şükela:  tümü | bugün
  • norman sülalesiyle 1066'da başlayan kraliyet ailesi. 1154 yılında prenses mathilda'nın anjou'lu geoffrey ile evlenmesiyle plantagenets sülalesi tahtı kapıyor fakat 1485'de prenses margaret ,edmund tudor'la evleniyor ve taht tudors sülalesi geçiyor. prenses mary de lord darnley'le evlenince taht bu sefer 1605 yılında stuarts'a geçiyor. bunlardan da sophia hanover valisiyle evleniyo, taht 1714'te hanoverlara geçiyo. ve en sonunda victoria saxe-coburg-gotha prensi albert'la evleniyo ve taht 1857 saxe-coburg ve windsor ailesine geçiyo. hala daha başlarında bu sülale var. 5 sülale geçmiş, simdi altıncısı...
  • mensubu bulunduğum soylu aile. prens arayan sözlük bayanlarına selam edemem gözümü çıkarırlar.
  • neredeyse butun bir gezegen icinden e$ secme hurriyetine ve o ki$iyi edinme gucune sahip aile.
  • hiç de sembolik olmayan aile. herkes ısrarla ve ısrarla nasıl hakkında -sembolik- demektedir. şaşırmaktayım. zira; bu kraliyet ailesinin, istediğinde, ingiliz parlementosunu dağıtma hakkı var anayasada, bu bir. ikincisi; ülkeyi ilgilendiren kararlar öncesi, kraliyet ailesinin fikri sorulur. ve ailenin reddettiği hiçbir fikir, kabul edilmemiştir. acaba tesadüfi bir sembol mü bu da?
  • mr fücir tens'in en çok ingilizce dersi verdiği ailedir.
    - edward what leg are you? go palace clever man no six legs.
    - edward sen ne ayaksın? otur sarayında, akıllı ol almayayım ayağımın altına.
  • sünnet olduklarını duyduğumda epey bir şaşırdığım ailedir. hatta bu sebepten naziler onlara da yahudi muamelesi yapmışlardır.
  • prens charles ve prens william düşme tehlikesi yüzünden asla aynı uçakla yolculuk yapmazlar.
  • ara sıra bu aileye mensup olduğumu ve şöyle zengin bir kahvaltıdan sonra bir fincan kahveyle sarayımın penceresinden dışarıyı seyrettiğimi düşlüyorum. bu hem çalışmamak için yapılan anlamsız hareketler kotamı dolduruyor hem de ancak yazarak mutlu olabiliyorum. mutlu aşk yoktur belki ama mutlu yazar var, tüm ofislerde ve açık autocad pencerelerinin cereyan yapıp midemi bulandırdığı tüm mevsimlerde benim keyfimi yerine getiren şey ne yazacağımı bilmeden yazdığım yazılar oluyor.

    şimdi de kraliyet ailesini düşünüyorum işte, queen elizabeth ne yapıyordur acaba? buckingham'daki 600 odanın hangi birindedir, daha küçük stüdyo tipi bir daire istediği oluyor mudur yoksa saraydan başkası olmaz mı diyordur yakın çevresine. bir önceki yüzyıl hatta binyıldan kalma olmak ara sıra aklına takılıyor, "bu zamanda ne kraliçesi lan"'ın ingilizcesini soruyor mudur kendisine? 60 senedir tahtta oturup oğlunu müebbet prensliğe mahkum ettiği için suçluluk duyuyor mu şu anda benim hafiften duyduğum gibi? yapmam gereken işlerin başlangıcında, hiç istemediğim alengirli bir projenin metrajındayım ve silah zoruyla ancak ilerleme kaydedeceğim. patron silah tüccarı arıyor bir haftadır, yarı otomatik tüfekle işleri hızlandıracağını düşünüyor. pompalı ise beni fazla yıpratırmış, telefonda konuşurken duydum.

    charles şu an ne yapıyor acaba? kıvırcık saçlarına fön mü çektiriyor yoksa dededen kalma yadigar tacı takıp son 46 yıldır yaptığı gibi aynanın karşısında kralcılık mı oynuyor. çok tuhaf, asla normal bir adam olmanın o anlatılmaya değer olmayan tadını duyamayacak. ben de kraliyet ailesine mensup olmanın o sonsuz zenginliğini yaşayamayacağım. belki sorsan şu an benim yerimde olmayı ister. parasız pulsuz, hafif umutsuz, saraydan ziyade korkunç lobili bir otelde kalıp da işe gelmekten pek hoşlanmayan bir 28 olmak için sahip olduğu her şeyi bırakır. bana sorsan ben de onun yerinde olmak isterim, cumartesi çalışmadığımı kendime hatırlatıp "prenslik de fena değil lan"ın ingilizcesini fısıldarım kendime.

    kahveden sonra at binmeye gider, alçıpan metrajının ne demek olduğunu pek umursamadan yıllanmış şahane bir viski açarım öğleden sonra. viski çok çarparsa da başlatırım sürek avını, kamp yapmaya giderim. annemin elini öpmeye, bir hayır duası almaya saraya çıkar alkolün etkisiyle de "bir ay kral olayım be vicdansız kadın" diye ortalığı birbirine katarım. hayat bana güzel amına koyayım. prensim, sigortam yüksekten yatıyor, üç öğün yemek. kaloriferler sönmüyor.

    oysa şu an deneme sürecinde olduğum için ne sigortam var, ne de yemek veriliyor. bir sır daha vereyim: iki aydır klima bile takılmadığından akşamları soğuktan kanım çekiliyor.