şükela:  tümü | bugün
  • 1. martin mystere
    2. indiana jones
    bunlar yuzunden arkeolog olmak istedim hep sessiz ve derinden
  • kanımca bond kızı gibi bir kavram varken jones kızının olmamasının sebebi; indiana jones filmlerinin epi topu üç tanecik olması ve dr. jones'un takım elbise, ingiliz arabası ve ıvır zıvırla hava atmaya meraklı, kalkık bir göt yerine büyüklerine ve mesleğine saygıda kusur etmeyen mütevazı bir kişiliğe sahip olmasındandır. yoksa ilik gibi ablalar hiç eksik olmaz indy abimizin etrafından.

    ek: filmler dört oldu ama değişen bir durum yok. zaten o yaştan sonra saylanmaz.
  • indiana jones serileri, özellikle ilk iki filminden bahsedersek tam anlamıyla bir sinema işidir..

    bu aralar trt1 arka arkaya yayınlıyor, evde ne varısa mısır, sucuk ekmek, cipsi alıp karşısına geçiyorum. burada önemli olan şey mantıklı, mantıksız ya da demode olan şey değil.

    filim seyrediyorsun..

    kamçılı adamın başarısı burada.. kaç kere seyredersen seyret.. izliyorsun..

    hababam sınıfı ya da geleceğe dönüş gibi.. senede 2-3 sefer yaparsın mutlaka.. bu arada üç boyutlu avatar'ı ikinciye, ya da üçüncüye seyreden kaç kişi var acaba merak ediyorum..
  • her filminde klasik olmuş bir olay vardır o da:
    indiana jones theme çalarken haritada gidilen yolun kırmızı bir çizgiyle gösterilmesidir.
  • bu adam yüzünden başıma gelmeyen kalmadı sevgili sözlük. küçükken tam bir gerizekalıydım, superman izler uçmak isterdim, terminator izler android olmak isterdim. ama indiana jones izleyince arkeolog olma istediğim içlerinde en gerçekçisiydi. gerçi superman izlerken clark kent gibi gazeteci de olmak isterdim ama ayrı mesele.

    neyse efendim, ben ne zaman arkeolog olmak istesem anam babam "peki ama aç kalırsın evladım türkiye'de bu iş yapılmaz" derdi. benim kıt kafam anlamazdı, ulan erdek'te bahçeyi kazınca bizans parası çıkardı nasıl aç kalınır lan diye isyan ederdim. seneler geçti, 24 yaşına geldim hala içimde kalmıştı bu arkeolog olayı.

    geçen gün "sikerim lan kazı yapıcam ben" diye gittim şapka aldım kendime. kasaya geldiğimde görevli hatuna "yeaa kamçı var mı sizde ?" diye sordum. hatun tepki vermedi ama 5 saniye sonra güvenlik geldi beni çıkardılar dışarı. "lan indiana jones gibi laaaaaaaaan bdsm değil" diye isyan etsem de gerçek değişmedi. bütün herkes beni sapık zannetti. sanırım bir daha gidemem oraya rezil oldum amına koyim.

    hayatımı sikeyim ya, bu koduğumun indiana jones'u bir, jurassic park iki.
  • birinci filmde düz doktorken* ikinci filmde profesor olmustur bu. mısır senin, madagaskar benim göt atıp gezerken, efenime söyliim maceradan maceraya kosarken hangi ara makale yazdi, konferansa katildi da puanını denklestirip proflugunu aldı anlayabilmis degilim. ilim bilim dunyasında kendisinden daha agır bir yeri olan babası henry jones'un torpilinden supheleniyorum. hatırlayacaginiz uzere henry abimiz andropoza kadar evden okula, okuldan eve, yazları da yazlıkcı misali aynı kazı bölgesine gidip gelmis, prototiplere uygun bir arkeologdur. hatta ogluyla karısını bile bu ugurda delirtmeyi basarmıstır. karısı hakkın rahmetine kavusurken, oglu kopegin adını babasının adına yegleyerek kendini daga tasa vurmustur.
  • küçük bir film festivalinde tanışmış ve çabucak kaynaşmış olan spielberg ve lucas, bu projenin tohumlarını 1977’de bir plajda ense yaparken atmışlardı. spielberg, iki yıl önce “jaws”la büyük bir başarı kazanmıştı. lucas ise “yıldız savaşları”nı yeni bitirmiş, tam da o hafta gösterime sokmuştu. büyük olasılıkla yapımcı stüdyo 20th century fox’la yaşadığı parasal ve filmin kontrolüne dair sıkıntıları geride bırakmak için çıktıkları bir tatildi bu. aynı kuşağa mensup olduklarından (lucas 1944, spielberg 1946 doğumlu) çocukluklarından birbirlerine anlatacakları pek çok ortak noktaları mevcuttu. bunların başında ise sinemasal zevkleri geliyordu. televizyonun her türlü eğlencenin pabucunu dama attığı 1950’li yıllarda ikisi de eski macera filmlerini ayıla bayıla izlemişlerdi. flash gordon başta olmak üzere, özellikle 1930 ve 40’larda çekilmiş pek çok ucuz avantürle beslenmişti görsel dünyaları. ve 1980’lerin hemen başında, bir söylentiye göre beş filmlik bir proje olarak tasarladıkları indiana jones’un maceralarına soyundular. lucas, pek hazzetmediği yönetmenlik koltuğunu spielberg’e bırakacak, kreatif meseleler ve yapımcılıkla meşgul olacaktı. arkadaşlıkları birkaç yılı bulan bu ‘eküriler’ nihayet uzun yıllar sürecek bir ortaklığın da kapılarını aralamış oldular…

    http://genclik.zaman.com.tr/?bl=8&hn=1505
  • 3 adetten mutevellit seri film. sirasi ile arzedeyim:
    indiana jones and the raiders of the lost ark
    indiana jones and the temple of doom
    indiana jones and the last crusade

    dizisi de vardir indiana jones'in. bir de "www.indianajones.com" diye bir sitenin mevcudiyetini de tum arkada$lar ile payla$mak isterim.
  • serinin temple of the doom filminde indynin ilk sahnede japonlarla kavga ettipp kaçtığı barın adı obi wan dır (bkz: george lucas) (bkz: star wars)
  • kan sicramis maymun beyni ve solucanli yilan dolmasi dolu sofraya otururken, acaba bu cocuklarin uzerinde kalici etki yapar mi diye hic dusunmemis macera adami..
hesabın var mı? giriş yap