 19.99 euroluk bir albumden sanatciya kalan para yaklasik 72 cent civarindaymis. bu durumda fiyati kendiniz belirleyin yonteminin bile, sanatciya daha fazla para getirecegini kestirmek cok guc olmasa gerek
  • bugün büyük gün. 4 yılı aşkın bir aradan sonra radiohead'in ne olduğunu göreceğimiz gün. "the day the music industry died" diyor elin adamı da. 10.10 tarihi bir gün diyor. ingiltere saatiyle sabah 10.00'da 10 parçanın dijital dağıtımına başlanacak. 10'da 10? it's up to you. gerçekten.

    resmi albüm haberinden 5 gün önce yazmıştım bir plak şirketiyle anlaşmak üzere oldukları dedikodusunun dolaştığını. çok daha şaşırtıcı bir hamleyle ve şaşırtıcı seçeneklerle radiohead, "2008'den önce beklemeyin" dediği albümü 9 gün sonra download'a açacağını söyleyerek ters köşeye yatırdı herkesi. peki yalan mı söyledi? hayır. albüm raflardaki yerini 2008'de alacak gerçekten. işte böyle bir şey radiohead. o kısa basın açıklamasının ardından bütün müzik siteleri aynı gün canlandı, ertesi gün de hemen hemen bütün majör basın organlarında albüm haberi yayımlandı. "the best band in the world" yine hemen hemen bütün metinlerde geçti. bir grup düşünün ki son 10 senenin müziğini tamamen etkilemiş. çorbasına bakacağına alayına isyan demiş herkesi karşısına almış. bir frontman düşünün ki aykırı görüşleri ve kazandığı paranın fazlalığı nedeniyle istihbarat servisleri tarafından takibe alınmış. o grup şimdi müzik endüstrisini değiştiriyor. bunun temelini 4 5 cümlelik bir açıklamayla ve dandik bir web sitesiyle yaptı üstelik. bu sabah saat 10.00'da "şaka yaptık yok böyle bişii" deseler bile bir değişimi çoktan başlattılar. dağıtım şirketleri ciddi bir panik halinde. nine inch nails, oasis, jamiroquai şimdiden radiohead'in yolunu izleyeceğini açıklamış büyük isimler. neden? mevzuubahis olan radiohead. bu büyüklüğün yansıması in rainbows'da da görülüyor elbette. yani içinde ne var ne yok çok da önemli değil; öncelikle bu bir radiohead albümü. bunları bir kenara bırakın da şunu düşünün; bu kadar popüler olup da yüzeysel olmayan, iyi iş çıkaran, kendini tekrarlamayan, yenilikçi olan, bir duruşa sahip, görüşünü sakınmayan, yalakalık yapmayan kaç grup var? yüzyılın en iyi albümünü yaptıktan sonra dejenere olup hayatını yaşamak varken depresyona girip "yesterday i woke up sucking a lemon" diyen kaç kişi var? radiohead sırf bu yüzden bile bi' tane. yirim.

    uzun süre "7. stüdyo albümü" olarak andığımız bu albümün gelişimini yaklaşık 2 senedir merakla takip ediyorum. hele bazı parçalar eski oldukları için, ilk ne zaman dinlediğimi hatırlamıyorum bile. parçaları görücüye çıkardıkları turnelerden onlarca konser dinledim, izledim. bu nedenle şimdiden bir "there there" barındırmadığını söyleyebilirim. zaten in rainbows'un yakın vadede beni sevindiren ilk etkisi de değeri pek bilinmemiş "hail to the theif" harikasının hakkının biraz daha verilmesini sağlaması olacaktır. albümün konser kayıtlarından bende yarattığı genel kanı thom'un "kid a" döneminde üstlerine gidildiğinde söylediği "mutlaka bir gün sizin sevdiğiniz yola döneriz, herkes alman techno'su yapmaya başlarsa gitarlarımızı çıkartırız. merak etmeyin." sözünün zamanının geldiğini düşündürüyor. bunda hande yener'in romeo'sunun etkili olduğunu da düşünüyorum. fakat bu demek değil ki "ok computer" ile in rainbows'u da kıyaslayacak olanlar denyo değildir. aynı dingiller elbette bu albümde de türeyeceklerdir. değişmeyen tek şey kendileri zaten. "yeni albüm fanatikleri" adını verdiğim bir güruh bunlar, sırf radiohead'in değil, birçok grubun başına belalar. senelerce ağızlarından çıkmayan kulaklarından girmeyen grup birden tekrar bir numaralı grupları olur ve hadiseden hiç kopmamış bir edayla sırf "kötü işte hıh" demek için grubun en kült en bilinen albümü ile kıyaslarlar son materyali. enteresan insanlar vesselam. çok ciddiye almamak ve sadece albümü dinlemek lazım.

    radiohead mastering aşamasında harikalar yaratan bir grup. akıl almıyor yani o şarkılar nasıl bir müzik dehasıyla o hale geliyor. videotape, 15 step, arpeggi, jigsaw falling into place, go slowly ve all i need gibi parçalar konserlerdeki halleriyle bile nefis olduklarını gösterdiler. last flowers, reckoner zaten sevdiğimiz b-side'lardı. ve tamamen bu değil. belki de emin olduğumuz tek şey dinlerken de şaşıracağımız. saydıklarımın hepsi indirebileceğimiz 10 şarkının içinde değil ama bu albümde olduklarını biliyoruz. peki daha ne olmalı bir albümde? kaç şarkı iyi olmalı? yani bunlar hep göreceli durumlar. tamam, grup radiohead, beklenti yüksek ve buna bir şey dediğim yok. ben de boşu olmayan iyi bir albüm bekliyorum fakat eleştirirken ve dinlerken ne istediğimizi bilmemizin önemli olduğunu da düşünüyorum. dedim ya bir "there there yok" diye, evet, olduğunu düşünmüyorum. zira olmak zorunda değil. anlatmaya çalıştığım bu. radiohead'in günümüz insanına hak etmediği kadar avant garde müzik sunduğuna inanıyorum. içi boş da değil. bu yüzden dinlerken de bir özen göstermenin gerektiğine inanıyorum. her averaj müzik dinleyicisinin o veya bu şekilde bu albümü temin edip arşivine katması grubun sıradanlığıyla değil, "müzik" denilen şeyle üstün seviyede örtüşmesiyle alakalı bir şey. hani bizlerin beğenip beğenmemesi aslında çok da önemli değil. ingiliz kibrine sahip müzikte toleransı olmayan adamlar bunlar. kötü bir şeyler sunmak yerine dağılmayı tercih edeceklerini adım gibi biliyorum. mesele bunu "radiohead'in her yaptığına tapan dallamalar" seviyesine indirip algılamamakta. radiohead dünyanın en iyi grubuysa, ben dediğim için öyle değil. ola ki albümü dinledim ve beğenmedim. beğenmememin bu albümün kötü olduğu anlamına gelmediğini bilirim. müzik dediğin de böyle dinlenmeli. bunu yapabilseydik belki bugün türk müzik piyasası da biraz gelişmiş olurdu.

    uzun lafın kısası bugün dinleyeceğiz bu albümü ve neye benzediğini göreceğiz sadece. benim gibiler için bir merakın, bir heyecanın yarılanışı olacak. "in rainbows" budur. radiohead ise morning bell dinlediğimde "terbiyesizliğin lüzumu yok arkadaşım" demeye devam edeceğim bir varlıktır.

    ha şunu da ekleyeyim entry'yi bitirirken, sonra ters adama çıkıyor adımız: "eheuheue abi radiohead ibne olmuş ha gökkuşağı filan eheuheueu sen ne ayaksın eheuehu" diyen 239842934234. kişinin kalbini kıracağım.

    ve perez hilton'ın sitesinde dediği gibi,

    "kudos to radiohead."
  • oldukça hızlı bir şekilde download edilebildiğini gördüğümde heyecanlandığım albüm. (ay hemen paylaşiiim dedim kihkih)
    not:3dkda indi gerçekten
  • şarkı sözleri yavaş yavaş bir yerlere düşmeye başlamıştır.
    neden direk dosyanın içine koymadıkları da bir muamma gerçi.
  • an itibariyle indirdigim, dansettiren, dumani ustunde, onceki albumun melankolisinden siyrilmis bizi de siyirmis radiohead albumu.
    edit: ilk yarisi itibariyle
  • albümde ilk dikkat çeken şarkı weird fishes gibi. ama ilk dinleyişte bile en az dört parça sayabilirim hemen aşık olunabilecek.
  • bugunu bekledigimize fazlasıyla degdigini gostermis albumdur.
  • reckoner'ın feeling pulled apart by horses halinden kopup başkalaşıp taş gibi karşımıza çıktığı albüm..konser kayıtlarından,bootleglerden ordan burdan pişmemiş haliyle yemek sonrası tatlı misaliyken stüdyo mahsülü ile ana öğün olup çıkmış bir albüm..ama radiohead albümü..pizzayı sipariş verdiğim gibi buzdolabına koşup ketçap mayonezi çıkaramıyorum..pizza değil , bunun bilincindeyim küçük lokmalar alıp sofradan kalkmıyorum..tanıdık uğultular kulağımda..15 step'e "tomyorkça" çatallarla eşlik ediyorum..

    şimdilik masada oturuyorum , zira hail to the thief harikasının uyuşmuşluğunu henüz bertaraf edebilmiş değilim..