şükela:  tümü | bugün
  • eski ingilizce'de sen anlamına gelen thou'nun kalkmasının sebebinin evrimsel olabileceğinden hareketle belki de "sen" ingilizce için o kadar da hayati değildir diyerek konuya katılmak abd'de bazı kişilerin "you was" şeklinde kullandığını da belirtmek isterim.
  • - bu dilde yazılmış kallavi edebi eserleri hesaba katmaz isek - zaman içerisinde kullanım şeklinin ve dil bilgisi kurallarının oldukça basite indirgenmesi neticesinde vuku bulmuştur. yine bu gerçekten yola çıkarak; diğer bazı dillere kıyasla (bkz: türkçe) günümüz ingilizcesi, insanın ifade yetisini oldukça sınırlar. ve yine dolayısıyla günümüzün en kolay ve en yaygın dillerinden biridir.

    gel gelelim trajik olan şudur ki ülkemizde insanlar çocukluktan yetişkinliğe kadar geçen sürede bu dili öğrenmeye çalıştığı halde istikrarlı bir fail grafiği çizmektedirler. ancak başarısızlık, neredeyse tamamen, içleri ve beyinleri kof öğretmenlerin ve yöntemin eseridir.

    yine de; bazen ifade etmek istediğiniz küçücük bir şeyi, türkçe'deki karşılığından çok daha iyi veren zenginliklere de sahiptir bu dil. mesela şimdi "yine de" yerine "still" yazmak cillop gibi olurdu.
  • -miş'li geçmiş zamanın olmamasından kaynaklanır, bileşik zaman kullanımının olmamasıyla daha bir zorlayıcı hal alır. evet, "yapmamışmış"ın mutlaka bir çevirisi vardır ancak, cümle içine yaydırıp sıvadığınızda aynı etkiyi taşımaz.

    benzeri bir ses sıkıntısı, bizdeki birinci tekil şahıs iyelik ekiyle yapılan (ya da yapılmayan) hitap şekillerinden kaynaklanır, örneğin:

    - "paşa, paşa... ne yaptığının farkında mısın sen?" dedi padişah, harbiye nâzırına.
    ile aşağıdaki cümlenin farkıdır:
    - gelmesini emrettiğiniz silahlar geldi paşam.

    (japonca'daki gibi) bir nevi yükseltme* ifadesidir bu kendi çapında, ama direkt yoktur aynısı ingilizcede. "my pasha" karşılar mı bunu yaw.
  • sen ve siz ayrımının olmaması benim gözümde en büyük eksikliktir ama; öyle ya da böyle herifçioğulları bütün dünyaya dillerini dayatıp günümüzün lingua francası yapmışlar mı yapmışlar.
  • o kadar yetersiz bir dildir ki, türkiyede ki iş yaşantısından tutun müzikal bir ortama kadar çok yetersizdir arasına türkçe katarak konuşuruz. yani ingilizce yetmediğinden. şirketler de feedback alamayıp,barlarda bu şarkı çok hard vs vs gibi. öyle yetersizdir yani.
  • dilin sadece kelime, cümle ve anlam bilgisinden olu$tugunu zanneden güruhun iddiasi.

    dilin büyük bir bölümünü üstte saydiklarim olu$turur ama i$in bir de vurgu ve tonlama kismi var ve yüksek ihtimalle ingilizce vurgu ve tonlamanin anlama en fazla etki ettigi dillerden birisi.

    sen ve siz ayrimi vurgu ve jargonla yapilir, kulagi ali$ana gayet de güzel anla$ilir.
  • yetersiz diliyle dünyanın en iyisi olduğunu savunanların, o yetersizlikle öğrenemeyip hakkında hüküm getirmesi tespitidir. birileri hiç anlamadığı dillerde öbür dünyalarıyla birlikte kendi dünyalarını kurtarırken, birileri hiçbir kullanım yeri bulacak kadar okuyup yazmazken, dünyanın binlerce noktasında dünyanın gelişen tek ortak ve güçlenmekte olan dilidir ingilizce, yetersizlik dillerde değil dile getirenlerdedir zannımca.
  • uluslararası dil olmasından da kolaylıkla anlaşılabilecek durumdur. uluslararası dil olmasını güdüklüğüne borçludur.

    yetersiz olduğu bazı durumlar;
    (bkz: ingilizcenin kelime türetmedeki yetersizliği)
    (bkz: ingilizcenin şiir yazmaya müsait bir dil olmaması)

    ek:
    kartalmak, karımak, kocamak, yaşlanmak, ihtiyarlamak kelimelerini birebir ya da fazla anlam kaybetmeyecek şekilde nüanslarıyla ingilizceye çevirmeye çalıştığımda yine "acaba doğrumu lan" dediğim olaydır. bir de aynı metinde geçtikleri için iş daha zor. bilen varsa bi el atsın.
  • yetersiz değil de bir kelimenin bazen 20 tane anlamı oluyor, bence ingilizce çok zengin bir dil. yazı içinde kullanılan bazı kelimelerde hangi anlamın kastedildiği zor anlaşılıyor.
  • ingilizce'nin türkçe'ye karşılık yetersiz bir dil olması şeklinde olursa % 100 katılacağım önermedir.