şükela:  tümü | bugün
  • tabii ki haftada 10 saat gördüğümüz wow ve yine 10 saat gördüğümüz frontrunner ama esas benim aklımdan çıkmayanlar başka. four weddings and a funeral ve forrest gump'ı içinde öpüşme sahneleri ve çıplaklık olmadan video sınıfında izlemek. ben bu filmleri ilk izlediğimde, sanırım ingilizceyi yeni öğreniyor oluşumun(ki şu an unutuşumun 15. yıldönümü) verdiği gazla pek bir beğenmiştim.(forrest gump'ı hala severim ama oscarlarda şovşenk redempşın'a yapılan da bir ibnelik var ortada, ondan biraz mesafeliyim kendisine. yine aklıma geldi, birevhart ve keybıl gay da bu döneme aittir ve onları da severim)

    geçen nereden denk geldi bilmiyorum, four weddings and a funeral'ı indirmiş bulundum yine ve bu sefer sözlükçülüğün bana verdiği yetkiye dayanarak yarısına kadar dayanamadım desem yeri.

    bunlar hep nothing hill'deki rolüyle bütünleştirdiğimiz hüğ gırent ve durmadan "cildim hep genç, muhteşemim ben, süperim, siz de eşek büllüğü kremini kullanarak benim gibi yaşlanabilirsiniz" reklamlarına çıkan endi makdovıl yüzünden ama, biliyorum.

    o değil de jane eyre okuyarak ingilizce öğretmeye çalışmışlardı bize amk lan bak deliricem. bakın 19. yüzyıldan bahsediyorum!!!! düşünün artık kelimelerin zorluğunu, present past future perfect continuous tenseleri falan!!!!(bu arada böyle bir tense olmayabilir de tabii aklıma gelen hepsini yazdım yanlış olmasın) utanmasalar 10 yaşındaki çocuğa hiyeroglif çözdürecekti ibneler lan!!!! kelime dedik ve aklıma hemen şıp diye düştü. birevhart'ı sınıfa özet geçiyorum bir gün, handkerchief demeye çalışırken kalp krizi geçirdiğimi hatırlıyorum ben, bakın gülünecek şey değil bu, 30 kişinin karşısında işemek gibi, sesli osurup rezil olmak gibi bir şey "handerkircef" "hendkürdocçif" "hendirmarcif" deyip de terlemek. offf offfff.

    ulan bak ardı ardına geliyor. daha ilk dersimiz, hoca yüzüğünün yerlerini değiştirerek marry-engage kelimelerini anlatmıştı, daha sonrasında, yine bu ingiizceyi unutmaya başladığım dönemlere denk gelir, beyonce meşhur oldu çıktı "ata ata anaya sean paul"ün desteklemeleriyle, hah işte o gün bugündür nişanlanan kişiler için fiance yerine beyonce kullanırım, bence arada bir fark yok.

    ek hatıralar;

    - hocam kalorifer ne demek?
    + hımmmm... calorifire :s (götünden sallamanın en güzel örneği)

    bön bön hocaya bakıp not almayan arkadaşa hocadan;

    - ı'm not a train ersin!

    çocuğun tüm yaşantısı boyunca ismi "öküz" olarak kalmıştı sonrasında.
  • -good morning class!
    +gooooood mooooorning teacheeeerrr!
    -how are you?
    +thaaaank youuuu!
    -thank you, sit down please.

    debe edit: ya arkadaşlar biz "fine thanks and you" demeyen öküz bi nesilmişiz demek ki gelmeyin üstüme :/

    debe edit 2: destek olalım lütfen ---> (bkz: #47426313)
  • (bkz: six)

    ne makara yapmıştık çocuk aklımızla.

    - four - five - six- seven

    - ehehhe six dedi.
  • 4. siniftayken bir arkadasimizin sinifta hocaaaam am (ı am`in am ini ima ederek) ne demek" diye bagirmasi ve sinifta kimsenin durumu cakmamasina ragmen bir arkadasimla benim bir ders boyunca kahkahalara bogulmamiz.
  • ey-biy-siy-diy-iy-ef-ciy ... lay lay (bkz: daha dün annemizin)
  • stand up

    sit down
  • giant,big purple giant.
  • one little two little three little elephant
    four little five little six little elephant
    seven little eight little nine little elephant
    ten little elephant aaaa!?

    hafızama edeyim, ilkokul 4tü.
  • good morning!
    good morning teacher!
    how are you?
    fine thanks and you?
    fine...
    sit down...

    icler acisi..