şükela:  tümü | bugün
  • 1968 de cekilmistir.
    ailesi toprak hirsi yuzunden oldurulen cumali,degirmenci mustafa nin yaninda buyur.gun gelir ailesini oldurenin ali aga oldugunu ogrenir.
    ali aganin kizini kacirir ve ona asik olur...
  • eşkıya filminde uğur yücel'in canlandırdığı karakterin adı da cumali'dir. isim babası bu filmdir. filmin bir yerinde cumali şaki baran'a isminin hikayesini anlatır. cumali'nin babası bu filmi çok sevmektedir ve defalarca izlemiştir.
    bu küçük sahne bir yerde yavuz turgul'un yılmaz güney'e yolladığı bir selamdır.
  • kopyalarinin devlet arsivlerinde curudugu film. eldeki kopyalardan olusturulan "kurtarilmis" versiyonunda ise final kismi yok gibidir. sonlara dogru elde ne varsa montajlanmis; bu kisimda ne iz surme sahnesini, ne catismayi ne de jandarma ile cumali arasinda gecen sahneyi gorebiliyoruz.

    eskiya filminde verilen mesaji esasen bu film sayesinde gormekteyiz. anadolu'ya ait eskiya, kabadayi gibi olgularin bati dunyasinda karsiligi olarak algilanan "bandit" ve "mafia" gibi seylerle karistirilmamasi ve bu tur tarihsel-kulturel olusumlarin kendi sosyal gerceklikleri icinde incelenmesi -filmin o zamanki amaci olmasa da- eskiya filmi ile birlikte dusunulunce anlasilmasi gereken derslerden biri olarak karsimiza cikiyor. filmin orijinal mekanlarda cekilmesi ve diyaloglarin yasar kemal romanlari havasinda olmasi filme hem gercekci hem de masalsi bir ozellik kazandirmis. muzikleri konusunda da bircok yorum yapmak mumkun. hikayenin toroslarda gectigi bilinmesine ragmen western muzikleri gayet hos olmus, hatta yer yer hitchcock-vari gerilim sahneleri ve bunlara eslik eden tanidik muzikler de mevcut. "turkusuz destan mi olur" diyenleri de filmde daha once belki hic duymadiklari iki sahane turkuyu dinlemeye davet ediyorum.

    cok iyi bilindigi sanilan anadolu destanlarinin aslinda cok daha derin oldugunu, ayrintilarla guzellestigini ve sozlu edebiyattan gelme koskocaman bir halk oldugumuzu hatirlatarak bu tur filmlere en az ucube amerikan kulturunun western'e verdigi kadar onem vermemiz ve yenilerinin cekilmesi icin yonetmenlere baski yapmamiz gerektigini bu entryi noktalarken belirtmek isterim. tipik bir cetin altan okuyucusu olarak soyle bir arastirma yapilmasinin da hic fena olmayacagi kanaatindeyim: anadolu isyanlarinin -bireysel veya kitlesel- tarihini anlatan kac hikaye anlatildi, roman-siir yazildi, turku soylendi, kac film cekildi ve en onemlisi kac kisi bunlari okudu, dinledi...?!
  • güzelim filmlerimize değer vermediğimizden yok ettiğimiz gerçeğiyle yüzyüze kalırsınız filmin elde kalan kısımlarını izleyince. ince cumali hep bir kitap uyarlaması gibi geliyordu bana ancak uyarlama falan değil, senaryo bu fim için yazılmış. o açıdan da gayet başarılı bir intikam hikayesi.. sanki yönetmen yilmaz duru kurosawa, yılmaz güney de toshiro mifune.. bu arada merak edenler için, filmde çalan türkülerden birinin adı "duman duman olmuş karşıki dağlar" şurada bir örneği var : http://www.youtube.com/watch?v=d0l39f-ep1u
  • çok merak ettiğim ancak yeni izleyebildiğim yılmaz güney, irfan atasoy, tijen par ve erol taş'ın oynadığı 1967 yapımı bir film ince cumali. ama ilginç olan ise benim seyrettiğim filmin sadece 62 dakika olması. (gerçek film sanırım 75 dakikaymış.)

    özellikle filmin finalinin nasıl bittiği pek anlaşılmıyor; sanırım en çok o bölümler yok olmuş. gerçekten yazık olmuş..
  • an itibariyle tv2'de izlediğim filmdir. görüntüler sanki çamurlu sudaki akislere benziyor. filmin orjinalinin devlet arşivinde olduğuna dair rivayeti yukarıda syriani söylüyor. 1967'de çevrilen bir filmin makarası kesin çürümüştür. hangi şartlarda saklanıyorsa artık. çürümediyse bu akşam birileri gidip dijital ortama aktarsın. kalan parçalarla yapılan montaj pek bişeye benzemiyor. bölük pörçük.
  • filmin güzel yani şiveli konuşmalar.
    kötü yanı, sonunun montajı; üstteki yazarlar demiş ki kurtarılamamış. eyvallah, çünkü bu haliyle sonu bok gibi.
    en iyi yanı: tarihin gelmiş geçmiş en büyük kötü adamı "erol taş".