şükela:  tümü | bugün
  • yine hızla okunan bir dan brown kitabı.
    fakat sonu biraz havada kalmış, aceleyle bitirilmiş gibi. sen yaz 600 sayfaya yakın her şeyi yazacağın 50 sayfayı unut! nasıl iştir bunlar bilmem ki?*
    yine de robert langdonı severiz, o ayrı.
  • dan brown kitabı olarak bakmazsak eğer başarılı bulduğum kitaptır. yazarın diğer romanlarına bakarak büyük bir beklentiye girmemek gerekiyor. angels and demons, the da vinci code, the lost symbol kitaplarında ki kadar başarılı bir kitap olmamış malesef. infernoda rönesans, floransa, venedik, dante ve istanbul hakkında bilmediğimiz gayet keyifli bilgiler vererek akıcı bir macera aktarılıyor. kitabın sonunda daha heyecan verici ve ters köşe bir olay beklentisine girmiştim fakat dan brown gayet sıradan bir sonu daha uygun görmüş.
  • melekler ve şeytanlardan sonra moralimizi yerine getiren kitap, kurgu veya hayal kırıklığı ile eleştirmenin haksızlık oldugunu düşünüyorum. bence bu kitabın en başarılı olduğu kısım çok nitelikli bir araştırma yapılmış olması ve görsel anlamda bir insana çok şey katması. anlattığı katedraller dünyanın gelmiş geçmiş en iyi sanat eserleri ve dante nin cehenneminin rönesansa etkilerini , venedik sokaklarının tasvirleri ders niteliğinde dinlemek ve italya için normal olanın dışında spesifik olarak floransadan hakkıyla bahsetmesi bana çok keyif verdi. o yüzden boşverdim sonunu yoksa herkes gibi benimde ilk aklıma gelen yer sonuç çıktı hatta sonunun hümanist bir şekilde yumuşak inişle bittiğini düşünüyorum.ama yinede bitmesin istedim hatta robert langdon mimarsinan güzel sanatlara gelsin bize de konferans versin, hatta tez danışmanım olsun istedim.
  • dan brown'un yayınlanan son kitabıdır.

    --- spoiler ---

    "sevgili tanrım, dünyanın beni günahkar bir canavar olarak değil, bir kurtarıcı olarak hatırlaması için dua ediyorum. öyle olduğumu biliyorsun. ardımda bıraktığım hediyeyi insanlığın anlaması için dua ediyorum.

    hediyem gelecektir.
    hediyem kurtuluştur.
    hediyem cehennemdir."

    önsözden.

    --- spoiler ---
  • nefes nefese bir koşturmayla sayfaları çevirten ama bitişiyle sanki "son satırlar bitiyoruz arkadaşlar" diye bağıran sınav gözetmeninin etkisi ile acele ile ve normal bir sonla bitmiş olan dan brown kitabıdır.
  • robert langdon'ın şifreleri kolunda uğurlu saati olmadan çözdüğü kitap. dan brown "keramet mickey mouse'da değil!" demek istedi anlaşılan.

    --- spoiler ---

    kitabın floransa ve venedik'te geçen kısımları yine târihî eserler ve üzerlerine yüklenen şifrelerle dolu olduğu için heyecanlandırıyor, ilgi çekiyor; lâkin sayfalarında istanbul var diye çok da abartılacak bir yönü yok, çünkü târihe dâir bilmediği yok sayılan langdon "galata? bu bir yerin ismi mi" diyor, karizmasını sultanahmet sokaklarında tuzla buz ediyor! zîrâ galata, istanbul'un sonradan eklenmiş kısımlarında bir yerde değil, târihinin kalbinde, ortalama bir turistin bile bilebileceği bir mevkiide. langdon'a söyletilen bu sözler ve de maceranın istanbul kısımlarının yavan ve yüzeysel anlatımı, insanın aklına "yazar sadece kısa ve turistik bir istanbul yazısı için finanse edilmiş gibi" düşüncesini getiriyor.

    kitabın kurgusu da, karakterlerin çoğu da, aksiyonun başladığı şehirden düğümün çözüldüğü şehire kadar kaotik. yazar özellikle de zobrist-ferris-sienna konusunda ters köşelerin âlâlarını yaptırmış. kitabın en nefes kesen yerleri o sayfalar/şaşırtmacalardı.

    ayasofya'nın altındaki gizli geçitler, bizans dehlizleri vb. insanı gerçekten heyecanlandıran bilgi ve haberler. kitap göksel gülensoy'un reklamını yapmış ama, konuyu daha bilimsel ve sağlam kaynaklardan takip etmek isteyenler şu adrese başvursa daha iyi olacak gibi:

    http://www.hagiasophiasubterranean.itu.edu.tr/
    --- spoiler ---
  • betimlemeleri çok boğdu bir türlü hikayenin içine giremedim..
    yarım bir şekilde duruyor kendisi çok ama çok müteessirim..öyle ki acaba benim ilgim mi değişti bu tür kitaplar artık beni sarmıyor mu dedim.
    ama yorumları okudukça sorunun bende olmadığını görmek güzel.istanbulu içine kattığı yerleri göremedim ona üzülüyorum belki de devam ederim günlerden bir gün zamanlardan bir zaman..
  • da vinci code dan angels&deamons tan sonra fazla kurgusal gelsede yeterli bulduğum kitaptır.kayıp sembol dede benzer düşüncelerim vardı.
    --- spoiler ---
    kitap diğer kitaplarında alışık olmadığımız ama son derece aşina olduğumuz bir şekilde başlıyor.hastahane odası hafıza kaybı.okuyucuya çözdüğünü düşünmesi için gizemler oluşturuyor bağlantılar kuruyor.
    kaçış kovalamaca derken ilerliyorlar ama bütün o ansiklopedik dil son derece yoruyor.guzel anekdotlar var tabii ama genel olarak floransa bölümü benim için son derece sıkıcı.
    birde şikagodaki kış gecesi hikayesi beğendiğim bir ayrıntıydı fferris hemen gey olmuştu sinsi bir ajan olmuştu gözümde belkide vebalıydı vebayı ona zobrist bulaştırmıştı.sienna aklımdan geçmemişti o tanıdıktı güvenilirdi çünkü.
    ah venedik!venedik'i anlatırken uslübün değiştiğini hissettim.yazar anlatmaya devam ediyordu ama sanki baş döndüren mimariler tüneller geçitler sokaklar venedikte suyun uzerinde duruluyordu.aşkla anılan venedik ölümle özdeşleşene dekte böyle devam ediyor.
    kafamda tom hanks şeklinde bir longdon canlandırmakta sorun yoktu sienna içinde minyon bir cate blanchett im vardı.
    elbetteki kapaktan dolayı bir istanbul beklentim vardı.ama türlü katedralleri kiliseleri her noktasına kadar bilen harvırdlı langdın islam mimarisine harranlı mirsat kadar aşina değildi.fransada vatikan da italya da profesörken istanbulda turistti.turistler ne biliyorsa onu biliyordu 100 eşli padişah peygambere ait olduğu 'söylenen' hırka dışında tabii.yine de kötünün iyisiydi ayasofya kısmından sonra istanbul sokaklarını gözümün önüne getirdi.çok sevdiğim yer altı sarnıcınıda.ama istanbul o yüz sayfadan çok daha gizemli çok daha karmaşık.ama dan brown için yeterliymiş demek.

    --- spoiler ---
  • yanlış taraftan bakınca doğrunun görülmediğini gösteren kitap. hani bir insan/topluluk nasıl göremiyor apaçık ortada olanı denir ya ters köşeleriyle bunun nasıl olduğunu gösteren bi' kitap olmuş.