şükela:  tümü | bugün
  • saçma sapan bir efsanedir. muhtemelen avrupanın zarif insanları arasında birinci, sıcak insanları arasında ilk 3'te yer alırlar.
    (bkz: ukteydim doldum)
  • puba girince biter
  • (bkz: soğukluk)
    (bkz: purslane)
  • soğukluk mevzusu tam bir asparagus hikaye. hayatımda gördüğüm en cana yakın, sürekli gülen, her cümleye espri katmaktan cekinmeyen millettir. hayat size güzel kardeşim.
  • aslında var olmayan şey. söz konusu şey ingiliz soğukluğu değil ingiliz mesafesi - veya mesafeliliği - ya da ingilizlerin nerede durmaları gerektiğini bilmeleridir. yeri geldiğinde henüz yeni tanıştığınız bir ingiliz ile taşşak muhabbetinin dibine de vurabilirsiniz, bütün gün sadece çok resmi, diplomatik ve kibar sözlere de (türlü türlü may i ve hatta might i cümleleri) maruz kalabilir, elinizde biralar ile futbol maçı da izleyebilirsiniz.
  • hiç de saçma değildir. adamlar soğukkanlılıktan, kalp krizi geçirdikleri bir vakit hayatlarını riske atacak hareketler yapıyorlar usta siz ne diyorsunuz. ingiliz kalp vakfı (british heart foundation) başkanı peter weissberg bu tür vakaların yaşandığına dair rapor hazırlamıştı bilmem kaç senesinde. diyor ki kalp krizi geçiren insanların yüzde bilmem kaçı (rakamlar veya tarihler aklımda değil ama vakıf ve adı geçen şahısla ilgili araştıran haberi bulur gibime geliyor) soğukkanlılıklarından, ihtiyatlı olduklarından ilk önce acili aramak yerine yakınlarını arıyor. bu kalp krizine karşı bile soğuk davranıp (sana mı kaldım lan ben osuruk kalp krizi der gibi ahahaha olaya bak ya) "siktir et geçer" mantığı var adamlarda. e şimdi böyle ciddi bir problemin olduğu toplumu ben analiz ederken bir kez daha düşünürüm beyler..
  • böyle bir durum varsa bile aksanları sayesinde rahatlıkla ortadan kalkabilecek bir durum.(bkz: ingiliz aksanı)
  • her işimi kendim görürüm anlayışıdır. mesela bir gün bir ingilizi elinde haritayla cebelleşirken görüp, do you need help diye sorarsanız, size dönüp ne diyor bu am salak bakışı ile sizi taltif ederler ki , gurur duyarsın kendinle.
  • soğukluktan değil, kişisel alanı tanımaktan ileri gelir.