şükela:  tümü | bugün sorunsallar (5)
  • ingilizce’yi kendi başına öğrenmiş bir arkadaşınız olarak yabancı bir dili öğrenme pratiği üzerine ciddi mesai harcadığımı söyleyebilirim. bu süreçte yararlandığım kaynaklar ve kendimce doğru bulduğum yaklaşım özelinde naçizane bazı tavsiyeler vermek istiyorum.

    öncelikle şunu belirtmek isterim, gündelik yaşantınızı ingilizce konuşulan bir ülkede, ortamda geçirmiyorsanız temel grammar bilgisini mantığı ile edinmeden bir dili öğrenmek gerçekten çok zor. “bebeklerin dili öğrendiği gibi öğretiyoruz!” vs. gibi safsatalara kanmamanızı tavsiye ederim. çünkü yetişkin olmayan bir bireyin bir dili öğrenmesi ile halihazırda ana dili oturmuş bir bireyin bir dili öğrenmesi hususunda ciddi bir ayrım var(bebek olmadığınızı farz ediyorum). bu bağlamda, ingilizce dilinde gerçekten yetkin, yeterli çalışma ile herhangi bir ingilizce sınavında hedeflediği puanı alabilecek, kendini herhangi bir konuda yazılı ve sözlü ifade edebilecek, okuduğunu ve dinlediğini(akademik metinler, konuşmalar dahil) en azından %70 oranında anlayabilecek seviyeye gelebilmeniz için çatır çatır grammar çalışmanız gerek arkadaşlar. iyi haberim şudur ki, ingilizce’nin grammari neredeyse matematik kadar tutarlı, istisnası oldukça az bir dil.

    grammar öğrenmekten kastım papağan gibi formül ezberlemek değil asla, kendi ana dilinizle karşılaştırmalı olarak tüm grammar konularını içselleştirmekten bahsediyorum. “ingilizce düşün” safsatasına da çok kulak kabartmayın bence. ingilizce’yi belli bir seviyeye getirmeden ingilizce düşünemezsiniz.

    ingilizce öğrenmede çektiğimiz en büyük zorluklardan bir tanesinin türkçe dil bilgisine yeterince hakim olmamamızdan kaynaklandığını düşünüyorum. örnek vermek gerekirse, türkçe’de edilgen çatıyı bilmeyen birisinin ingilizce’de passive voice’ları anlaması imkansız(karşılaştırmalı olarak mantıksal düzlemde grammar öğrenmekten kastım bu).

    bu uzun girişten sonra tavsiyelerime başlıyorum;

    • grammar

    ingilizce grammarini detaylı olarak anlatan bir kaynak edinin ve bu başucu kaynağınız olsun. cambridge üniversitesi’nin “english grammar in use” çok kapsamlı ve kült bir kaynaktır(nerelerden edinebileceğinizi siz benden daha iyi biliyorsunuz).

    • uygulamalar

    dualingo ve bbc learning english uygulamalarını bilmeyen yoktur fakat lingualeo’yu az sayıda kişi bilir. şiddetle tavsiye ediyorum.
    öğrendiğiniz kelimelerin daha kalıcı olmasını istiyorsanız etimolojisine de bakmanızı tavsiye ederim. (bkz: etymonline) uygulaması play store’de mevcut.
    "ludwig "isimli uygulamayı şiddetle tavsiye ediyorum. öğrendiğiniz yeni kelimeleri arama motoruna yazdığınızda ilgili kelimenin cümle içinde kullanımlarını içeren bir dizi cümle sunuyor size. bu cümlelerin hepsi de belli bir standardın üzerinde yayın yapan uluslararası gazete, dergi vb. platformlardan.
    "english news" isimli uygulama pek çok gazeteyi içinde barındırıyor. ilgi alanınıza göre okumalar yapabileceğiniz bir uygulama.
    "stitcher" diye bir podcast uygulaması var. bu uygulama üzerinden istemediğiniz kadar ingilizce podcaste ulaşabilirsiniz. dinlemenin çok mühim olduğunu unutmayın. ilk etapta arama motoruna “learning english” vs. yazarsanız gayet anlayabileceğiniz ingilizce öğrenimi üzerine yoğunlaşmış pek çok podcast kanalı bulabileceksiniz.
    “voa english” de çok iyi bir uygulama.

    • internet siteleri

    visualthesaurus tek kelime ile inanılmaz bir site. bir kelime yazın ve ilgili kelime ile bağlantılı onlarca kelimeye ulaşın. (şiddetle tavsiye ediyorum)

    skell ludwig’e benzer bir site, ingilizce öğrenmeye yeni başlayanlar ludwig'e nazaran daha fazla verim alacaktır. çünkü yazdığınız kelimeyi içeren cümleler daha basit bir gramatik yapıda.

    deepenglish reading için çok efektif bir site. metinler hem çok eğlenceli hem de ilgili metinlerin ses dosyaları da mevcut.

    visuwords yine kelime ağacı oluşturan bir site.

    • youtube kanalları

    ingilizce üzerine binlerce youtube kanalı mevcut fakat clickbait içermeyen severek takip ettiğim birkaçını paylaşmak istiyorum.

    engvid isimli kanal pek çok native ingilizce hocası barındırıyor. içinde istemediğiniz kadar kaliteli ingilizce dersi mevcut.

    canguro english ’i şiddetle tavsiye ediyorum. öğretmenimiz christian gerçekten özgün bir herif.

    the school of life animasyon videolarla gerçekten sağlam içerikler üretiyor. ingilizce gelişiminizin dışında entelektüel gelişiminize de katkı sağlayacağını düşünüyorum.

    oxford online english 'in de first class bir kanal olduğunu düşünüyorum. özellikle ingiliz aksanı sevenler için.

    umarım işinize yarar bir şeyler bulursunuz bu tavsiyeler silsilesinde. herekese iyi çalışmalar dilerim :)
  • öncelikle uzun süredir bu başlığı düzenli olarak takip ettiğimi belirtmek ve tecrübelerini paylaşan herkese teşekkür etmek istiyorum. ben de en sonunda kendi tecrübelerimi paylaşacak kıvama geldiğimi düşünüyorum, bir kişiye bile faydası olursa ne mutlu bana.

    dili öğrenmede en önemli etklenler kendini motive tutmak ve ingilizceye maruz kalmaktır diye düşünmekteyim. malum çoğumuz anadili ingilizce olan bir yerde yaşamamaktayız. kendimi ingilizceye nasıl maruz bıraktığımı anlatmak istiyorum.

    eğitim hayatım boyunca gördüğüm ingilizce beni de herkes gibi bu dilden tiksindirdi hatta bende bir fobi haline geldi. 26 yaşımdan sonra ingilizce öğrenmeye karar verdim. ilk önce 6 aylık özel bir ingilizce kursuna kaydoldum ve kendimi tamamen bu işe adadım. bu kursta gramer sorunumu tamamen hallettiğimi söyleyebilirim ve gramerim büyük ölçüde gelişim gösterdi. bu benim için büyük bir adımdı. sonra o kurs bitti ve maddi imkanlarımdan ötürü devam edemedim ancak ufkumu büyük ölçüde açtı. ben de kendi çabalarımla çok daha büyük gelişimler gösterdim.

    internet gerçekten dil öğrenme konusunda derya. ilk önce en çok kullandığım siteden başlamak istiyorum.

    fraze.it , bu siteye herhangi bir kelimeyi yazıyorsunuz ve size amerika'daki o kelimenin geçtiği tüm cümleleri veriyor. böylece kelimenin cümle içinde kullanımını görüyoruz. mesela spoilt'i öğrendin yazıyorsun buraya bakıyorsun cümlelere çok sık spoilt for choice ile karşılaşıyorsun. böylece kalıpları öğreniyorsun. başka bir örnek vereyim, mesela disguise'ı öğreniyorsun buraya yazınca blessing in disguise'ı öğreniyorsun. burada bir tavsiye daha vereceğim. bu sitede hep gazete cümleleri olduğu için bir de mutlaka öğrendiğim kalıpları twitter'da aratıyorum normal insanların bunu nasıl kullandıklarına bakıyorum. fraze it'i yağladıktan sonra diğer önerilerime geçeyim

    learning english with tv series adında bir youtube kanalı. son zamanlarda çok kullanıyorum. çok eğlenceli bir şekilde friends gibi dizilerden sahneler keserek önce altyazıyla sahneyi veriyor sonra kelimeleri, kalıpları anlatıyor en son da ise altyazısız bir şekilde sahneyi tekrar izletiyor. bana baya katkısı olduğunu düşünüyorum. hem çok kelime ezberledim burada hem de listening'ime katkısı oldu.

    etkili pratik ingilizce bu youtube kanalında türk bir arkadaşımızın anlatımları var. ders gibi düşünmeyin, günlük hayatta native'lerin kullandığı bir çok kalıbı buradan öğrendim. çok güzel bir anlatımı var ve bunu videolarla destekliyor kesinlikle bakılması gereken bir kanal olduğunu düşünüyorum.

    bunların dışında telefonumda (bkz: wordup) uygulaması var. kelimenin tüm anlamlarını sana veriyor ve farklı şekilde kullanımlarına örnekler veriyor ve bunu şarkı, diziler ve gazete küpürleriyle destekliyor. (bkz: bbc learning english), (bkz: news in levels) telefonumdaki diğer uygulamalar ikisini de şiddetle tavsiye ederim bir bakın derim.

    yararını gördüğüm başka bir şey ise podcastler tabiki, ilgi alanınıza ve seviyenize göre kendinize uygun olanları seçebilirsiniz. ben google podcasts uygulamasını kullanıyorum. bayıldığım podcastlerden biri futbol ingilizcesi öğreten learning english with the british council and premier league . eğer ilginiz varsa yabancı arkadaşlarımla futbol konuşmadan duramam derseniz tam sizlik olabilir. .bunun dışında all ears english , voa learning english , speak english now podcast, the daily - the new york times en çok kullandığım podcastler.

    benden bu kadar, umarım faydası olur. en başta belirttiğim gibi kendini motive etmek ve düzenli zaman ayırmak çok önemli. bir kelimeyi kalıcı olarak öğrenmek için en az 40 defa karşılaşmak gerekiyormuş o yüzden bol bol okuyun bol bol dinleyin bol bol izleyin. bu arada bence yazarak çalışın arkadaşlar ben onlarca defter bitirdim. çoğuna artık dönüp bakmasam da ben yazarak öğrenen tiplerdenim ve renkli renkli yazmak hem beni motive ediyor hem de daha kalıcı olduğunu düşünüyorum.

    edit: düzeltme
    edit2: gittiğim kursu soranlar çok oldu. izmir'de international house'a gittim.
  • herkes gibi ben de ingilizceye bir çok kez başlamış ama saçma sapan sebeplerin ardına saklanarak vazgeçenlerdenim. evlilik, çocuk, kendine zaman ayıramama, bilgiye karşı maymun iştahlılık (aa burda xlookupı gösteriyor, hass*ktir cost deployment neymiş gibi. rejime başlar gibi yılın belli günlerinde gaza gelir başlarım. bir de tee en başından. sonra niyeyse o motivasyonu yine kaybeder bırakırım.

    hayır işin kötü yanı piyasadaki değerli bilgilerin hepsi ingilizce. bir şekilde chrome çeviri vs iş görüyor ama videoları ne yapacağız. illa bir ademoğlunun çevirisini beklemek zorunda kalıyoruz.

    son 1 haftadır yine başladım çalışmaya.
    kendimce iki ana kişi ve 1 dizi belirledim.

    bu kişilerden birincisi bir çoğunuzun da tanıdığı ya da bildiği özkan çelen: https://www.youtube.com/…auxoel1iyykgfhig/playlists bir de http://www.ozkancelen.com/ sitesi de var. burada şöyle ilerliyorum. özkan hoca örneğin pronounsları anlatıyor. dinledim ok, notumu aldım. sonra geçiyorum youtube'a yazıyorum yine pronouns. diğer abiler özellikle yabancılar nasıl anlatmışa bakıyorum. böylelikle bir çok kez tekrar etmiş oluyorum.

    ikinci kişi ise. yakın zamanda gördüğüm, izlediğim hamit can diye bir abimiz. kendisi boğaziçinde ingilizce öğretmeni. bu da youtube sitesi: https://www.youtube.com/user/bucampus/videos
    bu abi de en basitinden anlatıyor. tek tek ilerliyor konuları hatta burada alıştırmalar falan da yapmış. bana epey faydalı geldi abiler. https://quizlet.com/class/14318419/

    kendime dizi olarak da rick and morty'i seçtim. ortalama 20 dakikalık çizgifilm. bölümü ingilizce alt yazılı izliyorum. bölüm bittiğinde altyazıyı önce notepad oradan da iki sütunlu yaparaktan worde aktarıyorum. tek tek sesli bir şekilde okuyorum. bilmediğim kelimeleri geçtiği cümle/kalıp ile beraber excele alıyorum. böylelikle kendimce bir sözlük oluşturuyorum.

    umarım faydalı olur.
    bunun dışında bir de kendime youtube da bir hesap açtım sadece ingilizce üzerine kanalları izleyebilmek için. aşağıyada bırakıyorum. izlemek, kaydetmek isteyen olursa diye.

    nurullah öktem : https://www.youtube.com/…832n5qmg1e-mub6yq6hvtvqx5a
    ingilizce konu anlatımı - özer kiraz https://www.youtube.com/…iqo8nrbltp8dzfdn66iv3io4a6
    jamesesl english lessons (engvid) : https://www.youtube.com/user/jamesesl/playlists
    speak english with vanessa : https://www.youtube.com/…heteachervanessa/playlists
    english lessons with adam - learn english [engvid] : https://www.youtube.com/…glishteacheradam/playlists
    my english classes online / myeco : https://www.youtube.com/…btegukzdwl_x2uua/playlists
    ingilizce öğreniyorum - ingilizce dersleri hüseyin demirtaş : https://www.youtube.com/…t_m00ttvmg6m2bfwvwihjht25r
    english speeches: bu da ünlü kişilerin konuşmaları üzerinden ilerlemiş : https://www.youtube.com/…wvckhczjv5fg3jbw/playlists
    american english listening practice : https://www.youtube.com/…yoeao5ibk1bbe3a3b25jvpinrf
    american english bu kanalda da medyacılar, gazeteciler için falan ingilizce var diye ekledim: https://www.youtube.com/…eamericanenglish/playlists
    mmmenglish : bunu da tatlı diye ekledim https://www.youtube.com/…ssbn2prkhxv8lh6ngejlhqrj-p
    daylight dil eğitimleri: yılların eskitemediği ingilizce eğitim seti. şimdi ışık hızıyla geldiğini iddia ediyor: https://www.youtube.com/…ylightdilegitimi/playlists
    english story with subtitle: uzun uzun hikaye okunuyor : https://www.youtube.com/…qmyr4givd3rxaygd6gg/videos
    learn english with steve ford: https://www.youtube.com/…ateenglishportal/playlists
    daily english conversation : https://www.youtube.com/…e0drdx19qktm0wnw/playlists
    learn english with tv series - bu reyizde diziler üzerinden gidiyor. hoşuma gitti: https://www.youtube.com/…lm872zkgdcbjhydg/playlists
    learn english with emma [engvid] - engvid'cilerden biri daha: https://www.youtube.com/…0ao1u-x_nkdknh7ckalzelzxjy
    luke's english podcast - bu da bir çok kişinin yazmış olduğu amcaoğlu: https://www.youtube.com/…esenglishpodcast/playlists
    emrah hoca: bu hafızda toplu ders anlatımlarına girişmiş. yani tek videoda her şeyi anlattığını söylüyor ki anlatıyordur da ama ne kadar kalıcı işte ondan çok emin değilim: https://www.youtube.com/…0zoo5lrkc4zintaz_yfesnxmf6
    englishlessons4u - learn english with ronnie! [engvid] - en sevdiğim abla ronnie : https://www.youtube.com/…englishlessons4u/playlists
    orkun londoner: bunu da bir arkadaşım çok önerdi. kendisi londrada falan eğitim almıştı değişik bir tarzı var. ona çok iyi geldiğini söyledi: https://www.youtube.com/…7wowz9kjrtjxv4dwn_jsvn4tpi
    mea englısh - türkçe eğitim verenlerden biri daha : https://www.youtube.com/…azklsirwwpgzmdirrf6sg0xfmb
    rachel's english - bunu bugün izledim son videosunda 5 kelime öğretmiş. olm ben bile anladım. https://www.youtube.com/user/rachelsenglish/videos
    ekremuzbay - bunu da geçen bir konu için izlemiştim. emek veriyor. hoşuma gitti: https://www.youtube.com/user/ekremuzbay/videos
    son olarak da şunu paylaşıyım. yeter imanım gevredi
    learning english songs - abinin sesi çok hoş: https://www.youtube.com/…ryajt-177hju-xjgdfa/videos

    bunların dışında bbc'ler, voa englishler, learn english with songs'lar, tedx'ler zaten var biliyorsunuz.

    hadi kolay gelsin.
    ne demiş ingiliz siyaset adamı :"daha iyi olmaya çalışmayanlar, iyi olarak da kalamazlar." o yüzden öğrenmek için adım atmak lazım.
    yürüyedur!

    edit: imla
  • bir an önce başlanılması ve başlayanın da sonuca vardırması gerekendir.

    öncelikle şunu söylemek istiyorum başlığın son 12 sayfasındaki tüm entryleri okudum ve ingilizce öğrenmeye dair tek bir entry bile göremedim. herkes durmadan kaynak paylaşmış içlerinde oldukça emek verilen ve faydalı olanları da var fakat ingilizce öğrenememizin en büyük sebebi bence nasıl çalışmamız gerektiğini bilmememiz, nereden başlamamız gerektiğini, nasıl bir yöntemle hangi konuya ne kadar süre ayırmamız gerektiğini bilmiyoruz. yani kısaca temel sebebin method problemi olduğunu düşünüyorum. bu nedenle çalışma methodu önerileri daha faydalı olacaktır.

    b1 seviyesinde biri olarak iş amacıyla 2 hafta önce tekrar ingilizceye odaklanmaya başladım, daha çok yeni olduğum için şuan bana hiçbir şey öğrenemiyor ve hiçbir şeyi anlamıyormuşum gibi geliyor. sanırım intermediate bariyer denen olayı yaşıyorum. yine de 3-5 ay boyunca kendimce oluşturduğum methodla devam etmeyi düşünüyorum.

    başlıktaki kaynak entrylerinden bir çıkarım yapıp kendime günlük olarak bir yöntem belirledim. belki bir faydası olur diye anlatıyorum.

    gramer önemli arkadaşlar tenseleri tek seferde çalışıp geçebilirsiniz fakat cümle yapısını, bağlaçları, sıfatları, zarfları bilmeden anlamlı ve karışık cümleler kuramazsınız. bu nedenle şu entyrden faydalanarak (#87311112) unuttuğum ya da bilmediğim ileri düzey gramer konularını deftere not alarak çalışıyorum konuya bağlı olarak 30-45 dk arası gibi bir süre alıyor.

    reading yapmadan bu iş olmaz bu nedenle reading için (bkz: reader at work) ve (bkz: more to read) kitaplarını satın aldım ve günlük olarak 15-20 dk bu kitaplara ayırıyorum. yöntem olarak (#86596706) şu entryden faydalandım.

    listening için de learn english with tv series burdan günde 2 video izliyorum ortalama 30 dk alıyor. ayrıca şu entryden (#100747550) faydalanarak ilgi alanıma göre çeşitli podcastler buldum, yatmadan önce 10-15 dk da burda vakit geçiriyorum.

    writing için günlük tutuyorum, hergün olmasa da aksiyonlu geçen bir günümü mutlaka yazıyorum. yaşadıklarınızı, duygularınızı ve düşüncelerinizi ingilizce ifade etmenize büyük katkı sağlıyor. ayrıca gün içerisinde çalışırken rastladığım anlamını bilmediğim kelimeleri not alıyor ve günlük yazarken 5-10 kelime aralara serpiştirip bu kelimeleri kullanarak cümle kurmaya çalışıyorum.kelimeleri böylece ezberlemeye gerek kalmadan kendiliğinden öğrenmiş oluyorsunuz.

    speaking olayına henüz bulaşmadım, bir kaç hafta sonra başlamayı düşünüyorum. bunun için de şu entrydeki (#107711709) discord gruplarına üye oldum. gerçekten interaktif gruplar ve bildiğin beleş speaking imkanı sunuyorlar. bazen girip bir topluluğun konuşmasını dinliyorum. değişik aksanlar duymak faydalı olabiliyor.

    bu şekilde günde ortalama 2 saat ingilizceye ayırmış oluyorum. ilerleme gösterebilirsem editlerim. method önerisi olan ya da fikirlerini paylaşmak isteyen suserler bir yeşil kadar uzağınızdayım.

    edit:imla

    edit2: bir kaç mantıklı öneri geldi. writing çalışırken yanlış yapıp o yanlışı doğru zannedebilirsiniz bir kontrol olması gerekiyor şeklinde. bunun için de (bkz: grammarly for chrome) günlüğü wordde tutuyorum. bir paragrafı bitirdikten sonra translate yapıştırıp bu uzantı sayesinde eksiklikleri ya da hataları görebiliyorum.

    bir diğer öneri de listening için yabancı haber sitelerindeki videolardan muhabirleri dinleyip anlayabildiklerinizi yazabilirsiniz. haber sitesi olduğundan diksiyonu daha düzgün insanlardan duyacaksınız böylece hem listeningi hem de writingi geliştirebileceksiniz.
  • süreklilik ve maruz kalmakla geçirilmesi gereken zevkli bir süreç.
    testlerde ingilizce seviyem a0 görünüyordu. geçmiş zaman, günler, aylar, hatta meyvelerin isimlerini bile bilemeyecek kadar kötü bir seviyedeydim. bugün ise yabancılarla herhangi bir konu hakkında konuşabilecek, izlediğim videoları anlayabilecek seviyeye gelmemi sağladı. birazcık uzun bir yazı olacak umarım beğenirsiniz.

    1) öncelikle ingilizce nasıl öğrenilmez oradan başlayalım. ingilizce 3 ayda öğrenilmez. ingilizce kelime bilmeden konuşulmaz. ingilizce gramer bilmeden kendimizi tam anlamıyla ifade edemeyiz. internette bunlarin aksine basit gösteren saçmalıkları gördükten sonra kendinize gaz vermek yerine, uzun ve zevkli bir süreç beklediğini unutmayın. amerika'da ' he do not' kullanan yerlilere rastlayabilirsiniz ama bu ingilizce konuşabildiğinin göstergesi değildir. bir şeyler söyleyerek anlaşabilirsiniz hatta ingilizce konuşmadan da iletişime geçebilirsiniz ama ağzımızdan çıkan şey ingilizce değildir.
    2) sadece ingilizce için geçerli olmayan, hayatımızın her yerinde ihtiyacımız olan şey motivasyon. neden ingilizce istiyoruz? neden vücut yapmak istiyorum? neden kilo vermek istiyorum? neden baro sınavını kazanmak istiyorum? neden tus sınavında derece yapmak istiyorum? bu sorulara cevap verdiğimizde gerekli olan çalışma özverisini edinmiş oluyoruz. eğer zorunda olduğumuzu biliyorsak ve motivasyon bulamıyorsak kendimizi biraz ingilizce şeylere maruz bırakarak o motivasyonu sağlayabiliriz. örneğin amerika'da yaşayan birinin vloglarını izleyebiliriz. harvard'da bulunan bir doktorun, mühendisin vloglarını izleyebiliriz. film açıp anlayamadığımızda üzülebiliriz.
    3) ingilizce de hayattaki her şey gibi kısa sürelerde kolay elde edilemediğini anladık. gerekli çalışmayı yapacağımıza ve yoğunluğumuzu bahane etmeyeceğimiz bir iç motivasyonu da sağladığımıza göre şimdi 3.adım hedef belirleme. ne istiyoruz? yurt dışına turist olarak mı gideceğiz? ielts sınavını geçip yurtdışına mı taşınacağız? izlediğimiz dizi ve filmi altyazısız mı anlayacağız? çalıştığımız şirkette ingilizce mi konuşacağız? kısacası ne için ingilizce öğrendiğimize göre önceliklerimiz değişecek. 7 ay içinde ielts alması gereken birinin gramer çalışmaması ya da ielts prep sorularına bakmama ihtimali yok.

    4) ingilizce herkesin bildiği üzere 4 başlık altında inceleniyor: reading, listening, speaking, writing. eğer ki önümüzde spesifik bir hedefimiz yoksa ve ileride oluşacağını düşünüyorsak benim yaptığım gibi 4 alanın da altyapısını temiz atmalıyız. bu yazının devamı 4 başlık üzerinden öneriler şeklinde gidecektir. herhangi bir spesifik sınav hazırlığı içermemektedir.

    5) her şeyimiz hazır ne yapmalıyız? öncelikle telefonumuza british council english score uygulamasını indirip ingilizce seviyemizi öğreniyoruz (en çok vakit alan online test olduğu için bunu seçtim siz herhangi birini seçebilirsiniz)
    seviyemizi öğrendik a0-a1 en alt seviyelerdeyiz veya daha üstü ne yapmalıyız?

    6) her seviyede olduğu gibi mutlaka ama mutlaka kelime çalışıyoruz.
    benim önerim essential english words 4000 isimli kitabın videosunu youtube'dan açıp bir defter tutmak. odaklanmamız gereken şey öncelikle öğreneceğimiz kelimenin bir tanımı ve en az 1 adet cümle içindeki örnek kullanımı. cambridge sözlük de bu konuda bize fazlasıyla yardımcı olacaktır. herhangi bir yerden duyduğumuz kelimeyi bu sözlüğe yazıp hem tanımını hem örneklerini bolca bulabiliriz. ne kadar kelime çalışmalıyız? benim bu soruya cevabım her gün çalışmalıyız. şahsen ben, her gün 3-5 yeni kelime yazıp son 150-200 kelimeyi sürekli tekrar ediyorum(neredeyse defterimde 2000 adet kelime ve 4000den fazla örnek cümle bulunmakta). arada bir de baştan tekrar ediyorum. unutmayın olabildiğince maruz kalacağız. kelime defterimiz 1-2 ay geçti ve dolmaya başladı şimdi ne yapmalıyız? öncelikle fark edeceksiniz ki benzer şekilde başlayıp farklı şekilde sonuçlanan binlerce benzer kelimeler var. ne zaman ayırt etmekte zorlandık hemen defterimizin o tarafına başlayacağız not etmeye. ör: although, though, tough, through ve hemen yanlarına örneklerini yazacağız ki sürekli okuduğumuzda farkları aklımızda kalsın. ör2: retrieve, rely, retain, restrain, revive, reconcile, restrict yani kısaca neyi karıştırıp neyi ayırt etmekte zorlanıyorsak yazacağız sürekli. defterimiz daha da dolmaya başladı ve artık discuss, debate, argue, dispute gibi kelimelerin benzer ve yakın anlamlarda olduğunu fark ettik. bu kadar fazla kelime haznemiz olduysa artık yavaştan yan anlamlara bakmaya başlamalıyız. hemen kenara not alıp benzer anlama geldiklerini belirtmeliyiz ve bu kelimeleri sürekli tekrar edip ingilizceye maruz kalacağımız, tekrar edeceğimiz için yavaş yavaş dilimize oturmasına zevkle şahit olacağız. aynı şeyleri zıt anlam, mutfak kelimeleri, spor kelimeleri gibi parçaya da ayırabiliriz.

    7) gramer çalışmamak diye bir şey yok. en azından belli bir seviye gramer bilgisine mutlaka ulaşmamız gerekiyor. değilse kendimizi tamamen ifade edeyiz ve inanın gramer ile ingilizce daha da zevkli oluyor. a0-a1 seviyelerine türkçe kaynak önerebilirim ama unutmayın ilk fırsatta tamamen ingilizce olan kaynaklara yöneleceğiz. türkçe olarak kullandığım ve beğendiğim tek kaynak ebru yener'in başlangıçtan ileri düzeye ingilizce dilbilgisi kitabı. gelelim ingilizce kaynaklara. herkesin onlarca kez bahsettiği 'english grammar in use' kitabı. her seviyeye uygun gramer kitapları var. seviyemize göre seçip başlayabiliriz. birkaç youtube kanal önerisi olarak link bırakıyorum: myeco
    orkun londoner ve unutmayın english grammar yazdığımızda yüzlerce yabancı native speaker göreceğiz. öğrenmek istediğimiz konuyu yanına grammar yazarak aratıyoruz bu kadar.

    8) geldik listening konusuna. arkadaşlar ne varsa hayatımızda ingilizce izliyoruz. telefonumuza mutlaka bbc news radyosunu ve birkaç farklı radyo indiriyoruz ve dünyadan da haberdar oluyoruz. özel olarak da trt world indirmenizi tavsiye ederim. trt'nin ingilizce yayın kanalı, hem telefondan hem de televizyondan takip edebilirsiniz. spotify'da deliler gibi podcast dinleyerek maruz kalıyoruz örnek olarak all ears englishözellikle ilgili olduğumuz konularda mutlaka ama mutlaka ingilizce kaynak tarıyoruz. youtube bu konuda tamamen bir cennet. birkaç örnek kaynak olarak:voscreen tedx android podcast go yabancı ünlülerin speechleri dünyadaki görüşlerin bir araya geldiği kanal ve uzar gider. isteyen olursa daha fazla da önerebilirim şimdilik bunlar örnek için yeterli. unutmayın hepimiz kendi kaynaklarımızı bulacağız zaten.

    9) reading belki aralarında en zevklisi. gördüğümüz her şeyi ingilizce yapacağız :) gene çok fazla önerilenler arasından 'read at work 1-2 ve more to read 1-2' serisini öneriyorum kesinlikle. aynı zamanda da arkadaşlarınıza satabileceğiniz kültürel bilgiler ediniyoruz. çok fazla gördüğümüz ve anlamını bilmediğimiz kelimeleri de not ediyoruz tabi ki :) gene birkaç örnek site ve uygulama bırakayım: her seviyeye çevrilmiş şekilde dünyadan haberler her seviyeye uygun metinler ve altında tartışma soruları engoo gene cumhurbaşkanlığının uygulaması olan tccb'yi indirmenizi tavsiye ederim. en azından kendi devletimizin tutumlarını ingilizce ifade etmek için de yardımcı olur. gene 'bbc news, guardian, nbc news' gibi uygulamarı telefonumuza indirip bilgisayardan da arada girmeyi unutmuyoruz. essay okumasak olmazdı. aradığınız her şeyi ingilizce aramaya gayret gösterin.

    10) speaking, geldik ülkecek en çok zorlandığımız alana. yapabileceğimiz şeyler tamamen bütçemizle değişmekte. ingilizce düzeyimiz belli seviyelere gelmeden yurtdışına dil okullarına para gömmeyi mantıklı bulmuyorum. aynı şekilde türkiye'de yaşıyoruz ve bütçelerimizi zorlayan konuşma uygulamarına da belli seviyeye ulaşmadan başlamayı önermiyorum. kesinlikle hangi seviyede olursanız olun birileriyle ingilizce konuşmak bize fayda sağlayacaktır ama türkiye'de yaşadığımız için çok fazla bütçemiz olmadığını varsayıyorum. bütçemiz var yurtdışına seyahat + ingilizce konuşma uygulamaları + erasmus + work and travel. yani elimizde ne varsa yapıyoruz. elimizde uygulamayı karşılayacak paramız var ne yapalım? tavsiyem en azından kağıt üstünde b2 çıkabilecek seviyeye geldikten sonra uygulamayı satın almak. ben meşhur uygulamayı kullanıyorum. saatlik 50 tlye geliyor ve benim için uygundu. preply gibi birkaç uygun fiyatlı uygulamalar var ama onların ingiliz, amerikan kesimleri çok daha pahalıya denk geliyor. paramız yok ya da bütçe ayırmak istemiyoruz ne yapacağız? kendi kendimize konuşup sesimizi kayda alacağız. belli konular belirleyip 10 dakika kendimize sunum yapacağız. banyoya girerken kendimize bir şeyler anlatacağız ve öğrendiklerimizi kullanmaya çalışacağız. akşam yatarken ne yaptığımızı ingilizce anlatacağız. tekrar ve tekrar söylüyorum ne yapıyorsak yapabildiğimizin en iyisini yapacağız. ingilizce anadili olan birileriyle tanışmak için her fırsatı kollayacaksınız. discord grupları olur, flört uygulamaları olur aklınıza ne geliyorsa. slowly gibi mektuplaşma uygulamalarından da native bulup ikna ederseniz düzenli konuşabilirsiniz. tatil beldelerini mutlaka ziyaret ediyoruz çünkü turistler orada oluyor. rahatsız edin demiyorum ama buraya gelen turistler zaten sizden faydalanmak, ülkenizi tanımak istiyor. elinizden geldiğince yardımsever olmaya çalışın. tatile gittiğinizde yabancılarla tanışmayı unutmayın en azından iletişiminiz oluyor ve zaman zaman arayabiliyorsunuz.

    11) writing için başlangıç seviyesindeysek gündelik aktivitelerimizi ingilizce yazmak. sevdiğimiz bir şeyler hakkında kağıda dökmek gibi basit işlemlerle başlayabiliriz. ilerledikçe essay tarzlarına alışıp essay deneyebilirsiniz. tek sorun hatalarınızı kimin düzelteceği. bu tamamen sizin sosyalliğinize kalmış. uygulamadan hocanıza da yaptırabilirsiniz. iyi üniversiteden mezun olmuş ya da öğrenci olan arkadaşınıza da yaptırabilirsiniz. en kötü ihtimal yaptırmazsınız zamanla ilerledikçe dönüp hatalarınızı görürsünüz. uygulama olarak grammarly
    öneriyorum. premiumu almanız elzem değil ileri seviye değilseniz ya da ciddi sınavlara hazırlanmıyorsanız. çok pahalı bi uygulama. odtü ve bilkent gibi birkaç üniversitede okuyan arkadaş edinerek bunları ücretsiz kullanabiliyorsunuz ama dediğim gibi belli seviyeyi aşasıya kadar çok da gerekli değil.

    ek: netflix, amazon prime gibi dizi film uygulamalarını tavsiye ediyorum. çünkü ingilizce altyazı özelliğini kolaylıkla bize sağlıyor. kesinlikle ama kesinlikle türkçe altyazı önermiyorum. hangi seviyede olursak olalım anlamasanız bile ingilizce altyazı izlemeye özen gösterin. netflix için çift altyazı yapmasını sağlayan uygulama netflix çift altyazı. telefonumuzu ingilizce yapıp birkaç ingilizce sözlük vb. eklemeyi de unutmayın.
    sürekli dile maruz kalmak kilit nokta.
    okuyan ve buraya kadar gelen arkadaşlara teşekkür ediyorum. merak ettikleriniz için veya ek kaynak önerisi için her zaman yeşillendirebilirsiniz.
    "bir mum, diğerini tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez"
  • *** ön edit: ingilizce öğrenmede yardımcı olan yeni ve yararlandığm, denediğim uygulama ve videolara ulaştıkça bu entrye ekleyeceğim.

    öncelikle şu siteden düzeyinizi ölçün. efs seviye testi..

    (test türkiye'de yapılanlardan çok daha ağır, baştan bilginiz olsun. phrasal verbler, farklı durumlar için diyaloglar vs... sessiz bir ortamda, kendinizi hazır hissettiğinizde yapın.)

    düzeyinizi öğrendikten sonra:

    - şu videoyu izleyin:
    ingilizce konuşmanın sırrı....
    videonun altyazısı da ingilizce ama anlayacağınızdan eminim.
    özetle diyor ki, ingilizce konuşmanızın önündeki tek engel çekingenliğiniz, illa 'düzgün cümle' kuracağım diye tutturmanız, bilgisizliğiniz değil. aksine sandığınızdan çok daha bilgilisiniz. en güç durumlarda kendinizi ifade edecek bilginiz var. ama tam cümle kurayım diye tutuluyorsunuz. atılın. konuşun.

    - telefonunuzu, bilgisayarınızı, hayatınızdaki elektronik olan her şeyi ingilizceye çevirin. bu, size yalnızca ingilizce aşinalığı kazandırmayacak, aynı zamanda internet sizi amerika'da ya da avrup'da gibi algılayacağı için, yabancıların yaşadığı şeylere maruz kalacaksınız. türkiye'nin sınırlarından sanal olarak çıkmış olacaksınız.
    örneğin şu sıra bir laptop alacağım. bilgisayarım beni amerika'nın sitelerinde gezdiriyor. aramayı türkçe yaptığım halde. karşıma çıkan laptopların modellerini gördükçe, türkiye'de ne aramam gerektiğini anlıyorum ve muhtemelen çok daha iyi bir ürün alacağım. çünkü çok daha geniş bir ürün çeşitliliği ile karşılaşıyorum.

    - ingilizcedeki hedefinize göre cep telefonunuza uygulamalar indirin.
    sadece konuşmayı hedef alıyorsanız voscreen uygun sizin için. videolar yoluyla çalıştıracak sizi ama benim önerim, dört saniyelik kısım bittikten sonra duyduğunuzu tekrar etmeniz. 6 ay her gün 20 dakika. fazla değil. kulaklarınız, dudaklarınızdan çıkanı duysun. yalnızca 20 dakika. bu şekilde başka uygulamalar da var. uygulamalardan birini indirince öneriler geliyor, onları inceleyin.

    - kelime öğrenme... allah aşkına kelime öğrenmeyin. yds ve eskiden kpds testlerde kelime sorunca böyle bir garabet ortaya çıktı.
    dil kelimelerden değil, cümle kalıplarından oluşur.
    örnek: türkçe öğrenmeye çalışıyorsunuz diyelim. yukrıdaki cümleyi anlamaya çalıştınız, sözlüğü açtınız. baktınız: ortaya ==> orta...

    orta: 1.bir şeyin iki ucu arasında eşit uzaklıkta bulunan yer.
    "salonun ortasında bir halı vardı"
    2.bir şeyin kenarlarından yaklaşık olarak aynı uzaklıkta bulunan yer.

    olmadı di mi? ortaya çıkmak diye bakması gerek, türkçe öğrenen kişinin.
    yeniden deneyelim:
    ortaya çıkmak: 1. (bir durum) belli olmak.
    "olayın nedeni ortaya çıktı."
    2. (bir kimse) kendini göstermek, görünmek.
    "bu işi ben yaparım diyen ortaya çıksın."

    yabancı olsam yakaladığım tek kelimeyi, görünmeyi ingilizceye çevirerek anlamaya çalışırım.
    kelimeyi anlamak için sözlüğe bakmak mantıklı ama ezberlemek? hiçbir şey katmaz. aksine sizi ketler.
    peki ne yapmak lazım?
    tureng sözlükte youglish diye bir bölüm var. anlamına baktığınız sözcüğün youtube'dan kullanışları verilmiş. enfes bir uygulama.
    kelime anlamından kopup youtube'da o konuşmacıyı dinlemeye geçtiğim çok olmuştur. zaten dil budur. kelime kelime yan yana dizmek değil, hayatımızda bir yere oturan anlamlar. merak uyanması, işe yaraması.

    3. sınavlara hazırlık: şu anda amerika'da olan arkadaşlarımın ortak özellikleri ingilizcelerini geliştirirken doğrudan sınav stratejisine odaklanmalarıydı. youtube ve udemy benim bildiğim kaynaklar. coursera ve edx'te de gerçekten harika dersler var. tamamı ya bedava, ya bedavaya yakın fiyatlarda. ben udemy'den bir kurs aldım, memnun kalmadığımda iade ettim. anında param hesabıma geri ödendi. iyi olan hocaya ulaşır ulaşmaz derse başladım.
    diyelim yds çalışıyorsunuz, doğrudan yds stratejilerini veren videoları izleyin. konuşma alıştırmalarını bir kenara bırakın.

    4. couchsurfing, workaway gibi uygulamalar: en azından utanmayı kırıyor bu uygulamalar. insanlarla mesajlaşıyorsunuz. sohbet ediyorsunuz. (bu uygulamalarda dil öğrenme grupları var ayrıca, gezip göremediğiniz yerlerden insanlarla diyalog kurma şansınız var.)
    iyi birer tanıtım sayfası oluşturursanız dünyanın her yerinden insanlarla buluşmanız, farklı kültürleri tanımanız mümkün. (dolandırıcılar ve saçma insanlar olduğunu unutmayın.)

    5. podcastlerin gücü adına... cidden kulaklığınızda, arabanızda, evde bulaşık yıkarken hep bir konuşmacıyı dinlemek mümkün. ve dil dinleyerek öğrenilir. dinledikçe cümle kalıpları, telaffuz, düşünce şekli, espri yapılırken oluşan ses tonu... hepsi zihninize yerleşir.
    sözlükte ingilizce podcast önerileri gırla.. seç beğen dinle.

    örneğin luke's english podcast diyenler olmuş. ben uzun süre dinledim bu ağbiyi. gramer kurallarını açıklıyor. öyle çok 'very' demeyin, e peki ne diyin gibi güzel şeyler anlatıyor.
    ama benim tarzım daha çok meraklı olduğum konuları dinlemek.

    benim gibi biriyseniz
    şu entrye (#73473502)
    ve şu entrye (#60437942) bakın derim.
    burayı kalabalığa boğmamak için daha fazla podcast yazmıycam, verdiğim başlıklar altında bol miktarda öneri var, isteyen bakabilir.

    6. başta söylemesi gerekeni sona saklayan ekşici:
    gramer kitapları...
    gramer çalışmak şart mı? bence değil. ama ben çalıştım. öneri kitabım english grammar in use. aşama aşama kitapları bitiriyorsunuz. hiç sıkılmadım. üç kitabı bitirdim. (evet, bu işten keyif alıyorum. hayır televizyon seyretmiyorum, çocuklarla uğraşmıyorum, kütüphaneye gidiyorum.)
    iphone uygulaması varmış. ben kitapları bitirdim çünkü kurşun kalemle yazmayı seviyorum.
    gramer kitaplarının bana tek faydası cümle kalıplarını çalıştırması oldu.
    şu anda tabletimde phrasal verblerle ilgili bir gramer kitabı daha var. ara ara ona bakıyorum.

    tüm bunlar, günde bir saatimi bile almıyor.

    bunların dışında, dizi izleyerek hayvan gibi ingilizce öğrenen, ingilizce konuş, cambly, boğaziçi üniversitesinin konuşma programı gibi online konuşma programlarıyla çalışanlar gördüm. hepsi kişinin ekonomisiyle ilgili şeyler. param olsa düşünmeden birine üye olurdum.

    7. son söz, sosyal medya: instagramınız varsa ingilizceyi öğrenme gücünüz yüz kat artar. kim giymiş, nereye gitmişi dert etmeyip ingiilzce sayfalarda takılırsanız...

    mesela şuraya bakabilirsiniz:

    https://www.instagram.com/bbcsounds/

    *** reddit'in önemi: dünyada şu anda gezen fotoğraf ve videoların ciddi bir kısmı reddit kaynaklı.
    oradan hesap açıp dünyayla iletişim kurmanız mümkün.

    *** ve quora... hayatta merak ettiğiniz her şeyi, uzmanından öğrenme şansı. reading ve writingi geliştirmek için daha güzel bir ortam olamaz.

    son söz olarak kitap okumayı seviyorsanız, orjinali ingilizce olan hiçbir kitabı çevirisinden okumayın. orta düzeye gelmiş herkes kitabı aslından okuyabilir. tek düşmanınız korkularınız. sınavlarda aldığınız düşük notlar öğretmeninizin beceriksizliği.
    ingilizceye bir şans daha verin.

    edit 1: yeni bir youtube kanalı buldum. steve jobs'un hayatını merak ettiğim için araştırıyordum. bu sırada learn english with movies diye bir kanala rastladım.
    en sevdiğim videolar learn english with harry potter, notting hill, shrek, ve son olarak da lord of the rings...
    onlarca film ve dizi ile temel ingilizce kavramları çalışmak mümkün.
    edit 2: tesuji nickli yazar, patlayan linki haber verdi, düzelttim. teşekkür ederim.
  • dictionary
    böyle bir site keşfettim.arama bölümüne istediğiniz kelimeyi yazın sol taraftaki seçeneklerden sentence seçip aratın.karşınıza o kelimenin geçtiği binlerce örnek cümle getiriyor.yeni kelime öğrenirken çok faydalı oluyor.kelimenin sıfat , zarf , isim ve fiil olarak sahip olduğu bütün anlamlar da cümleler buluyor.
  • aşağıdaki kullanımlardan hangisi doğru
    depend on .., depend of ..

    özellikle writing’de benim çok yararlandığım bir metot var, kısaca anlatayım.
    yukarıdakine benzer bir tereddüt yaşadığınızda kullanabilirsiniz.
    https://books.google.com/ngrams

    sayfanın üst tarafındaki kutucuğa aşağıdaki şekilde yazıyorsunuz, (araya virgül koyarak) hangisinin ne sıklıkla kullanıldığının istatistiğini veriyor
    depend on, depend of

    gayet başarılı

    edit: hatalı örnek değiştirildi :)
  • verilebilecek birkaç tavsiye ile çok kolay olabilecek iştir. okuma, yazma, dinleme ve konuşma şeklinde 4 başlıkta incelenebilir.

    kelime öğrenmek için:
    - bol bol kitap ya da netten yazı okuyun
    - kendinize yeni öğrendiğiniz kelimelerle cümleler oluşturun
    - sözlük karıştırmayın, anlamı cümleden tahmin etmeye çalışın.

    okuma yetinizi geliştirmek için:
    - bol bol okuyun.
    - okuduktan sonra kendinizi anlayıp anlamadığınız konusunda teyit edecek sorulara göz atın.

    yazma yetinizi geliştirmek için:
    - belirli kalıpları iyi öğrenin. örneğin conclusion paragrafında to sum up kullanmak.
    - giriş gelişme sonuç paragraflarını iyi kombine edin,
    - konuyu iyi analiz edin,
    - konu dışında yazmamaya özen gösterin,

    dinleme yetinizi geliştirmek için:
    - bol bol müzik ya da haber dinleyin. örneğin beginner seviyesi için madonna, intermadiate seviyesi için evanescence, advanced seviyesi için bbc news.
    - müzik dinliyorsanız ilk başlarda lyriclerini de kontrol edin, müziği dinlerken aynı anda lyriclerini takip edin.

    konuşma yetinizi geliştirmek için:
    - kendi kendinize bol bol konuşun,
    - mümkünse yabancı arkadaşlar edinin,
    - kelimelerin doğru telaffuzlarını öğrenmeye dikkat edin.
    - kendi sesinizi kaydedip dinleyin, yanlış yaptığınızı düşündüğünüz yerleri düzeltmeye çalışın.
  • öğrenemeyenlerin niye öğrenemediklerini biliyorum.

    öğrenememe formülü: öğretmeyi bilmeyenlere muhatap olmak + alaycı/karşılaştırarak insanı gaza getirdiğini sanan çevrede bulunmak.

    öğrenmeyenin hiç mi suçu yok?

    yok.

    dil öğrenmek toplumsal bir süreçtir. bir sözcüğü telaffuz edişinizle alay edilirse ikinci kez ağzınızı açmaya çekinirsiniz. gramer kurallarının olduğu soruları çözemezseniz, dil öğrenemeyeceğinize inanmaya başlarsınız.

    bi ara ingilizce öğrenmek için kursa gitmeye başladım. advance düzey olduğu için sınıfta sadece 5 kişiydik. ilk ders hoca, sınıftakilerden biri sözcüğü yanlış telaffuz edince "advance düzeye gelip bu sözcüğü nasıl öyle telaffuz edersin?" diye bağırdı. bağırdı resmen. ben kadına başımı kaldırıp baktım. bazen insanlar sinirli olabiliyor, sol tarafından kalktı belki diye düşündüm. ama hatun ikinci derste de insanları başka nedenlerle azarladı. üçüncü derste bir başka kişiye bağırdı, telaffuzunu beğenmediği için.
    anında idareye gittim. öğretmenden memnun olmadığımı, paramı geri istediğimi söyledim. kurumsal bir yerdi. sorgusuz sualsiz paramı iade ettiler.
    her öğretmen eğlenceli ders işlemek zorunda değil ama heves kırıcı olmamaya özen göstermek zorunda.

    dil öğrenmeyi beceremeyeceğine ikna olmuş bir kişi, bu tuzaktan nasıl çıkabilir?
    şu anda hayati önemde bir konuda geri adım atan biri olarak öneride bulunmak haddim değil. sadece kendi yaptıklarımı paylaşabilirim.

    okulda tek kelime ingilizce görmemek en büyük şansım oldu sanırım. hiç 'sınanmadım'. eksiklerimi gösteren hiç olmadı. yalnızca bildiklerimden haberim oldu. her bildiğim aşamada kendimi 'yeterli' hissettim. o kadarı yetiyordu.
    başta çok basit bir hikaye kitabı... du internetten bulup ekleyim şuraya...
    ----
    hikaye happy prince'miş sözlük (bkz: oscar wilde) . çok can acıtıcı. gerek yok şimdi o kadar hüzünlü bir hikayeye dalmaya. ben devam edeyim öğrenme sürecimi anlatmaya.
    ----------
    sonra ince ince stage kitapları.
    bi yandan da, işte orda burda tanıştığım yabancılarla diyaloglar.
    sonra tavsiye edilen bi ingilizce gramer kitabını masaya koydum. her gün bir kural bi alıştırma, bi kural bi alıştırma şeklinde çözdüm.
    o ara internetim ve akıllı telefonum yoktu. boşanmıştım, taşınmıştım, ailemle görüşmüyordum.
    ingilizce öğrenmenin hiçbir artısı yoktu hayatıma ama sırf zevk için çalışıyordum. ve bir şekilde iyi geliyordu.

    sonra bir şeyler birikmeye başladı. artık gerçek romanlar okuyabiliyordum. ankara'nın güzel sahaflarını turlamaya başladım (karanfil çarşısındakiler, tunalı'daki amca falan) . tek tek ingilizce eski kitapları alıyor, okuyor, sonra geri satıyordum.
    bi yandan ingilizcem geliştiği için yabancı biriyle arkadaş olmuştuk. tamamen tesadüf eseri tanıştım. sevgilisi de kafa biriydi. ben türkiye'yi tanıttım, onlar bana müzikle ilgili bişiler öğretti.

    peki utandırıldığım olmadı mı?
    yakın arkadaşım... telaffuzum çok kötüymüş diye yorum yaptı. uzun süre cesaret edemedim onun yorumundan sonra konuşmaya.
    tâ ki, türkiye'ye kısa süreliğine gelmiş bir turist benden yardım isteyinceye kadar. yardımcı olduğum sırada telefonumu aldı. sonra buluşmak istedi. çay, kahve derken on yıllık dostluğumuz başlamış oldu. o gitti ülkeden ama mailleşmeye devam ettik.
    bigün baya sordum ona telaffuzum nasıl diye. çok iyi dedi. 'çok iyi'?
    türk arkadaşın beğenmediği konuşmamı yabancı takdir ediyordu.
    gazı aldım ben. eheheh.
    ondan sonra hiç çekinmedim muhabbet etmekten.
    ve hiçbir yabancıyla konuşmayı ben başlatmadım. ama ben geri durdukça iletişim kuran onlar oldu.
    bi yandan özellikle sevdiğim alanlarda youtube ve ted videolarına dadandım. iyi makaleleri hatmettim.
    her aşamada temel duygum 'zevk almaktı'.
    kimseye, ingilizcem hakkında fikrini sormamaya başladım.
    neyse oydu. kime neydi.
    arada beni sınamaya çalışan, 'çok bildiğini sanıyosun ama hiç de bilmiyosun.' diyenler oldu.
    onlara neydi? onların görüşlerinden bana neydi?
    bunları yazarken avrupa'dan arkadaşım bi fotoğrafını paylaştı. azcık muhabbet ettik. budur. ne kadar kelime bildiğim, haftada ne kadar kalıp ezberlemem gerektiği umrumda değil. keyif alıyorum, güzel insanlar tanıyorum, iyi kitaplar okuyorum, dünyam zenginleşiyor.
    başka ne olsun?
    utangaçlığımı attıkça, hatalarımın düzeltilmesi de hoşuma gidiyor ayrıca. keşfetme maceram da beni heyecanlandırıyor. yeni sözcükler öğrenmekten haz alıyorum.

    entryi yazarken fark ettiğim şey, insanın sınanmadığı şeyleri öğrenmekten mutlu olduğu. biri ingilizcemi sınamaya çalıştığında geriliyorum.
    belki öğrenmenin önündeki en büyük engel sınavlardır.
    bilmiyorum.

    tek kelime bırakayım buraya entry sonu için.
    bir aşk romanında rastlamıştım ilk kez. romanın kahramanı kadın, ukala adama 'how dare you?' diye soruyordu.

    dare...