şükela:  tümü | bugün soru sor
  • çok garip bir olay. zira 2 hafta önce rize'de katıldığım materyal geliştirme seminerinde, ki bu seminere rize'nin tüm ingilizce öğretmenleri katıldı, tüm öğretmenler bunu diyordu. "daha biz bilmiyoruz, nasıl öğretelim" ve işin garibi, sınıflarda ders yaparken aynı öğretmenler şakır şakır ingilizce konuştu, muhabbet ettik, eğlendik filan. ulan nasıl bilmiyoruz demek istiyorum, o sınıfta muhabbeti nasıl ettik o zaman.

    ha tamam eğitim konusunda sıkıntılar olabilir, sınıfların dil eğitimine müsait olmaması, yetersiz imkanlar, çocukların ilgisizliği filan da, kesinlikle sorun bilmemek değil. belki biraz konuşamamak, o da ufacık bir sebep ama bilmemek değil gençler, rahat olun.
  • bizim memlekette cidden olan hadise, misal lisede aslen fizik öğretmeni olan hocamın ki kendisini çok severdim. ingilizce reading derslerine hazırlıkta gelmesi ile vuku bulmustur. adam tüm iyi niyeti ile bize islandın okunusunu ayzlınd, amozon forest ı da amuzun furıst diye öğretmiş idi. bunun gibi benzer pekçok telefuz hatalasını da sıralamak mümkündü maalesef. sonuç, şu an global bir şirkette çalışan bendeniz, vodafona vadafon, excel e de eksel diyerek madara olmaktayım. allahım kim bilir yabancılarla konuşurken neler diyorum. e anca bu kadar oldu napalım.
  • türkçe öğretmenlerinin türkçe bilmemesi kadar üzücü bir durum değildir.
  • ingilizce öğretmenlerinin ingilizce konuşamaması desek daha uygun olur kanaatindeyim.
  • lisedeyken ingilizce öğretmenime ''see fiili ing eki alır mı hocam?'' diye sorup' hayır'' cevabını aldıktan sonra, okuduğum ingilizce hikaye kitabında seeing kelimesini görüp hocaya gösterdiğimde '' yanlış yazmışlar, baskı hatası var, ben altı yıldır ingilizce bölümünde okuyorum ing eki aldığını görmedim'' şeklindeki savunmasından sonra doğruluğuna istemeyerek de olsa inandığım önerme...
  • devlet okullarında ingilizce öğretmeni olmak için ingilizce bilme kriterinin aranmadığını düşünürsek gayet doğal olan durumdur... (bkz: kpss)
  • kpss gibi bir boku insanların hayatlarına sokup,alanında insanın kendini geliştirmesine izin vermeyen sistemin ürünüdür. üniversitede verilen eğitimler faso fiso. iş insanın kendisinde ve fırsatları değerlendirmesinde bitmektedir. ben de ingilizce öğretmeniyim. iki sene kpss'ye hazırlandım ve bu yaz atandım. körelmenin doruklarındayım; ama farkında olduğum için bundan sonra bir şey yapmazsam sorun oradadır. insanın kendini bilmesi zaten çözümün başlangıcıdır.
  • milli eğitimde çalışan ingilizce öğretmenleri içinde 1 tane dahi ingilizce soru bulunmayan bir sınava * girip atanıyorlar. bu durumu düşündüğümüzde çok da ilginç değildir. ama ingilizce bilmiyorlar demek yanlış olur. elbette biliyorlar, ama ne kadar konuşabiliyorlar? asıl tartışılacak konu bu.
  • kızanlar olacak da lasdkjf şu kadar kötüsüne türkiye'de bile rastlanmaz:
    http://www.youtube.com/watch?v=vc7_mtibmsc

    ama o cocuklar arasında bizim pek çok kolej çocuğunun aksine bir kaç ülke gezip çalışacak, o ingilizceyle hayatlarını idame ettirecekler çıkacaktır.
  • ingilizce öğretmeni olmayıp gittiği okulda ingilizce öğretmeni bulunmamasından dolayı haftalık ingilizce derslerini zorunlu olarak okutan bir öğretmenden birinci elden dinlediğim bir türkiye gerçeğidir. sanıyorum lisedeyken bir hoca anlatmıştı bu olayı. tayini çıktığı okulda kendi branşı olmamasına rağmen okulun müdiriyeti ingilizce derslerini bu öğretmene vermiş ve dersten önceki akşamları ingilizce bilen hanımıyla çalışarak öğrencilerine ertesi gün bir şeyler öğretmeye çalışıyormuş. kısacası burası türkiye. olmaz diye bir şey yok. her şey oldurulur. genele yayılamasa da böyle sorunlar hala mevcut.