şükela:  tümü | bugün
  • seneler sonra dream theater dan artık bekleye bekleye beklemekten vazgeçmiş olduğumuz, hani o eski birinci sınıf şaheserlerinden biri.

    arzumuz beklentimiz, bu vesileyle bir back2theroots olayı olsun... demek dream theater hiçbirşey unutmamış ama bir sebepten uygulayamıyor...
  • john petrucci'nin yaptığı bir açıklamaya göre sözleri priest adlı bir manhwa'dan esinlenerek yazılmı$. gerçi benzerliklere bakıldığı zaman çoğu $eyin birebir alındığı görülebiliyor.

    $urada mevzu bahis benzerlikler sıralanmı$, buyrunuz:

    http://faq.dtnorway.com/question/1098
  • i. prelüd

    kan!

    gerçeklik çoktan anlamını yitirdi... sanki günlerdir burada, bu sava$ meydanında, bu ölüm ve deh$etle bezeli çöldeyim... dü$üncelerim bilincimin arkalarında bir yerlere kaçı$tı; mantık, ahlak, düzen, inanç... artık önemsiz kavramlar bunlar. ne kadar oldu bilmiyorum ya da kaç ki$iyi yolladım öte dünyaya? zaman mefhumu kayboldu, zihnim de en az görü$üm kadar buğulu...

    tek bildiğim kan $imdi, tüm görebildiğim... kılıcımı dü$manlarımın zırhlı bedenlerine sapladıkça fı$kıran o ılık, kızıl sıvı... her bir darbemde kopan bacaklar, parçalanan kemikler ve çığlıklar... oh, çığlıklar evet! ama artık onları bile duymuyorum. güne$ ötedeki tepelerin ardında kaybolurken bu utanç resmini kendi kızıllığıyla boyuyor ve artık haykırı$lar anlamsız, biraz sonra her $ey sonlanacak zira, biraz daha dayanabilirsem...

    dü$mü$ olanın hizmetkârları kaplıyor çevremi, bir kez daha! bir adamım son kez bana bakıyor ağzından ya$am sıvısı bo$alırken ve göğüs kafesine saplanan baltayı çıkarmak için uğra$ırken dü$manı, mahluğun kellesini kendi kılıcımla koparıyor, intikamını alıyorum. bunlar önemsiz yaratıklar, ruhunu karanlığa satmı$ pislikler, sadece önümüzü tıkıyorlar! lakin sayıları çok fazla, her birimize on tanesi dü$üyor belki de...

    bir ba$ka iblisin midesini de$tikten sonra nihayet görüyorum onu. kalbi gibi kara kanatları ve zırhı içinde, sürüldüğü cehennemin türlü yaratıklarıyla sarılı çevresi. biraz daha dayanabilsek her $eyi bitirebiliriz! tüm bu yıkımı durdurabilir, yaralarımızı sarmaya, yitirdiklerimizi yeniden kurmaya ba$layabiliriz!

    son kez haykırıyorum ve çevremdeki az sayıda askerimi etrafıma topluyorum. ne yapacaklarını biliyorlar, bunun için eğitildiler, bu an için bıraktılar ya$amlarını geride, bu yüzden ölümü göze aldılar. hiçbir $ey söylememe gerek yok, sadece kılıç tutan kolumu kaldırıyorum ve bir mezbahayı andıran bu yerde, tüm gölgelerin üzerine odaklandığı lanetli figürü gösteriyorum.

    kılıçlarımızı kaldırıyor, sava$ naralarımızı atıyor, ko$maya ba$lıyoruz!

    çevresindeki iblislere kendi berbat lisanında emirler yağdırıyor, her biri zincirlerinden kurtulmu$çasına, delice bir öfkeyle atılıyor üzerimize, çarpı$ıyoruz! kılıçlarımız defalarca inip kalkıyor; zehire, habis efsunlara ve çeliğe kar$ı koymaya çalı$ıyoruz. dü$manlarımızın insansı bedenleri, kanlı pençeleri, bir adamın zırhını tek bir ısırı$ta parçalayan di$leri var; bizse sadece umutlarımıza ve bizi bu ana kadar terk etmeyen cesaretimize sarılıyoruz.

    iki adam boyunda bir yaratığın bacaklarını bedeninden ayırıyorum ve bir anda sırtımda patlayan bir acı hissediyorum. sonra göğüs zırhımı parçalayıp çıkıyor kara kılıç ve o, kulağıma fısıldıyor, pas ve eriyik demir kokan nefesini duyumsuyorum.

    "kaybettin."

    bedenimi de$en kara kılıca bakıyorum $a$kınlıkla, ya$adıklarım beni dibine çeken bir girdap oluyor, her bir anı birer alev topu gibi patlıyor zihnimde, sonra çelik, cesetler, kara kanatlarıyla dü$en bedenime bakan o heybetli figür, askerlerimin çığlıkları ve sonra kızıl dünya... hepsi yok oluyor.

    ölümün gölgelerle örülü diyarına göçmeden önce tek bir imgeye tutunmaya çalı$ıyorum. o ılık sıvı... göğsümden çıkan çeliğin ağzını kaplıyor, dü$mü$ vücudumun çevresine yayılıyor...

    kaybettim.
  • ii. dirili$

    acı diniyor.

    beyaz bir parıltı görüyorum her yeri sarmalayan karanlığın ucunda. orada beni çağıran bir $ey var, bekleyen bir $ey... ona doğru yöneliyorum, yine de tüm bu olan bitende yanlı$ bir $eyler var. böyle olmaması gerekiyordu. burada alı$tığım $ekilde hareket edemiyorum, bacaklarım ya da kollarım yok zira; kan, çelik ve nefretle dolu bölük pörçük birkaç anıdan mütevellit bir bilinç, geçmi$e ait bir hayalim sadece. ölü bir adam, kayıp bir ruh... tanrım neredesin? bir ömür uğrunda sava$tım ve karanlığa sürdüğün hizmetkârına kar$ı koca bir orduyu yönettim. ne yapmam gerekiyor $imdi, ba$arısızlığımın bedeli yalnız kalmak mı?

    beni terk mi ettin? neredesin?

    cevap gelmiyor. tüm bu olup bitende yanlı$ bir $eyler var, kahretsin! yine de bu uçsuz bucaksız karanlığın içinde öylece bekleyemem. parıltıya doğru ilerliyorum.

    yakla$tıkça büyüyor beyaz ı$ıltı, önce bir adam boyuna ula$ıyor, birkaç adım sonra görü$ alanımdaki her yeri kaplıyor ve nihayet kendimi tamamen içinde buluyorum. tekrar bir bedene sahip olduğumun farkına varıyorum $imdi, parçalanmı$, kanlı zırhım hala üzerimde. ardından bir $ey zihnime dokunuyor, dü$üncelerimi ok$uyor, zihnimin odalarına sızıyor, lanet olsun, acı!

    ba$ım iki elimin arasında, dizlerimin üzerine çöküyorum. beynim patlayacak, binlerce lanet olsun, tanrım neredesin! bu ızdırabı hak etmek için ne yaptığımı dü$ünmeye çalı$ıyorum, tek bir ba$arısızlık ve içine dü$tüğüm $u renksiz cehenneme bak! nefretle haykırıyorum; ama bir $övalye böyle $eyler söylememeli... yine de susmuyorum, küfürle dolu cümlelerim yankılanıyor bu beyaz bo$lukta, tanrım beynim, beyim patlayacak! hangi iblisi gönderdin i$kencem için, ne tür bir büyü bu, çektiklerim yetmedi mi?

    tanrım, neredesin!

    "burada seni duyamaz."

    kafamın içinden ağır ağır çıkıyor, geride bıraktığıysa bir harabe. hala canlı duran birkaç anıya sarılmaya çalı$ıyorum, ellerimin arasından kumlar gibi kayıp gidiyorlar. dü$üncelerim darmadağın, odaklanamıyorum. bir $eyler söylemeye çalı$ıyorum, ağzımdan tüm çıkan anlamsız gevelemeler oluyor.

    gülüyor. kendine güvenen birinin kahkası bu. kendine "fazlasıyla" güvenen birinin... onu göremiyorum, bu beyaz cehennemin içinde yapayalnızım. tanrım... i$kencecim mi bu konu$an? ızdırabım, kaybettiğim onurum ve tüm yitirdiklerim yetmiyormu$ gibi bir de dalga mı geçilecek benimle? tanrım...

    "hala tanrını mı bekliyorsun?"

    tekrar gülüyor.

    "seni tüm bu sefaletten kurtarabilirim, utanmana gerek yok! sana her $eyin ötesinde bir güç bah$edebilirim! bana güven, seçilmi$im olacaksın!"

    anlıyorum, bu sözlerin sahibini biliyorum. güçsüz kollarımı kan ve çamurla kaplı bedenime sarıyorum, tanrım! bunu hak etmek için ne yaptım! zihnimin içinde defalarca fısıldıyor karanlık sözlerini, ona direnemiyorum. içimdeki nefreti biliyor, intikam istediğimi, bu hale gelmeme sebep olan her $eyi cehennemin en derin çukuruna gömmeyi arzuladığımı biliyor. ah, çok iyi tanıyor beni! fısıltıları ruhumu sarmalıyor, derimin altından sürünüyor, yüreğime ula$ıyor. içimde bir $eylerin karardığını hissedebiliyorum.

    tanrım, çok soğuk!

    "ya$amını sana tekrar sunabilirim, eline geçen fırsatın farkında değil misin? sadece bana hizmet etmeni istiyorum! intikamını almanı ve kendini kurtarmanı sağlayabilirim, sana vaad ettiklerimi görmüyor musun? sonsuz ya$amı koyuyorum avuçlarının arasına! bunları istemiyor musun?"

    hala tanrımı mı bekliyorum? o bana cevap vermedi, beni terk etti. sadece bir kez hizmetimde ba$arısız oldum ve benden yüz çevirdi. beni o'nun cehennemine yolladı, lanetlenmi$lerin diyarına! bunu hak etmedim, hayır! tüm ömrümü o'na adadım, ödülüm ya da cezam bu olmamalıydı! hayır!

    yava$ça kalkıyorum ayağa. güçsüz, kimsesiz, inançsız, bombo$ bir adamım artık. aklımda tek bir kelime yankılanıyor, o da intikam. o'nu göremesem de beni duyacağını biliyorum. bağırıyorum beyaz bo$lukta ve eski benliğime ait son kırıntıları da ruhumla birlikte kaybediyorum.

    "karanlık efendi, hizmetindeyim!"
  • değeri chaos in motion'daki canlı performansıyla daha da iyi anlaşılan, son yılların en gözde progressive metal baş yapıtı.
  • birinci ve ikinci bölümünün art arda dinlenmesi gereken son derece başarılı bir dream theater şaheseri.
  • cogzel bir eser

    dark master diye neyi kastettiğini düşünürsek daha da güzelleşiyor..
  • petrucci'nin nasıl aşmış bir gitarist olduğunu gösteren eser.
  • aslen tek bölüm olarak yazılmış ama systematic chaos albümünün ne başına (kimse 25 dk.lık bişeyi en başta dinlemez diye), ne de sonuna (bir önceki albüm olan octavarium'da bu zaten yapıldığından) konulamadığından, john petrucci'nin tavsiyesiyle iki parçaya bölünen parça.

    kaynak: için (bkz: 18 agustos 2015 radyo ses dream theater yayini ii)