şükela:  tümü | bugün
  • günümüzde çok yaygın olarak görülmeye başlanan sorun.
    çocukluğumda, istemesine rağmen çocuğu olmayan kadınların çok az sayıda olduğunu net hatırlıyorum. tabii infertil değil, kısır denilirdi o zaman böyle kadınlara ve evet, bu sadece bir kadın sorunu olarak algılanırdı.

    oysa bugün, özellikle de sosyoekonomik konumu yüksek ve eğitimli kesimde infertilite çok sık. bu sorunun yaygınlaşmasının nedenleri çok çeşitli.

    öncelikle yaş faktörü söz konusu. kadınlardaki ovum kalitesi ve sayısı yaşla azalıyor. bu durum erkekler için de geçerli ama erkekler ömürleri boyunca sperm üretebildiği ancak kadınlarda yumurta doğuştan belli sayıda geldiği ve giderek azaldığı için cinsiyetler arasında bu anlamda dezavantajlı olan cinsiyet, kadınlar. kadınların gebe kalması için ideal yaşlar, artık eğitim ve iş hayatına daha fazla katıldıkları için sosyal anlamda uygun yaşlar değil. universite bitirip, çalışma hayatına atılan bir kadın ancak otuzlu yaşlarının başına doğru hamilelik düşünebiliyor. bu da 20 yaşında bir kadına göre, daha zor hamile kalmak demek. erkeklerde de sperm sayısı ve kalitesi yaşla düşüyor elbette. yaşları yakın bir çift otuzlu yaşlarının başında evlenip, otuzlu yaşlarının ortalarında çocuk yapmaya niyetlenince, gebelik ihtimalinin düşüşüne iki tarafın da katkısı oluyor.

    ikinci faktör, çevresel maruziyet. yediğimiz içtiğimiz her şeyde katkı maddeleri, koruyucular, gdo bulunuyor. meyve sebzelerde hormonlar, gıda sakladığımız kaplarda plastik var. yine günümüzün en önemli hormonal sorunlarından biri olan puberte prekoz, yani erken ergenlik, kız çocuklarında meme gelişimi, adet kanaması gibi ergenlik belirtilerinin olması gerekenden çok daha erken oluşuyla karakterize bir sorun. tedavisinde öncelikle yiyecek içeceklerde kısıtlamaya gidiliyor. tavuk, domates, çilek, soya, plastik kaplarda saklanan herhangi bir yiyecek içecek ve hatta plastik oyuncaklar bile yasaklanıyor. bunların yasaklanmasının temel nedeni fitoöstrojen maruziyetinin azaltılması. kızlarda erken ergenlik görülüyor, buna maruz kalan erkekler de yüksek östrojene maruz kalmış oluyor. bunların fertilite üzerine uzun vadede etkisi olmaması imkansız.

    üçüncü mesele ise gündelik stres. yüksek stres vücutta başta kortizol salınımını arttırmak olmak üzere bir çok endokrin etki yapıyor. bu da üremeyi baskılayan bir etken. gebe kalamayan ve bu nedenle yoğun kaygı yaşayan kadınlarda, psikiyatrik tedavinin gebe kalma oranını arttırdığına dair vaka serileri var.

    en nihayetinde, eğitimli, çalışan, sosyoekonomik konumu yüksek ailelerin çocuk sahibi olma ihtimali giderek azalıyor. o hep bahsedilen üç çocuğu yapması istenenler de bu aileler değil zaten..
  • tedavisi için tonla para harcanabilen, ülkemizdeki istismarı nedeniyle bazı jinekologların ekmek kapısı haline gelmiş, çocuk isteyen bir çift için en üzücü olabilecek durumlardan biri
  • 35 yaşının altında bir kadının, 1 yıl boyunca düzenli aralıklarla (haftada 3) partneri ile cinsel birleşme yaşamasına rağmen, 35 yaşının üzerinde bir kadının, 6 ay boyunca düzenli aralıklarla (haftada 3) partneri ile cinsel birleşme yaşamasına rağmen hamile kalmaması durumuna infertilite denir. bunu yaşayan kişilere de infertil denir. bu senaryolarda kimin infertil olduğu, konunun uzmanına danışana kadar belli değildir. kadın için yaş faktörü en önemli faktördür. çünkü yaşın ilerlemesiyle beraber kadındaki yumurta sayısı ve kalitesi düşmeye başlar. bazen yumurtanın sayısı ve kalitesi yaşla alakalı da olmayabilir. 20'li yaşlarının başındaki bir kadının yumurta rezervi ve kalitesi, yaşına göre çok az olabileceği gibi, 40'ına yaklaşan bir kadının yumurta rezervi ve kalitesi de şaşırtıcı derecede iyi olabilir. o yüzden, bir kadının, çocuk sahibi olmayı düşünmese bile en azından yılda 1 kez kadın doğum uzmanına giderek, sağ sol yumurta overleriyle ilgili fikir sahibi olmasını tavsiye ederim. yaşlarıyla yumurta rezervlerinin doğru orantılı olup olmadığını öğrenmeleri, onlara fikir verecektir. ancak unutulmamalıdır ki, kadının yumurta rezervinin fazla olması veya kadının düzenli regl görmesi, o yumurtaların kaliteli olduğu anlamına gelmez. bazen sayıca fazla olan yumurtalar verimli olmaz. bu yumurtalarının verimini anlamak, erkeğin sperminin verimini anlamak kadar kolay değildir. erkek ejakülasyon (boşalma) yöntemiyle sperm verdiğinde sperm sayı ve kalitesine kolayca bakılırken, kadının yumurta kalitesini anlamak için opu denilen bir cerrahi müdahale ile o ay oluşan yumurtaların alınması gereklidir. bu da anestezi altında uygulanan ve sonrasında oldukça ağrı yaratan bir işlemdir. ayrıca sperm sayısını öğrenmek isteyen her erkek bir hastaneye gidip sperm verip merakını giderirken, bir kadına, sırf yumurta kalitesini öğrenmek istediği için bu işlem yapılmaz. bu işlem tüp bebek tedavisi gören kadınlara yapılır.
  • (bkz: kısırlık)
  • çocuk isteyen çiftlerde, en az bir yıl süreyle, kadın yaşının 35 üstü olması durumunda 6 ay süreyle, kontrasepsiyon(korunma) uygulamadan, düzenli cinsel ilişkiye rağmen gebelik oluşmaması, oluşan gebeliğin doğumla sonuçlanmaması durumudur. primer, sekonder ve sterilite olarak üçe ayrılır.
    primer: en az bir yıl süreyle korunmaksızın cinsel ilişkide bulunulduğu halde gebeliğin olmamasıdır.
    sekonder: daha önce gebelik olduğu halde, son bir yıl içinde korunmaksızın cinsel ilişkide bulunulmasına rağmen tekrar gebe kalınmaması durumudur.
    sterilite: gebeliğin gerçekleşemediğin ve çocuk sahibi olmanın mümkün olmadığı durumdur.
    dünya’daki infertilite oranı %8-12, türkiye’de %10-15’tir.
    yaş, cinsel ilişki sıklığı ve zamanlama, vücut ağırlığı, sigara, alkol ve stres etkileyen faktörlerdir.
  • çocuk istemeyen çiflterin başına gelebilecek en iyi durum., erkek ya da kadın için kısırlık durumu. tedavi olunmadığı sürece hamile olabilme durumu ya hiç olmazken, 4-5 sene içerisinde de başarabilme olasılıklı durumlar da söz konusudur.
  • herhangi bir nedenle üreyememek anlamına gelir.erkek ya da dişi farketmeksizin kullanılabilir.
    (bkz: steril) (bkz: fertil)
  • bir yıl korunmasız ilişkiye rağmen hamileliğin oluşmaması durumudur.