şükela:  tümü | bugün
  • öne sürdüğüm önerme.
    ilkokul 4. sınıftan beri ingilizce dersi alıyorum. yetmedi anadolu lisesine gittim. o da yetmedi %100 ingilizce egitim veren bir devlet üniversitesine gittim. evet devlet üniversitesi. türk devletinin üniversitesi.
    ama gel gör ki bir yabancıyla konuşurken dilim dönüp de iki lafı bir araya getiremiyorum. dinlemede okumada sorun yok da konuşma sıfır bende.

    edit: ironiydi gençler sakin olun. demirtaşın ayıbıyla dalga geçmek için açtığım başlık. komiklikler şakalar olur sandım. girmeyin birbirinize.

    edit2: ingilizce biliyorum. derdimi anlatacak kadar*
  • yanlış önerme.

    lisans seviyesine kadar aynı seviyede ingilizce eğitimi aldım. %30 ingilizce eğitim veren bir devlet üniversitesinde 4.sınıf öğrencisiyim. (ingilizce dersler türkçe anlatılırdı.) kız arkadaşım yabancı ve günün en az 8 saati ingilizce konuşuyorum.

    yani senin ingilizce konuşamaman türk devletinin ayıbından ziyade senin dalyaraklığından kaynaklanıyor.
  • bu kadar seye ragmen yabanci dil ogrenemediysen sorun sendedir baskan.

    kiyas olsun diye soyluyorum. lisede 1 yil ingilizce hazirlik okudum, yasim 31 oldu. hala onun ekmegini yiyorum. biraz uzerine dusup ek kurs almaya calissam altyazisiz yabanci dizi izleyebilecek seviyeye gelirim.

    neyse,

    yuce türk devletinin sorumlu tutulmamasi gereken bir basarisizlik hikayesi.
  • pratik yap o zaman. devlet memur mu göndersin senin pratik yapman için?
  • bu kadar yaygara kopuyor da ben nasil ogrendim arkadas! hic ozel ders ozel kurs gormedim. devlet okulunda herkesle ayni sistemden gectim. ben istanbul’da ogrendim. esim samsun’da ayni sistemle ogrendi. esimin en yakin arkadasi ardahan’da ayni sistemle ogrendi. hepimiz catir catir konusuyoruz. bir gun oturduk ucumuz tartistik. bambaska sehirlerde ayni sistemden biz ogrendiysek herkes ogrenebilir. bakin ulkemizin uc farkli cografi bolgesinden sehirlerle ornek verdim. ki biri ardahan dikkatinizi cekerim.
  • tamamen ülke zihniyeti ile alakalı..

    belli bir yaştan sonra dil öğrenmek ciddi bir disiplin ve özveri istiyor;aynı şekilde öğretmekte.. günümüzde ne öğretmenlerde ne öğrencilerde bu özveri var.. yoksa devlet okullarında verilen ingilizce kitaplar ve ders saatleri gayet geçerli..
  • ...
  • ne yazık ki 4. sınıftan itibaren gramere boğulduğumuz içindir. halbuki dil öğretmek için o kadar çok yöntem ve teknik var ki bunlardan pratiğe odaklı olanlar kullanılsa, öğretici gramer yerine diyaloglarda, okuma parçalarında vs. verilse gramer, öğrenciler konuşmaya teşvik edilse, aktiviteler gramer kurallarına yönelik değil de pratiğe dayalı olsa konuşamamak diye bir şey kalmayacak. mesleğe başladığımda pratiğe dayalı tüm yaklaşım ve metodları uygulayacağım, azıcık sabır arkadaşlar.*
  • dil öğrenmek, diğer bütün ''öğrenme'' eylemleri gibi tamamen isteğe ve ilgiye bağlıdır. aynı eğitim sistemi içerisinde okuyan insanlardan bazıları çok iyi, bazıları orta, bazıları da az öğrenebilir. hatta verilen eğitimin sağladığı potansiyelin çok ötesine geçenler ya da tam tersini yapan insanlar olabilir. bu tamamen kişinin o dile ve yabancı dil öğrenimine olan ilgisine bağlıdır.

    her insan, verilen bilgiyi işlemek ve beynine yazmak için kendi yöntemini geliştirir. yabancı dil öğreniminde mesela bu, kağıda yazarak çalışmak, kitap okumak, o dilde beğendiği şarkıları bulup sözlerini ezberlemek ya da alt yazılı dizi/film izlemek olabilir. matematik için de bu durum böyledir, aklınıza gelen başka bir dal için de.

    eğitim sistemini hep eleştirelim ama her şeyi devlete yüklemek bazı durumlarda yanlış olabilir. insan önce kendini tanımalı ve neye ilgi duyup neyi sevdiğini bulmalı bence.