şükela:  tümü | bugün
  • motivasyon eksikliği,

    kötü materyal,

    kötü öğretmenler,

    konuşma ve yazmada kaygılı ve stresli hissetme,

    kötü fiziksel ortam,

    diller arasındaki farklılıklar

    gibi nedenlere bağlı olabilir.
  • hemen söyliyeyim;
    - subject + verb + object
    - 10 emir gibi if clause lar ın ezberletilmesi
    - essay ler de başlangıç kelimeler olan first of all, to begin with gibi şeylerin ezberletilmeye çalışılması
    - boşluğa uygun salak fiil çekimlerini seçmek
    - liselerde ilkokullarda ingilizce kelimeyi verip karşısına türkçesini yazmasını istemek.
  • ingilizce'de 16 kadar zaman var, türkçede karşılığı olmayan zamanlar ve sözcükler,
    bu dilin bize karşı zorlaştıran etmenlerdir. ve atadan öğrenmeye değilde öğretmeye kalktığımız için yabancı olan ingilizce öğretmeni türkçe öğrendi biz ingilizce öğrenemedik.
  • küçücük suudi çocuklar çatır çatır ingilizce konuşurken niye ingilizce öğrenmek zor demeyelim. rezalet eğitim sistemi yüzünden türkiye'de rezalet bir ingilizce eğitimi var. 6-7 yaşındaki çocuklar ana dili ingilizce konuşuyor asıl bunu araştırmak lazım acaba nasıl öğreniyorlar diye. özellikle avrupa'dan örnek vermediğimi ayrıca belirtmek istedim.
  • neyin nerde olduğunun belli olmaması
    fiil çekiminde fiilin bazen tanınmaz hâle gelmesi.

    yazıldığı gibi okunmaması sebebiyle kelime ezberlemede oluşan zorluk.

    abuk subuk zaman ayrımları yapmaları, yok tasarlanmış gelecek, yok tasarlanmamış gelecek, yok tasarlamış da delili yokmuş...

    kelime türetmemeleri, genelde yeni kelime kullanmaları. "eye" göz demekse, gözlük neden "glasses" ?

    öğrenilirken gramere boğulmak. hanginiz "benim yaşım otuz beştir." diyor?

    türkçenin fonetik yapısına uygun olmayan kelime yapısının ezberlemeyi zorlaştırması.

    türkçeye çevirmeye çalışmak, türkçeye çevirinin özendirilmesi.

    öğrenirken dinleme yapılmaması, yapılsa bile seslendirmenin berbat olması. (veya alt yazılı filmde sadece alt yazıya odaklanmak)

    rengi değişip içeriği aynı olan aşırı boş, sıkıcı ve pahalı ingilizce kitapları.

    kişisel ilgisizlik.

    kötü öğretmen.
    kötü öğretmen.
    kötü öğretmen.
    ...
  • - yetersiz ders saatleri,
    - kalip ezberletme kaygisi,
    - günlük konuşma dilinin yeterince verilmemesi ve
    - tabi ki de isteksiz öğrenciler.
  • türkçe düşünüp ingilizce konuşmaya çalışmak
  • havaalanı=airport diye öğretildiği sürece sittin sene o ıngilizce öğrenilmez.
    ediht: açıklama isteyen yazarlar olmuş ben yine anlatayim milli egitim bakanlığına bağlı özel olarak tanimlanan kolejler harici olan eğitim kurumları yani ilkokul ortaokul ve lisede öğretilen ıngilizcede kelime ogretilirken türkçesi "bu" ıngilizcesi de "buna denk geliyor" diye öğretilir, kolejde ise türkçe düşünmek veya konuşmak yasaktir ve kelime öğretirken size direk ingilizce ve imajinasyon yolu ile ogretirler.siz ilerde ıngilizceyi kullanirken mmm türkçesi neydi diye kafada düşünmezsiniz sadece kafanizda o kelimenin imajinasyonu ve ingilizce karşılıgi olur.
    konuşabilmek ise apayri bir durumdur zira "do you speak english/yes " dediğimde boynuma atlayan bir müşterim vardi ve tek istedigi yemek yiyebilmekti.
  • - öğrenecek kişinin ön yargılı olması
    - emeklemeden koşmaya çalışılması
    - her kelimenin didik didik incelenmeye çalışılması
    - türkçe ile sürekli benzerlik kurmaya çalışılması
    - türkçeyi doğru düzgün konuşamadan başka bir dili öğrenmeye kasılması
    - düşük ıq
  • (bkz: tough)
    (bkz: though)
    (bkz: thought)
    (bkz: through)
    (bkz: thorough)
    (bkz: throughout)