şükela:  tümü | bugün
  • ingilizlerin başına gelmeyen durumdur.
  • tekniğini bilmemektir. ilgi alanlarınız üzerinden kelime dağarcığınızı arttırmanız yetecektir, gerisi kendiliğinden geliyor. mesela ben, kitaplardan sözlüklerden gördüğüm bir tek kelime bile aklımda kalmazken, şarkılar aracılığı ile çok çeşitli kelimeler öğrenmiş bulunmaktayım.

    bir de öğrenmeye çalışanlar için demiş olayım; perfect tense hedesine geldiğinizde çok fazla "neden?" demeyin. türkçe karşılığı olmayan bir şey neticede.

    (bkz: #31415074) şurada detaylıca çok güzel açıklamış arkadaşımız.
  • benim en büyük sorunlarımdan biridir. yok arkadaş lisede basitti how are you today?den ibaretti ingilizce geçiyoduk dersten. ama ünide öyle değil işte neden ingilzce eğitim veren bi okulu seçtim ki ben neden?!!
  • fazla neden aramaya gerek yok zira tamamen tembellikten dolayı yaşanır bu durum. mecbur kalınca insan her dili öğrenir ama ya mecbur kalacaksın ya da aynı motivasyonla çalışacaksın. eh bi'de yaş faktörü var tabii, ne kadar erken başlarsan o kadar iyi.
  • türkiye'de bir birey ilkokulda 5. sınıftan sonra haftada iki saat ingilizce görüyor desek... eğitim süresi de 40 hafta desek. 40.2=80 80.4=320 saat. lise hazırlık 10.40=400 saat sonrasında 4 saatten 4.40=160 160.3=480 saat. üniversite hazırlığı katmazsak eğer toplamda 1200 saat ingilizce eğitim görüyoruz. ve üniversitede etrafınıza bi bakıyorsunuz ki neredeyse herkes "what is your name?" den ibaret.

    bu ingilizce öğrenememek değil ingilizce öğretememektir olsa olsa. sisteme selam ola.
  • ingilizce öğrenmek çok sıkıcı ve biraz da zor olduğundandır. ben mesela 1 sene oldu iyi de bir ingilizce kursuna gidiyorum. intermediate seviyesine kadar gelebildim. haftaya upper intermediate başlayacağımış. lakin ki ben konuşamıyorum arkadaş. çünküleyim ingilizce öğrenmek sadece ingilizce öğrenmekle kalmıyor. pratik yapacaksın, okuma yapacaksın, dinleme yapacaksın, hatta yazma yapacaksın. ve bunları bol miktarda yapacaksın ki iyice öğrenebilesin. bol zamanın olacak. zamanın varsa pratik yapacak imkan olacak. mesela yurtdışına gitmek gibi -tabi bunun için birazcık da paran olacak, zaten yurtdışına gidemezsen şayet ingilizceyi öğrenmek iğne ile kuyu kazmaya çalışmaktan pek de farklı değil..- sende de ingilizce öğrenmek için azim ve çelik gibi bir iraden olacak. işte bütün bunları bir araya getireceksin ve o zaman belki ingilizce öğrenebilirsin. ben zaten ingilizce kursuna gidip de adam gibi ingilizce öğrenebilenine rastlayamadım.
  • ingilizce konuşulan bir ülkede mümkün olmayan hadisedir
  • gerizekalılıktan kaynaklanır.

    böyle dedim diye alınma hemen, seninle aynı ana dile sahip olup 6-7 dil öğrenen adam var. ingilizce dediğin ne ki lan, yoğun bir değil, zor bir dil hiç değil. cinsiyet ayrımı yok lan dilde daha ne. öğrenmen gereken her şey sabit. fiilinin çekimi değişmiyo bi kere çok büyük avantaj. kendi dilinde cümleyi nasıl kuruyosan, kelime ezberleyip 10 dakika temel gramere bakarak cümle bile kurabilirsin. kimse sana hemen '10 gün sonra istanbula gidiyor olacağım' cümlesini mot a mot çevir demiyo. temelden başla, sonrası kendiliğinden geliyo zaten.

    e hadi şimdi gerizekalı değilsin bu entry'i anladığına göre, git iki sözlük aç da ikinci sınıf insan muamelesi görme.
  • yıllarca gramer kasmaktandır.

    pirezınt pörfeğinden, füçır bilmem nesine kadar öğrettiniz de kelime bilmiyoruz ki cümle kuralım amk.