şükela:  tümü | bugün
  • filmlerde cogu amerikalının bir turlu beceremediği ve dolayısıyla izleme keyfinin icine edebilecek aksan.
    orn:
    (bkz: gwyneth paltrow) (bkz: shakespeare in love) (bkz: sliding doors)
  • amerikan aksanına oranla daha anlaşılır olan aksan. heceleri yutmak yerine uzattıkları için daha rahat anlamak mümkün.
  • anlaşılan, anlaşılmayan, bin bir çeşidi olan aksan..aksanlar... örneğin oxfordlu birisi hepimizin hayallerindeki ingilizce hocası gibi düzgün ve net konuşurken ("ingiliz aksanı" diye tanımlanan genelde bu oluyor zaten) cornwalllu birini anlamak için biz türklerin götünü yırtması gerekebilir.
  • (bkz: my fair lady)
  • (bkz: pygmalion)
  • non rhotic bir aksandır. yani bu aksan temel alındığında approximant ya da continuant diye de bilinen "r" harfleri yalnızca hece başında ya da ortasında ise sesletilir, bunun haricinde (sonuna bir diğer sesli almadığı sürece) hiçbir "r" harfi okunmaz. amerikan ingilizcesiyle en büyük farkı da budur.
  • elizabeth hurleyin bedazzled filminde izliyenleri zevkten dort ko$e eden konu$ma $ekli .
  • konu$ulmasi icin sadece girtlak ve dil ve ses telleri yetmeyen bir aksandir. bu aksanda konu$urken, bir yandan da jest ve mimikler ile bezenmesi gerekir konu$manin, yalniz, bu jest ev mimiklerin bir italyanin konu$urken gotunun ba$inin oynamasi gibi degil, ufak bir dudak kivrimi, ince bir el hareketi, hafif bir goz kisma ve tepeden bakma gibi arrogantligin doruklarinda, imparator edasi ile yapilmasi gerekir. bu konu$manin duayenleri icin verilebilecek en guzel ornekler michael caine ve david niven'dir. asla sogukkanliliklarindan odun vermeyen bu iki zat, her hareketleri ile ingiliz aksaninin efektif kullanimi konusunda ders verirler. bir kuple de olsa, yanlarina ohmss filminde oynayan george lazenby verilebilir, ama ciddi rollerde michael caine, daha hafif rollerde david niven bu i$in erbabidir.

    yeni nesilden jason statham ve hugh grant bu i$te iyi gorunse de, yine de ustadlara yakla$mak icin kirk firin ekmek yemeleri, sinemadaki amerikan ekolunden biraz olsun uzak kalmalari gerekmektedir zannimca.
  • amerikan filmleri ve sitcomlarına boğulduktan sonra insana tuhaf gelen ama şahsi kanaatimce güzel olan, can't in kant diye okunduğu bir garip aksan. ingilizce hazırlık sınıflarındaki ingiliz ingilizcesi takıntısı nedeniyle birçok kelimeyi bu aksanı kullanan insanların konuştuğu şekilde öğrenir, sonra da unutur türk genci.