şükela:  tümü | bugün
  • ing. bizzat kendisi
  • hoş bi blondie şarkısı.
  • roger waters ın 1999-2000 yıllaları arasında abd de çıktığı tunenin adı dır. pink floyd üyelerinden ayrı yeni bir kadroyla çıkılan bu turnenin dvd si olanüstü niteliktedir in the flesh concert (live) adı altında piyasa malı olan dvd başucu yapıtı olarak saklanmaya değer.
  • bu isimde çıkan live performance dvd, rogersever floydian açısından çok ehemmiyetli bir çalışmadır. (roger baba yıllara meydan okuyan bir edayla shine on you crazy diamond söylerken, dayanamaz insan yanında yakınında olay arar. yoksa dayanamaz olaya telefon eder ve olaylar gelişir.)
  • aynı isimli bir de unutulmaz şarkı vardır. pink floyda ait olan bu şarkı the wall albümünün açılışı ve kapanışa doğru ikinci plakta (ya da ikinci cd'de) 8 numaralı şarkıdır. 1979 yılında protest rock'ın artık tarihe altın harflerle geçen bu örneğinde bu şarkının konsept olarak iki defa geçmesi de çok normaldir. the wall ilk defa sözü, müziği ve kocaman video clipiyle bir bütün olarak alınmış ve birbirinden ayrılamaz olduğu kanısında da olsanız, sözü, müziği ve görüntüleri ile ayrı ayrı da belleklerde aynı şeyi yansıtacak nadir çalışmalardan biridir.

    öyle ki burada alan parker & roger waters işbirliği inanılmaz bir noktadadır. bu yüzden zaman içinde pink floyd = the wall olarak belleklerde (hatta bazı dar beyınlerde senelerce roger baba'nın bob geldof olduğu kanısı da ikamet etmiştir) yer almıştır. halbuki bu sadece bilinçaltının yanılsamasıdır (bkz: kendinde sey).

    tam bu noktada "in the flesh?"

    "so ya
    thought ya
    might like to go to the show.
    to feel the warm thrill of confusion
    that space cadet glow.
    tell me is something eluding you, sunshine?
    is this not what you expected to see?
    if you wanna find out what's behind these cold eyes
    you'll just have to claw your way through this
    disguise."

    sözleri ile açılan the wall albümü kapanışa doğru "in the flesh" halini alır*

    "so ya
    thought ya
    might like to
    go to the show.
    to feel that warm thrill of confusion,
    that space cadet glow.
    i've got some bad news for you sunshine,
    pink isn't well, he stayed back at the hotel
    and they sent us along as a surrogate band
    we're gonna find out where you folks really stand.

    are there any queers in the theater tonight?
    get them up against the wall!
    there's one in the spotlight, he don't look right to me,
    get him up against the wall!
    that one looks jewish!
    and that one's a coon!
    who let all of this riff-raff into the room?
    there's one smoking a joint,
    and another with spots!
    if i had my way,
    i'd have all of you shot!"

    albüm ve bu şarkı özellikle roger watersı pink floyd bütünlüğünden ayırıp roger watersı tek adam imajına yönlendirmiştir. bir başyapıt olan bu albüm ve bu önemli şarkı seneler sonra final cut üzerine atılan bokla pink floydun roger watersla yolunu ayırmasına da sebebiyet vermiştir.

    (imho, roger baba da olayın doruğuna bununla çıkmıştır. ayrıca kıskananlar çatlasındır. her doruktan bir şekilde iniş olacaktır. ama gönül isterdi ki ayrılmasınlar. şimdi bir düşünün pink floyd bir konser verse ve david baba tek başına empty spaces'ten young lust'a geçsin. viceversa da olmaz. zira run like hell de olmuyor.)
  • ayni zamanda pain of salvation'un the perfect element adli albumundeki 2.sarki.

    sozleri su sekildedir :

    she walks these empty streets alone
    looking for something they call "home"
    hoping to find some peace of mind
    sometimes we need to walk alone

    she is set on running away
    though her mom was yelling she must stay
    a wind beaten bird for reasons unheard
    sometimes it is best to run away

    so fly away, fly away, fly away
    don't be afraid, don't hesitate, fly away

    some wear their bruises on their skin
    others hide their scars deep within
    she has a wound close to her womb
    blames herself for letting it in

    so fly away, fly away, fly away
    don't be afraid, don't hesitate, fly away
    but she's afraid, she's afraid, she's afraid
    anyway
    see those eyes, see those eyes, see those eyes
    hate and lies, a fire that slowly dies
    but she will fly, she will fly, she will fly
    before it dies

    sometimes the hands that feed
    must feed a mind with a sick need
    and the hands that clutch can be
    the same hands that touch too much
    eyes that hungrily stare
    read in an access that's not there
    while eyes close to hide tears
    or look away in fear
    run away!

    passing the open stores
    hiding her dirty sores
    seeking asylum among freaks and whores
    what wouldn't she give to be in a society
    not learning the eyes to be closed but to see

    now she bites the words
    "never"
    she kicks the ground
    "never"
    swallows her tears
    "never will i go back"
    she hits the walls
    "leave me!"
    scratches herself
    "leave me!"
    begs to all gods
    "rip me from this sick flesh!"

    "i will always be there"
    "no!"
    she holds her ears
    "you know that i love you"
    pretends that she doesn't hear
    "we're in this together"
    "we share the same skin"
    panic in his voice now
    "free us from sin"

    "tell me that you love me"
    this is the end
    "i know that you do"
    of her way
    never ever again
    follow me down

    "god forgive this hunger"
    "please mommy see"
    "never tell a soul"
    "is it me?"
    a child will love its parents
    will follow them down

    she swears to the pavement's heart of stone
    that these city lights will be her home
    but still as they burn she will return
    back to the adults. . . of her home.
  • star trek voyager'ın beşinci sezonundan güzel bir bölüm.
    species 8472'nun uss voyager tarafından alt edilmesinden sonra, bu ırk starfleet ve dolayısıyla federation'ın kendilerine savaş ilan ettiğine inanır. dünyayı ele geçirerek bu savaşı sona erdireceklerine inanırlar. dünyayı ele geçirmek için ilk önce insanların içine sızmak isterler. dolayısıyla içinde yaşayabildikleri, bir insan yaşantısı simülasyonu kurar ve orada çalışmalara başlarlar.

    güzel bölümdür...
  • floydian zirvesi'nde playlist'te oldugu halde calamadigimiz, yazik olmu$ pf $arkisi.
  • blondie'ninki,

    darlin' darlin' darlin'
    i can't wait to see you
    your picture ain't enough
    i can't wait to touch you in the flesh
    darlin' darlin' darlin'
    i can't wait to hear you
    remembering your love
    is nothing without you in the flesh

    went walking one day on the lower east side
    met you with a girlfriend, you were so divine
    she said, "hands off this one sweetie, this boy is mine."
    i couldn't resist you - i'm not deaf, dumb, and blind

    darlin' darlin' darlin'
    now you're out of town
    those girls that you run with
    they bring my head down
    ooh darlin' darlin'
    watch out if i see you
    'cause if you say hello
    it'll mean you wanna see me in the flesh

    ooh warm and soft, in the flesh
    ooh close and hot, in the flesh

    şeklinde son derece huzurlu, üzücü ve mutlu bir parçadır.
  • in the flesh? turkce cevirisi
    demek sen
    ho$lanabilecegimi du$undun
    gosteriye katilmaktan
    hissetmek icin karma$anin ilik heyecanini
    o uzay cocugunun i$idigi
    soyle bana senden kacan bi$ey mi var gune$ i$igi
    bu degilmiydi gormeyi umdugun?
    eger ogrenmek istersen bu soguk gozlerin ardinda
    tek yapman gereken pencelerinle acmaktir kendi yolunu
    bu gizlenmenin icinden