şükela:  tümü | bugün
  • "ben ingilizce biliyom okuz" diye ic gecirerek, bunu dort bir aleme yaymak isteyen insanlarin trende otobuste ve bilimum kafe ko$elerinde yaptiklari akil almaz eylem.
  • ingilizce roman okumaya, ingilizcesini geliştirmeye hevesli her gencin karşısında şöyle bir engel var: romanın ilk bir kaç sayfasındaki bilinmeyen kelime sayısı. bir dönemimi o bilinmeyen kelimelere adadım, ve tercümeleri yüzde 80 parlayan,ışıldayan,şiddetli, kocaman, bangır bangır, gümbür gümbür gibi cümleyi ve metnin bütünlüğünü kavrayabilmek için büyük önem arz etmeyecek şekilde. bana öyle denk geldiğinden midir, yoksa yüksek bir yüzdeyle böyle olduğundan mıdır, çoğu yazarda bu betimleme hevesi kitapta biraz ilerleyince duruluyor.

    özet: bilinmeyen kelimelerin anlamına bakmadan devam edin, pek bir kaybınız olmuyor. bilinmeyen kelimelerle sık karşılaşarak ve anlamlarını tahmin ederek öğrenmek daha doğru(?)
  • abd, ingiltere, yeni zelanda, kanada gibi ülkelerde çok yaygın bir alışkanlık.
  • özellikle a tale of two cities gibi klasik eserlerde yapması zevkli bir eylemdir. zira bazı kitaplar vardır, ruhunu anlamak için anadilinde okumak gerekir. bunun yanında ingilizce kelimesi haznesini ve dilbilgisi altyapısını inanılmaz geliştirir. öyle ki, bir noktadan sonra bir ingiliz'den bile gramer açısından daha düzgün cümleler kurmaya başlayabilirsiniz. ingiliz üst sınıflarının konuştuğu kusursuz ingilizce'ye yakınlaşmanızı sağlar.
  • the call of the wild ile başlayacağım etkinlik. gerçi o roman sayılır mı tartışılır.
  • romanın yazıldığı çağa bağlı olarak ya öğretici olabilecek ya da ağzınıza sıçabilecek eylem.

    okuduğum romanlar arasında:
    twilight eclipse*: günümüz romanı, çok ağır ve eski kelimeler yok. 10-20 kelimeye sözlükten baksanız rahat okunuyor.

    harry potter'ın tüm kitapları: twilight kadar olmasa da basit, içinde büyücülükle ilgili terimler geçiyor; bunlar ilk kitapta azıcık meşakatli çalışma gerektirebiliyor, sonrası rahat. bu kitapları okuyunca ingiliz argosuna dair kelimeler de öğrenebiliyorsunuz. tavsiye ederim.

    persuasion - jane austen: 23. sayfada ağzıma sıçtı, içinde duodecimo diye bir kelime bile geçmişti ve ben hala o kelimenin ne olduğunu öğrenemedim. 20 ile alakalı bir şey o kelime, ama ne?

    sonuç: günümüz popüler kültür romanlarıyla başlamanızı öneririm. sonra klasiklere geçersiniz.

    edit: duodecimo, on ikinci anlamına geliyormuş. enas anthropos'a teşekkürler.
  • anladıkça sanki bir yeri keşfetmiş duygusu yaşatan mutluluktur. heyecanlı.

    bazen de kitabı bakkal defterinden farksız bir duruma sokan eylemdir aynı anda notlar da alınıyorsa önemli görülen yerlerde. işte o zaman yazarın satırlara süzülen ruhu ve sizin düşünceleriniz demli çay kıvamında ya harmanlanır ya da küçük şimşekler çakar beyhude çırpınışlarda . tiryakilik.
  • bahsi gecen roman daha onceden ozellikle birkac kez turkce okunmuşsa, ingilizce gelistirme acisindan oldukca yararli bir aktivitedir.

    onun disinda, kelimeler/cumleler ne kadar eksiksizce anlasilirsa anlasilsin, kendi oz dilinizde yaratacagi etkileri yaratamayip, bahsi gecen duygulara/düşüncelere ayni derecede nüfuz edemeyebilirsiniz. ayni romani türkçe okumak kadar keyif vermeyebilir.

    misal, addiction vs bağımlılık, ya da obsession vs takıntı. ingilizcelerini duyduğumda düşündüklerimle, türkçelerini duydugumdaki seyler birbirlerine her ne kadar yakın olsa da pek aynı degiller.
  • keyifli aktivitedir.
    yeni kelimeler keşfedilir, okudukça epey ilerlediğinizi görüp gaza gelirsiniz.
  • "ama bende ingilizcesi var, okuyabilirsen vereyim tabii" diyebilme hakkı. böylece hem ukala pezevenk durumuna düşmezsiniz hem de ödünç vermeyi teklif ettiğiniz için cimri damgasından kurtulursunuz. üstelik kitap kütüphanenizi terk etmez. daha ne olsun?