şükela:  tümü | bugün
  • çok garip bir olay. zira 2 hafta önce rize'de katıldığım materyal geliştirme seminerinde, ki bu seminere rize'nin tüm ingilizce öğretmenleri katıldı, tüm öğretmenler bunu diyordu. "daha biz bilmiyoruz, nasıl öğretelim" ve işin garibi, sınıflarda ders yaparken aynı öğretmenler şakır şakır ingilizce konuştu, muhabbet ettik, eğlendik filan. ulan nasıl bilmiyoruz demek istiyorum, o sınıfta muhabbeti nasıl ettik o zaman.

    ha tamam eğitim konusunda sıkıntılar olabilir, sınıfların dil eğitimine müsait olmaması, yetersiz imkanlar, çocukların ilgisizliği filan da, kesinlikle sorun bilmemek değil. belki biraz konuşamamak, o da ufacık bir sebep ama bilmemek değil gençler, rahat olun.
  • piyasada ya da devlet kurumlarında ingilizce öğretmenliği mesleğini icra eden kişilerin kaçta kaçı ingilizce öğretmenliği mezunudur diye bir araştırma yapılmadan yapıştırılan haksız yafta. şu anda özel ve resmi eğitim kurumlarında ingilizce öğretmenliği yapan kişilerin % 50'si ya ingiliz dili ve edebiyatı, ya amerikan kültür ve edebiyatı, ya ingiliz dil bilimi ya da diğer ultra alakasız bölümlerden mezunlardır. ziraat mühendisliği mezunları bile atanmıştır ve kıdemli öğretmendir şu anda.
    gelelim her eğitim fakültesi de kaliteli eğitim verebiliyor mu? tabi ki hayır! ingilizce öğretmenliği bölümünde bir tane bile yabancı hocası olmayan bir sürü üniversite sayabilirim. ayrıca, eskiden eğitim enstitülerinde % 52 pratik imkanı varken, şimdiki öğretmen adayları 4 sene boyunca sadece 2 dönem 4-5 saatlik stajlara giderek mezun olmaktadırlar.
  • bizim memlekette cidden olan hadise, misal lisede aslen fizik öğretmeni olan hocamın ki kendisini çok severdim. ingilizce reading derslerine hazırlıkta gelmesi ile vuku bulmustur. adam tüm iyi niyeti ile bize islandın okunusunu ayzlınd, amozon forest ı da amuzun furıst diye öğretmiş idi. bunun gibi benzer pekçok telefuz hatalasını da sıralamak mümkündü maalesef. sonuç, şu an global bir şirkette çalışan bendeniz, vodafona vadafon, excel e de eksel diyerek madara olmaktayım. allahım kim bilir yabancılarla konuşurken neler diyorum. e anca bu kadar oldu napalım.
  • türkçe öğretmenlerinin türkçe bilmemesi kadar üzücü bir durum değildir.
  • ingilizce öğretmenlerinin ingilizce konuşamaması desek daha uygun olur kanaatindeyim.
  • lisedeyken ingilizce öğretmenime ''see fiili ing eki alır mı hocam?'' diye sorup' hayır'' cevabını aldıktan sonra, okuduğum ingilizce hikaye kitabında seeing kelimesini görüp hocaya gösterdiğimde '' yanlış yazmışlar, baskı hatası var, ben altı yıldır ingilizce bölümünde okuyorum ing eki aldığını görmedim'' şeklindeki savunmasından sonra doğruluğuna istemeyerek de olsa inandığım önerme...
  • devlet okullarında ingilizce öğretmeni olmak için ingilizce bilme kriterinin aranmadığını düşünürsek gayet doğal olan durumdur... (bkz: kpss)
  • kpss gibi bir boku insanların hayatlarına sokup,alanında insanın kendini geliştirmesine izin vermeyen sistemin ürünüdür. üniversitede verilen eğitimler faso fiso. iş insanın kendisinde ve fırsatları değerlendirmesinde bitmektedir. ben de ingilizce öğretmeniyim. iki sene kpss'ye hazırlandım ve bu yaz atandım. körelmenin doruklarındayım; ama farkında olduğum için bundan sonra bir şey yapmazsam sorun oradadır. insanın kendini bilmesi zaten çözümün başlangıcıdır.
  • milli eğitimde çalışan ingilizce öğretmenleri içinde 1 tane dahi ingilizce soru bulunmayan bir sınava * girip atanıyorlar. bu durumu düşündüğümüzde çok da ilginç değildir. ama ingilizce bilmiyorlar demek yanlış olur. elbette biliyorlar, ama ne kadar konuşabiliyorlar? asıl tartışılacak konu bu.
  • kızanlar olacak da lasdkjf şu kadar kötüsüne türkiye'de bile rastlanmaz:
    http://www.youtube.com/watch?v=vc7_mtibmsc

    ama o cocuklar arasında bizim pek çok kolej çocuğunun aksine bir kaç ülke gezip çalışacak, o ingilizceyle hayatlarını idame ettirecekler çıkacaktır.