şükela:  tümü | bugün
  • son yapılan araştırmalara göre beyindeki ana dilin bulunduğu bölge ikinci dille yakınlaşmaya başlıyor. bu yüzden sözcükler karışabiliyor. çift dilli (bkz: bilingual) olunduğundaysa bu karmaşa yavaşça ortadan kalkıyor.

    eğer ki başınıza geliyorsa, doğru yoldasınız demektir. çalışmaya devam.
  • farkında olmadan yapılıyorsa ne mutlu. yapıyor muyum; hayır. emin miyim; bilemiyorum altan.

    kişisel gelişim kitaplarından koşarak kaçıyor, insan gelişimini anlatan kitapları kucaklıyorum. dil gelişimi ya da beyin gelişimi ile ilgili okuduğum bir kitapta da diyordu ki; bu iş küçük yaşlarda farklı diller öğrenmeye başladıysanız da olur. konuşurken ihtiyaç duyduğunuz bir kelimeyi o an hatırlayamazsanız, beyin imdadınıza koşarak başka bir dilden aynı anlamdaki kelimeyi dilinize vurur. çünkü küçük yaşta edinilen dil, kıymetlidir.

    başka başka diller biliyorsanız, beyniniz size bu tür sürprizler hazırlayabilir yani. bilmiyorsanız, beyin size element gibi yerine kelime üretemeyeceği için... vurur yüze ifadesi olursunuz. bam.

    yine aynı kitapta yeni bir dil öğrenmenin ilerleyen yaşlarda neden zor olduğu anlatılmıştı... diyordu ki; küçükken beyninizin sadece bir bölümü dili edinmek için çalışır. o bölüm sayesinde çocuklar birçok dil öğrenebilir. ancak yaş ilerledikçe beyin de gelişir ve yeni öğrenilecek dile yeni bir bölüm atar. haliyle işler zorlaşabilir. çünkü bu yeni bölümün diğer bölüm ile koordineli çalışması her zaman çok kolay değil. oysa yaş küçükken farkında olmadan bitirirsiniz işi.

    ama bazıları da vardır ki; özellikle yapar. yabancı dil bildiği belli olsun diye. kendisine "dillerin efendisi" diye hitap ediniz. yazık. mutlu olsun. o da bir ana babanın evladı sonuçta.

    neyse...

    vallahi ufkum iki katına çıkmıştı bunu okuyunca. şimdi oraya yazsam linç ederseniz bununla mı ufkun açıldı diye. denk geldi, buraya yazdım. oh be. bu bilgiyi de aradan çıkarmış oldum. *
  • türkçenin yozlaşmasının doğal bir sonucudur
  • bunu yapan insan sınıflandırmasına yalnızca bir çeşit insan girmez. tabii ki türkçe konuşurken yapmaktan bahsediyoruz, ingilizce konuşurken ingilizce sözcük kullanmamasını beklemiyoruz. neyse, ben burada dil ve anlatım yeteneğim yeterse bir tanesini savunacağım. önce ötekileri ayıralım.

    plaza dili: bunları bir seferde geçin. hepimiz asıl özenti olanın bunu kullananlar olduğunu biliyoruz. nedenlerinin çok büyük oranda profesyonel görünmek olduğunu da biliyoruz. hatta çoğunun yabancı dil bilgileri az olduğu için kolay sözcükleri yabancı dilde söylediklerini de biliyoruz. artık toplantı set etmeyi bıraksalar iyi olur.

    öğrenci: hayır efendim başka bir dilde terimsel eğitim almak günlük hayatta yabancı kelime kullanmanızı açıklamaz. evet ben de bir kısım ileri eğitimi ingilizce aldım ve o konuda konuşurken terimlerin karşılıklarını bilmediğim zaman ingilizcelerini kullanma eğiliminde oluyorum. ancak bu kadar. istersen üniversitede 4 yıl tek kelime türkçe konuşmadan ders yap bu gerisini açıklamaz.

    yurtdışında uzun zaman yaşamış kişi: eğer türkçesi yeterli değilse tamam, o zaman bunu kabul etmek şartıyla tabii ki yapacak yoksa ne yapsın konuşmasın mı? öte yandan konuştuğu bir dili yeteri kadar biliyorken diğerinden kelime atmak ancak gösteriş amacıyla yapılıyor. hepimiz almancılardan yıllarca gördük bu davranış biçimini.

    gelelim savunacağım insana: iki dili de yeterince bilen ve sık sık kullanan herkes. evet, diğer saydıklarımın içinde de bunlardan olabilir ve diğer sebepler değil, sadece bu yaptıklarını mazur görür. yerinizde oturup insanlara kin ve nefret kusacağınıza biraz okuyun. doğal olarak bu konuda da bilimsel çalışmalar yapılmış ve sonuçta iki dili aynı alanda kullanan insanların istemsizce düşünürken diller arasında geçiş yapacağı tespit edilmiş. insan ikinci dili ne kadar erken yaşta öğrenirse algı, düşünce ve konuşması o kadar fazla etkilenirmiş, iki dili de ne kadar iyi bilirse bilsin bir dili öğrendiği ve kullandığı alan dışında kullanmaya çalışırsa bocalarmış. kendi kendine düşünürken farklı dil kullanmak o dilde iyi olduğunuz anlamına, kullanamamak ise iyi olmadığınız anlamına gelmezmiş.

    en önemlisi bir alanda (alan derken iş de alan, istatistik de alan, aile ilişkileri de) iki dili de kullanıyorsa daha iyi karşıladığını hissettiği sözcük, düşüncenin algısal evresinden sözel evresine geçerken diğer dilin arasına karışabilirmiş. bunun sebebi de complementarity denen bir prensipmiş.

    daha da insanlara yukarıdan bakıp olumsuzluk beslemek isteyen buyursun efendim, araştırmak isteyenler için başlangıç noktası olarak bir profesörün yazı dizisinin dizin bağlantısı benden bedava

    http://www.francoisgrosjean.ch/blog_en.html