şükela:  tümü | bugün
  • 2016 abd yapımı bilim kurgu filmi. her şeyin otomasyonla kontrol edildiği bir hapishaneden kaçmaya çalışan mahkumun hikayesi anlatılıyor.
  • bilim kurgudan hoşlanmayan biri olarak beğendiğim film. az biraz sistem eleştirisi ve ayrıca içinde insana umut veren bir aşk hikayesi de barındırıyor.
  • --- spoiler ---

    filmin sonunda 1926-2015 yılları arasında yaşamış thomas luke owens isimli birine hitaben bir yazıyla bitiş var, benim gibi sonuna kadar cast, müzik ve görselleri takip edebilirseniz görüyorsunuz, aslında filmde başta frank'ın o andaki durumunu anlatan bir repliği var, kabaca babasının bir hastalık sebebi ile nasıl 4 yıl bir makinaya bağlandığı ve tekrar yaşama döneceği umudu verilip geçen o dört yılın aslında huzurlu bir ölüme hazırken bir makina tarafından işkenceye döndüğünü anlatıyor.

    filmin konusu bence bu, howard yani onu orada sadece yaşatan bir makinanın aynı son anlarını yaşayıp huzur içinde hayatı biterken, göz önünden film şeridi gibi aktığı o anı o makina 4 yıl boyunca nasıl her gün resetlemişse, frank'ın yaşadığı da aynı. gayet güzel bir film, 2016 yapımı olup neden bu kadar az duyulmuş anlamadım.

    --- spoiler ---
  • pek sukela film imis. sifir beklenti ile izlemeye baslamistim. 6.2 orta duzey bir bilim kurgu filmi icin iyi bir nottu benim icin. cerezlik diye tabir ettigimiz cinsten yani. ancak derin fakat biraz yavas akan bir konusu varmis. ayrica muzikleri pek guzelmis.

    cast akarken calan sarki icin
    carry me - olivia millerschin
    https://www.youtube.com/watch?v=qmexhwu9yg0
  • türü gerilim / bilim kurgu olan son zamanlarda izlediğim en iyi filmlerden biri belki de sonuncusu.
    bol bol sohbet birbirini tekrar eden mekan ve sahneler ile tansiyon düşse de sabırlı olup izlemeye devam edince çok başarılı bir iş çıkıyor ortaya.

    fragman
  • kimse yazmamış , başrolde sosa'nın oynadığını filmdir.
  • --- spoiler ---

    en son bölüm de sanal gerçeklik olaydı güzel bir son olurdu. bu şekilde ortalama bir film diyebilirim. vaktiniz varsa izleyebilirsiniz, vaktiniz kısıtlı ise izlemediğinizde bir şey kaybetmezsiniz.

    --- spoiler ---
  • "cuma bilimkurgu gecesi"nde izlenmiş, pandorum'un yazarı travis milloy'un yazıp yönettiği, kahve kalmasa bile bir fincan acı kahvenin kırk yıl hatırı vardır sözüne riayet eden vefakâr bir yapay zeka barındıran yapım.

    düşük bütçesi ve büyük çoğunluğun tek mekânda geçmesine rağmen, insan ile yapay zekâ arasındaki ilişkinin - bu sefer herhangi bir romans katmadan - evrimini gösteren bir başka yapım. düşük temposu, senaryo kurgusundaki kimi açıklara ve bilhassa sondaki ucuz romans ile biraz düş kırıklığı yaratsa da bir nevi 'kabir azabı'nı modern ve aşırı teknolojik zamanlara naçizâne uyarlamış film.
  • konusunu gayet güzel, işlenişi de bu kadar ağır ve tekrar eden bir konuyu sıkıcılaştırmayacak kadar başarılı bir bilim-kurgu. başlarda source code’u andırsa da pek alakası yok aslında.
    tamamen seyircinin hayal gücüne bırakılmış cevaplanmayan sorular var ki benim hayal gücüm cevaplamaya yetmedi.

    --- spoiler ---

    en basitinden, ilk kaçış sahnesinde nasıl oldu da bu kaçış hayal dünyasında yaşandı?
    ya da yapay zekayı görevinin zıttına nasıl ikna etti?

    --- spoiler ---

    aksiyon konusunda oldukça durağan olduğu için sıkıcı bulanlar olacaktır ama bilim-kurgu niyetiyle izleyeni pişman etmeyecektir.
  • günümüzde daha da tartışılmaya başlanan yapay zeka-insan ilişkilerine güzel bir bakış açısı getiren film.

    içinde barındırdığı romantiklik de cabası.

    "makineler, bazı şeylerden uzak tutulmalı" şeklinde bir düşünceniz varsa, beğeneceksiniz.