şükela:  tümü | bugün
  • latince kökenlidir, "ile başlar" anlamına gelir ve bir metnin ilk birkaç kelimesi anlamında kullanılır(dı).
    "dı", çünkü incipit, başlık (ing. = title) mefhumu bulunmadan önce metinleri birbirinden ayırdetmek için kullanılırdı.
  • farsça karşılığı için (bkz: pishdaramad)
  • fransızcada da kullanılan bir edebiyat metodolojisi terimi. ansipit mi yoksa ankipit diye mi okuyucaz ben çözemedim. olayı kısaca şu: bir metnin ilk 10-15 cümlesine incipit deniyor. pacte de lecture'ün bir parçası olan incipit okuyucuya kitapla ilgili ilk izlenimi kazandıran kısım olduğu için oldukça önemli, bu yüzden de üzerinde çalışılmış olması gerektiği düşünülen bir bölümü kitabın. belki de en önemli bölümü.

    bunu alanlar bunu da aldı: (bkz: paratexte)
  • bir romanın ya da daha doğrusu bir kitabın ilk cümlesidir.
    batıda kitapların ilk cümlelerini toplayan, tasnif eden vb. yapan edebiyat meraklıları vardır.
    sırf bu iş için kurulmuş internet siteleri de vardır.

    bana ilginç gelen "ikiz" diyebileceğimiz incipitlerdir. iki ayrı yazarın farklı zamanlarda yazdıkları kitaplara aynı cümlelerle başlaması ilginç...
    en iyisi bulduklarımdan birini bu başlığa yazayım:

    "yıllar önceydi, mutluydum, kendimdim ve mutluydum ama farkında değildim" kalp koleksiyoncusu - joyce carol oates (can yayınları - 2003 1. baskı çeviri: alev bulut) (cümle kitaptaki ilk öykü olan gök mavisi top adlı öykünün ilk cümlesidir)

    bu da tahmin edeceğiniz gibi onun ikizi (kelimesi kelimesine aynı değil tabii ama söylenen şey aynı):

    "hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum" masumiyet müzesi - orhan pamuk (iletişim yayınları - 2008 1. baskı)
  • kitapların ilk cümlesi, başlangıç. yeni açılmış bir enstitüsü bile var, tazecik; http://www.incipitenstitusu.com/
  • merhaba demektir. bakışların ilk kez karşılaşmasıdır. o an anlarsın ileride neler olabileceğini, aslında daha çok neler olamayacağını...ne kadar olmayacak gibiyse o kadar heyecanlanır, o kadar peşinden gidersin. bir kitap sana ilk cümlesinde ne söylemiyorsa, sen en çok onu merak edersin. sana hiçbirşey vaadetmeyenin ardından daha da sürüklenirsin. bitmesin diye okumaya kıyamadığın da olur, gitmesin diye sevmeye kıyamadığın da. işte tutkuyla sürdüğün bu izler, bu kuyruklu harfler, hayaller, gölgeler... hepsi romanın sonunda havada kalıverir...ne yazık ki hiç bir son cümle ve hiçbir mutlu son doyurmaz açlığını, anlayamazsın. içinde öyle büyük bir boşluk oluşmuştur ki, kendin girsen bile dolduramazsın.
  • başlangıç, bir müzik eseri ya da bir edebiyat eserinin başı.