şükela:  tümü | bugün
  • sözlerime sözlüğü ayıplayarak başlarken jeanne moreau'dan güzel güzel dinlediğimiz bu şarkıyı takdim etmenin haklı gururunu yaşıyorum.

    http://www.youtube.com/watch?v=w9flfi9nzmi

    chanson,
    toi qui ne veux rien dire
    toi qui me parles d'elle
    et toi qui me dis tout
    ô, toi,
    que nous dansions ensemble
    toi qui me parlais d'elle
    d'elle qui te chantait
    toi qui me parlais d'elle
    de son nom oublié
    de son corps, de mon corps
    de cet amour là
    de cet amour mort

    chanson,
    de ma terre lointaine
    toi qui parleras d'elle
    maintenant disparue
    toi qui me parles d'elle
    de son corps effacé
    de ses nuits, de nos nuits
    de ce désir là
    de ce désir mort

    chanson,
    toi qui ne veux rien dire
    toi qui me parles d'elle
    et toi qui me dit tout
    et toi qui me dit tout
  • marguerite duras'nın yönettiği filmin gerçekten de en vurucu yeri kalküta'ya lahor'dan gelme konsolos yardımcısının* bağırtılarıdır. yalnız bu bağırmalar adamın anne maria stretter ile dans edip konuşması sırasında öngörülmüş, haber verilmiştir. durum aşkına karşılık alamamak değil bir tür ileri, aşkın aşk hali. tasavvufi anlayışa yakın. erkek monoloğa benzese de kadınla konuşuyor:

    --- spoiler ---

    e: senin var olduğunu bilmiyordum. kalküta benim için umudun biçimi oldu.
    k: michael richardson'u seviyorum. bu aşkta özgür değilim.
    e: biliyorum. ben de seni öyle seviyorum. sorun değil (fark etmez). tuhaf görünüyorum. benim sesimi duyuyor musun? onları korkutuyor.
    k: evet.
    e: kim o? kendimi laos'ta vurdum, fakat ölmedim. diğerleri beni lahor'dan ayırıyor. ben ayırmıyorum. lahor, benim. sen de anlıyor musun?
    k: evet. bağırma.
    e: evet. benimlesin, lahor'lasın. biliyorum. içimdesin. seni içimde götüreceğim. shalimar cüzamlılarına katılacağız. kaçınamazsın. seni tanımak için senle dans etmeye ihtiyacım yok. ve bunu biliyorsun.
    k: biliyorum.
    e: devam etmeye ihtiyacımız yok. birbirimize bir şey söylememize gerek yok (veya söyleyecek şeyimiz yok.) biz aynıyız.
    k: inanıyorum.
    e: başkalarıyla maceralar yaşa. bizim ihtiyacımız (bununla ilgili kaygımız) yok. saçının kokusunu duymak istedim. bu açıklıyor benim neden... resepsiyondan sonra arkadaşlarınız kalacak. bir kereliğine sizinle ben kalmak isterdim.
    k: hiç olanağı yok.
    e: beni atarlardı (fırlatırlardı).
    k: evet, onların unutması gerekensin.
    e: lahor gibi.
    k: evet.
    e: benden ne olur?
    k: seni kalküta'dan uzağa gönderirler.
    e: senin istediğin de bu mu?
    k: evet.
    e: iyi. ne zaman biter?
    k: sen öldüğünde, öyle inanıyorum.
    e: bu acı ne? acım ne?
    k: akıl.
    e: seninle mi ilgili? bu akşam burada kalmaya izin isteyeceğim onlardan.
    k: nasıl istersen öyle yap.
    e: senle ben arasında bir şey oluşmasını sağlamak için. bir kamu olayı. nasıl yapılacağını bildiğim tek şey bağırmak. aşkın haykırılabileceğini göstereceğim. rahatsız olacaklar. sonra yeniden sohbetlerine dönecekler. şunu da biliyorum ki bana hak verdiğini söylemeyeceksin.
    ... ...
    sonra bağırtılarına başlar.

    --- spoiler ---

    bir de şu notu eklemek gerekir, adamın haykırışları duras'nın detruire dit-elle filminin sonundaki rüya sesi, yani (bina) yıkma seslerinin kardeşi ve eşdeğeridir. bir tür yıkıcı zirve.

    "bu sabah, "konsolos yardımcısı"nın sonuyla, yıllar önce yazdığım bir metni karşılaştırmam gerekti; bu metni kitabın sonuna alıp almadığım takılmıştı aklıma. böylece "konsolos yardımcısı"nın bir bölümünü yeniden okudum. olağanüstü bir şey, kitabı unuttuğumu fark ettim. unuttum çünkü onun üstünden sinema geçti, çünkü india song filmini yaptım. kitabı hayranlık içinde ve büyük bir heyecanla yeniden buldum; okurken india song'lar kayboldu.

    lol v. stein* kitabın içinde eldeğmeden kapalı kaldı. belki de, savaş ve kara deliklerin küçük kızı, yedi yaşındaki aurelia steiner paris'in filmini de yapmamalıydım. belki de mutlak bir öneri gibi, başka yere aktarılamayan bir öneri gibi kitapta kalmalıydı. cehennem gibi." marguerite duras - les yeux verts

    [çocuklar'da* da yaptım. sonuna gelmeden çok önce, ernesto'ya ne olacağını söyledim. hiroşima'da* da. india song'ta sürekli; orada daha anlatı başlarken kadın ölmüştür. benim filmlerim ters yönde gider. birden dururum, kadının ganj kıyısına gömüldüğünü söylerim. bazen de olayları gelecek zamanın hikayesiyle anlatarak yazgıyı gösteririm. "güzel olacaktı", "çok uzağa yüzmüş olacaktı." öyle ki, şimdiki zaman sona, ölüme iştirak eder, ölümün işaretine dönüşür.] marguerite duras - les yeux verts

    (bkz: delphine seyrig)