şükela:  tümü | bugün
  • "ama" dan sonra gelen herşey öncesini mi silerdi öyle bir şey vardı.. her neyse.

    iyilik bir inanca, ya da bir çıkara -ki bu da inançla eş değerdir- bağlıysa kendinden değildir. bir sebebe bağlıdır. kendinden olmayan hiçbir iyilik de saf değildir. o yüzden "inançlı ama iyi insan" daha doğru tabirdir.
  • inançlı, dini bütün, işinde gücünde bir komşumuz vardı. bir gün trafik kazası geçirmiş evde yatarken ziyarete geldi. ailem o ve ailesiyle pek görüşmezdi ama bu tarz geçmiş olsun ziyaretleri vesile oluyor. kendisini tam olarak tanıyıp sohbet ettiğim gün o gün. dinden, imandan, en son kestiği kurbandan, işten güçten bahsetti. takım elbiseyle gelmişti ve bacaklarını açıp tek yumruğunu dizine sabitlemiş merhaba ben erkeğim pozisyonunda oturuyordu.

    sohbet koyulaştı, samimiyet ilerledi, komşular birbiriyle kaynaştı, derken hayat dersleri içeren anılar anlatılmaya başlandı. kendisi arkadaşının yokuşa park ettiği arabasının hareket edip bir çocuğu ezdiğini, çocuğun ailesine para verip susturduklarını, para olmasa yok yere , bir hiç uğruna arkadaşının ceza alacağından bahsetti, ortak paydamız da trafik kazası olunca.

    o günden sonra bende aydınlanmalar, hayatı sorgulamalar, kendimce ahlak felsefeleri derken bir sonuca varmıştım. eğer inanç ve iyilik birbirine bir şekilde bağlantılı olması gereken iki kavramsa, inançlı olanın iyiliğinden şüphe etmelidir diye. önyargı mı, evet. bir sakıncası var mı, hayır. isterlerse önyargımı kırıp aksini ispat edebilir inançlı olduğunu iddia eden başka bireyler. hangisi istisnadır bilemem ama ben o günden sonra şüphe ederim, sorgularım.

    bu arada, inanç kisvesi altında at koşturup bütün ahlaksızlığı yapan iki yüzlü tayfadan değildi bu beyefendi. gerçekten inançlıydı, buna göre yaşadığını düşünüyordu.

    iyiliğin inanç gibi bir kavramla ilgisi yok ama kötülüğün var gibi. bilemiyorum.
  • islama göre kimisi necis, kimisi ise katli vacip; yani olmayan insanlardır.
  • iyi bir insan olmanın şartı inançlı olmaktan geçmez.