şükela:  tümü | bugün
  • son 15 senedir bu lafı duyuyorum, bir bokun değiştiğine henüz şahit olmadım.

    o 4-5 dil bilen insanlar da, eskiden ne kadarlarsa, şimdi de o kadarlar.

    ve hala insanlar ingilizce'yi bile konuşamıyor.
    gençler "4-5 dil biliyor herkes" diye tırsmasın yani.

    - ingilizce şart
    - ne ingilizce'si akif? artık 4-5 dil biliyor millet. tek ingilizce yeter mi?
    - ispanyolca öğrenmek lazım.
    - asıl çince çince!
    - rusça da iyi
    - tabii... rusça iyi...
  • genellikle dil bilmeyen yada tarzanca seviyesinde ingilizce konuşabilenler tarafından dillendirilen idda. "hı hı... evet evet... sen de haklısın" diyip geçmek en güzeli.

    not: avrupadaki sevimli insancıklar zevk için x adet dil öğrenme imkanına sahip olsada, örneğin köln yada brüksel sokaklarında ingilizce sorduğunuz sorulara almanca yada fransızca cevap alırsanız şaşırmayın. ek olarak zee germans
  • somutlaştırılıp göte sokulası baba lafı.

    sıçtığım 4-5 dil bilsen ne işe gireceksin acaba, gerçekten türkiye'de 4-5 dil bilsen ne işe gireceksin lan, 1000 avroluk iş verecekler en iyi ihtimal, almanya'da işsizlik parası la o, fransa evde televizyon seyredenlere veriyormuş onu. başka ülkede çalışma izni desen vermiyorlar.

    hah hiç bi boka yaramadı işte, türkçe dışındakileri zamanla unut.
  • ingilizce her zaman her ülkede yeter. ancak çalışılan iş koluna göre destekleyici diller bilmek daima avantajdır. bir alman, fransız, rus, ispanyol şirketinde çalışıyorsanız ana diliniz gibi ingilizce konuşup herkesle rahatlıkla anlaşabilseniz bile ilgili ülkenin dilini bilmemek eksikliktir. şirket sizi kendi ülkesinde değerlendirmek ister, daha üst bir pozisyonda kullanmak ister vs vs ancak bu gibi üst seviye işler için yani o ülkede yaşamak veya şirketin en üst düzey yönetimiyle muhatap olmak için her zaman o ülkenin dilini bilmek bir avantaj ve hatta çoğu zaman zorunluluktur.

    dolayısıyla her ne kadar bu anne söylemi hafife alınsa da kısmen doğrudur. ingilizce yeter ancak artık 4-5 dil biliyor millet.
  • (bkz: klişe timi)
  • daha çok çekememezlikten ötürü sarfedilen cümle. zira bu cümleyi söyleyen şahıs ingilizce bilenler ve kendisini aynı kefede görmek istediği ve gördüğü için böyle bir söylem içinde bulunur.
  • her bir boku eleştirmek şart ya, bunu da eleştirin amına koyayım.

    ulan sen bugün bir çince öğrensen 1.6 milyar insana hitap ediceksin. ki bu 1.6 milyar insan daha ingilizce bilmiyor, ucuz hammadde orada, ucuz işçilik orada ve 40 sene içinde ülke bazında dünya lideri orası(rusya ve hindistan'da dahil). bak, açık açık "1 600 000 000", çok fazla lan anlayacağın. ve dilin yoksa bu ülkelere giremezsin arkadaşım. uğraştığın pazarın %0,01'ine bile hakim olsan alım gücünü düşün. gözüne daha nasıl sokulabilir?

    veya siktir et, firma sahibi değilsin ama iş arayan birisin. düşünsene şimdi, kullanmayı dene o silgi tozu büyüklüğündeki beynini; bir satış pazarlamacı veya ar-ge'ci olarak neler yapabileceğini bir düşün yahu... hangi açık kafalı firmada iş bulamazsın oğlum sen?

    değil 15 sene, istersen 45 senedir bu lafı duyuyor ol, bu gerçektir. bu böyledir. nitekim, bu tip gereksiz bok atmalar içinde olup kendini geliştirmezsen seni kim neden alsın lan firmasına. karıya kıza yedirdiğin para yerine sürün 1 sene git aksaray'da bir dil kursuna, bakalım sonra karıya kıza ayırabileceğin bütçe nasıl katlanıyor. biraz az tembellik, biraz az sefa pezevenkliği nolursunuz.