şükela:  tümü | bugün
  • tevitöl dendiğinde taksicilerin bile kızdığı inanç lisesi adlı okul.

    ayrıca, inanç desek dinci, türkeş desek ülkücü, özel desek para babası, vay arkadaş.
    (bkz: tev inanç türkeş özel lisesi)
  • iyi okuldur hoş okuldur da... arkadaş bunların şöyle bir olayı vardı: 3 aşamalı zeka testi benzeri sınavlardan geçirdikleri öğrencilerin kalan 45 tanesini kampa alıyorlar. akabinde 30'unu okula öğrenci seçiyorlardı. şimdi buradan sesleniyorum kendilerine. o kalan 15 öğrencinin ağzına sıçtınız hacı, bildiğin sıçtınız. sen bu çocuk üstün zekalı diye diye çıtayı yükselt, ebeveynler yedi sülale filan bir havaya girsin, akabinde teee ebesinin amındaki kampa götür. sonra? tıssss. niye? ben zırlamışım annemi özledim diye. 10 yaşındayım zırlarım tabii lan, bir hafta zırlar bir ay zırlar sonra alışır susardım, hayret bişi. eleyeceksen başka şey söyle de ele. embesil bu filan de ne bileyim. benim için gene sorun değildi de pederim uzunca bir süre kendine gelemedi. "benim çocuğum üstün zekalıydı ama bizim dururumumuz iyi olduğu için almadılar, öyle oldu böyle oldu" diye sayıkladı durdu. durumumuz da öyle aman aman iyi değildi yani. özel okula filan gönderemezlerdi, göndermediler de. hayır sonrasında herkes benden müthiş başarılar bilmem neler bekledi hep, ben de kendimden çok şey bekledim. bir bok olamadım ama. hala o olumsuz etki devam ediyor hayatımda. hiç bilmeseydim, hiç bulaşmasaydılar bana keşke. iyi okuldur herhalde evet, ama o kampa çağırmayın okula almayacağınız çocuğu. 30 başarı kazandınız o dönemden ama o 30 kişi için 15 tanesini de harcadınız.
  • zaten genç olan bu okulun 4-5 yıl aralıktaki çeşitli kuşaklardaki mezunları arasında, tev'e geçişinin ardından ücretli öğrencinin alınmaya başlaması, ardından tam burslu öğrenci sayısının drastik düşüşü, inanç ruhu ve benzeri konularda bazı görüş ayrılıkları olsa da hemen herkesin hemfikir olabileceği meselelerden bir tanesinin 2007 yılındaki logo değişimi olduğunu düşünüyorum.

    öncelikli olarak tev'in kendi logosunda yaptığı değişikliği, sanırım okulu imaj olarak da organik uzantısı görünümünü perçinlemesi açısından logoya yansıtması sonucunda şu ortaya çıktı:
    http://photo.cdn.mekanist.net/…3cca1f82dd05c157.jpg

    biraz amiyane tabir olacak ancak "kıroyum ama para bende" tutumu sebebiyle alttaki <bold>tev<bold>itöl yazısı hangi grafik zekanın ürünüdür bu logo ortaya çıktığından beri yıllardır anlam veremiyorum. ayrıca bu çirkin dayatmanın da hem zulüm hem de bir kurumu köklerinden ahlâksızca koparmak olduğunu düşünüyorum.

    bunu düşünmemde, yanlışım da olabilir ancak ilk logonun bildiğim kadarıyla öğrenciler arasında yapılan bir yarışma sonucu sezai türkeş tarafından seçilmiş olması da bir etken. bir diğeri ve ana motivasyonum da tamamen estetik kaygı çerçevesinde yeni logonun hiçbir şeye benzememesinden kaynaklanmaktadır.

    bu eski logo:(tev'e devrinden sonra gayet düzgün bir şekilde orijinal logoya eklenmiş vakfın amblemi ne kadar normal duruyor burada)
    http://logovector.org/…_turkes_ozel_lisesi_logo.png

    sonra da kendi özelimde başta güsel bilal* olmak üzere tev'in organizasyonundaki bir insanı dahi sevmiyorum. fakat yine de kapanmak üzere olan bir okulu alıp ayakta tutulmasının gerçekten de çok büyük bir yücegönüllülük olduğu apaçık ortadadır. ancak bunun üzerine, bir kurumu öncelikli olarak köklerinden koparmanın kurumun kendi özüne yapılmış bir yanlış olduğunu düşünüyorum. evde bir tane iran islam karşıdevriminden kalma para var. o esnada piyasada olan paralara hemen tedbir uygulanıp şahın suratının üzerine damga basılarak kapatılmış.
    normal:
    http://thumbs2.ebaystatic.com/…tkcqthzpzrbjuvea.jpg
    islam karşıdevrimi sonrası:
    http://thumbs2.ebaystatic.com/…g6_zbjc0p-zu55ww.jpg

    aynı buna benzer bir çirkinlik buluyorum bu logo hikâyesinde de. böyle cebren değişiklik yapmak son kertede geçmişte orada yaşayanların anılarına hem hakaret oluyor, hem de seninle arasına mesafe koymasına sebep oluyor. sadece para vermek yeterli olmuyor. kurumla enstitüsel bağın güçleniyor belki, fakat kurumun çıkardıklarıyla duygusal bağın zayıflıyor. ortada da sonuçta garip mutasyona uğramış köksüz bir canlı elinde kalıyor.

    bu kadar islâm devrimi geyiği yapmışken, konudan biraz uzak da olsa abbas kiyarüstemi'yle ilgili bir şey anlatmak istiyorum. 2005 yılında the guardian'dan stuart jeffries diye bir muhabir kiyarüstemi'yle röportaj yapıp:"neden 1979 yılından sonra ülkenizdeki diğer birçok sinemacının yaptığı gibi iran'ı terk etmediniz?" diye soruyor.
    kiyarüstemi de şöyle cevap veriyor:"toprağa kök salmış bir ağacı yerinden çıkarıp başka bir yere diktiğiniz zaman o ağaç meyve vermez. meyve verse bile, ağacın orijinal yerinde verdiğinin tadı kadar hiçbir zaman güzel olmaz."

    bu yüzden egiboy'un 2005 yılında tevitöl başlığına "inanç olmayan, olamayacak yer." şeklinde yazdığının bir noktada kendi kendini doğrulayan kasandra'nın rüyalarına benzetiyorum. bu sebeple halâ tevitöl başlığına değil "inanç lisesi" başlığına gelip ısrarla yazılıyor. ve okulun da gerçek ambleminin iade edilmesinin zorunlu olduğuna inanıyorum. söyleyeceklerim bu kadar.
  • ilkokuldayken kazanılmış 1 hafta gebzeye kampa gidilmiş herşey olmuş okula başlanacakken anne gözyaşları ve kilometreler yüzünden gidilmemiş müthiş okuldur. günümüzde kara kara düşündürendir.
  • ay itibariyle köprü ve körfez manzaralı, dubleks, ultra lüks bir müdür villasına/köşküne kavuşan okul.

    bir yandan bütçe dengesini düzeltmek adına burs oranlarını azaltan, yoksul öğrencilere büyük katkısı olan çeşitli gelenekleri (okulun öğrencilerin ulaşım giderlerine yardımcı olması, yurtdışı başvuru paralarının büyük kısmını üstlenmesi veya kültürel etkinliklere istendiğinde bilet alıp servis ayarlaması gibi) yok eden bayram sevgen'in bir yandan da okulun misafirhanesini yıktırıp kendine dubleks villa yaptırması niyetini ve kapasitesini gözler önüne sermekte.

    okul öğrencisinden tek beklentisi türkçe ve matematik testlerinde en çok doğru kutucuğu işaretlemeleri olan, sonradan görme ve vizyonsuz kişilerin elinde harcanmaktadır maalesef bu güzel kurum.
  • objektif davranamayacağımdan ötürü ister istemez savunduğum okul.

    birkaç istisna hadisesi her sene abd ve avrupa'da ismi bilinir üniversitelere öğrenci gönderilerek tekrarlandığına göre olay birkaç kişi üzerinden yürümüyor. robert gibi okullar arasında sayılmasının nedeni sahiden de sıradan meb müfredatının farklı yollarla işlenmesi, tabi okulda önemli yeri olduğu halde giden öğretmenler ve okulun başına gelen vasıfsız müdür düşünülünce bu işleniş biçimlerinin yakında değişmesi mümkündür. akademik başarıya gelirsek karşılaştırıldığı sıradan anadolu liselerinden de robert college tarzının haricindeki özel liselerden de katbekat zorlayıcı sınavlara tabi tutulan öğrencilerin ortalamalarının tavan yapmaması normaldir.

    kendimizi rakip olarak gördüğümüz okullara göre hem imkan hem öğrenci sayısı hem de destek anlamında geride olduğumuzu bağıra çağıra biz de söylüyoruz zaten. tev'in okula yönelik politikalarının öğrencileri, öğretmenleri, diğer çalışanları, hatta mezunları da bu gruba dahil edebiliriz, yıprattığını da söylüyoruz. bütün bu olumsuzluklara rağmen öğrencilerinin öncelikle kendi çabalarıyla gerçekten de bir yerlere gelebildikleri, başarılı olabildikleri düşünülürse robert college ya da iel gibileriyle yarışmaya da müsaittir diyoruz, çünkü onların aksine bizim marka gücümüz de yok, tanınırlıktan kazanamıyoruz. stockholm sendromu iddiasına ise tepki vermek pek mümkün değil, o derece gülünç.
  • gece gece öğrencimin kazandığını duymamla beraber "oleeeyyyyyyyy laaannnnnn" diye saçma bir tepki verdiğim okul. çocuk da şaşırdı zaar.
  • öğrencileri hakikaten birer gifted olan ama ergenlik çağları da dahil orada bulundukları sürece bu yaftanın onlara an be an hatırlatılması ve dahi bunun hayatlarının artık bir parçası haline gelmesiyle mensuplarında ister istemez bazı yan etkilerin baş gösterebildiği; hele ilk yılları göz önünde bulundurulursa böylesi bir eğitimin, onu hakeden allah vergilerine kesinlikle tevazuyla yoğrularak verilmesi gereken türkiyenin hala yenilerine ve başkalarına ve inancın eski günlerine ihtiyaç duyduğu; mekteplilikten kurtulamamışlık ve kurulan bağların sağlamlığı arasında gidip gelen bir çizgide klon halinde yaşamayı şiar edinmiş mensuplarından bir kaçına es kaza bulaşırsanız tüm diğerlerini ve hocalarını* tanıyıp hepten mektep anılarına vakıf olabileceğiniz; gün be gün kan kaybetmesiyle üzüntü veren; umut verici geleceğine rağmen sekiz yıllık eğitimin ve maddi imkansızlıkların yorgunu-düşkünü; memlekete hayırlı bir eğitim kurumu..
  • inanç lisesi 1993 yılında kurulmuş ve bayramoğlu'ndaki geçici mekanında öğretime başlamıştır.
    (bakın, daha tamamlanmamış)

    bir arazi tahsis problemi yüzünden -iki bakanlığın birbirinden habersiz aynı araziyi 49 yıllığına iki ayrı vatandaşa kiralamaları- okulun kampus inşaatı (440 dönüm arazi üstüne kampus olur herhal) 1995 sonbaharından beri bitirilememiştir.
    (tamamlanmış mı? olamaz!)

    2001 yazında tev* tarafından resmen inanç vakfı'ndan devralınmıştır, neden malidir, ekonomiktir.

    ...ve birkac detay:

    1. bu okuldan her sene üç ila beş kişi üniversite için yurtdışından kabul almaktadır, ki 30 mezundan üç kişi bile iyi bir orandır.

    2. her ne kadar hiçkimse öss yi birşey ölçebilir kabul etmese de (ben dahil), inanç lisesi iki senedir (zaten yeni bir okuldur, üçüncü mezunlarını bu sene vermiştir) öss verilerine göre türkiyemizin en iyi yabancı dille eğitim yapılan özel okuludur.

    edit: inanç lisesi, son üç senedir ilk öss'de üçü parselleyen izmir*, ankara* ve istanbul atatürk* fen liselerini takiben türkiye 4.südür.

    edit reloaded: hayyyyyvan gibi bir overseas başarısına karşın öss'de yerlerde sürünmektedir şu sıralar (2004 öss itibariyle).

    edit revolutions: 2005 öss'ye giren 4 (yazıyla 4) kişinin 2'si sabancı üniversitesi'ne yerleşmiş, geri kalan kişiler de harvard, yale, mit, caltech ve benzeri abd orijinli ilim irfan yuvalarına kapağın en kralını atmışlardır. helal olsundur.