şükela:  tümü | bugün
  • 2 ekim 1923'te gerçekleşmiştir.

    yani lozan antlaşmasından (24 temmuz 1923) tam 2,5 ay sonra. işin garip tarafı ingilizler istanbul'u güle oynaya, çay partisi yaparak terk etmiştir. acaba neden?

    yoksa lozan antlaşmasında ingilizlere (ya da batılılara) bir şey mi verildi/vaat edildi?

    isteyenler istediği kaynağı araştırabilir.

    ayrıca kynak: http://www.zaman.com.tr/…n-nasil-cikti_1153677.html

    edit 1: şunu söylemek istiyorum, amansızca istanbulu işgal eden ve kurtuluş savaşının düşman tarafında "baş mimar" olan ingilizler değil miydi? neden o zaman hiç bir şey olmamış gibi güle oynaya, bizimle kucaklaşarak ayrılıyorlar diye soruyorum? abd, vietnamı işgal ettiğinde (ya da işgal etmeye çalıştığında) dostça mı ayrıldı?

    vaatlere gelince, hilafeti kaldıracağımıza ve hayatın her alanına laik sistemi getireceğimizi vaat etmiş olabiliriz.
    (işin garip tarafı da "hilafet" adına milli mücadele verilmişti, halk desteği alınmıştı)
  • arkadas uzerinden gecmis 91 yil, internet cagindayiz bilgiye ulasmak hic zor degil. buna ragmen, icerigi belli ve acik olan, uluslararasi bir belgede gizli vaatler olduguna inanan sivrizekalarla birlikte yasiyoruz.

    arkadasim mahalle bakkalinin veresiye defteri degil bu, uluslararasi anlasma. uzerinde yedi ulkenin temsilcisinin imzasi var.

    ama sizin hayal dunyaniza bakarsak; icinde gizli vaatler var, herkes biliyor ama bir turk milleti bilmiyor.

    hayal gucunuze hayranim.
  • kaynak diye verilen linkte "hatta montrö bir yana, belki de lozan'ın lehimize asıl delinişi, "kanalistanbul" projesiyle gerçekleşecektir." ifadesinin geçtiği abuk tanım.
  • vay anasını sayın seyirciler, çay partisi vererek terk etmişler ha, vay anasını ya. kiliselerine kapanıp yıllarca ağlayacaklardı sanki. lan ingiliz bu, elbette çay partisi vererek gururla terk edecek. yenildiğini kabul eder mi hiç. hayır seks partisi verseler neyse diyeceğim(!)
  • mustafa armağan ve kadir mısıroğlu alternatif tarihçiliğinden beslenen ak çomarların merak ettiği durum. buradan güle oynaya gidenleri değil de ingiliz gemisine apar topar kaçanları bir konuşalım. ayrıca rahmetli zamanında nasıl sokmuşsa beş jenerasyondur çıkartamadınız. büyüksün atam.
  • aklıma "neden hedef türkiye?" sorusunu getiren hede.
  • http://en.wikipedia.org/wiki/chanak_crisis

    deli şekilde güle oynayadır!!!... öyle ki... kanada otonomisi ile sonuçlanmıştır...

    izmir'in işgali ile istanbulu terk edişi arasındaki tarihlerde ingiltere krallığının nasıl sarsıldığına bakın... (çökmüş orta doğu politikasını sürdürmeyi düşünen kabine ile koloni valilerinin restleşmesinden dolayı... kurtuluş savaşı sadece bir neden) ondan sonra otobiyografilere ineriz...

    ayrıca lozan'ın zafer sayılması serv'den kaynaklanır... onu nerenize sokacaksınız...
  • mısır da 8 yıldır savaşan ve terhis olmadığı için artık huzursuzlaşan 1 milyon dan fazla ingiliz ve dominyon askeri sebebiyle savaşa devam etmeme kararındandır. kısaca mısır ingiltere nin can damarı olduğundan istanbul u da tutacak asker bulamadılar. hatta sırf bu yüzden yunanlılara kredi açıp, batı anadolu yu işgal ettirdiler ve onda da başarısız oldular.
  • kurtuluş mücadelesini ninelerine yunan tecavüz etmesin diye değil de "hilafet" denen ve primattan hallice arapların bile siklemediği bir kavram uğruna verdiğini iddia eden eblehlerin temcit pilavı gibi birkaç ayda bir ısıtıp ısıtıp sözlüğe açtığı başlıklardan bir diğeri.

    kurtuluş savaşının başladığı tarihte nüfusu 10 milyon civarı olan anadoluda islamın da türklüğün de son ordusu 270 bin kişilik mustafa kemalin önderliğindeki orduydu. başka bir ordu da yoktu başka kimsede savaşacak göt de yoktu. bu 270 bin askerin emin ol hilafetten daha büyük öncelikleri vardı savaşmak için. mesela anasının karısının bir yunan tarafından tecavüze uğramasını çocuklarının öldürülmesini engellemek. ama senin şeyhin bu orduya katılmadı dimi. ne nurcusu ne süleymancısı ne mahmutçusu, ne necip fazılı koca koca adamlar olmalarına rağmen dağ gibi yiğitler olmalarına rağmen tek bir mermi sıkmadılar gavura sonra da iktidar peşinde koştular. şimdi de kalkıp o 270 bin kişiye laf ederler.

    resmi tarih yalan falan denerek komple bir tarihe bok atılıyor. yunanistanın ingiltereden destek aldığı da mı yalan? peki yunanlıların polatlıya kadar geldiği de mi yalan? bu 270 bin kişi olmasa nasıl karşı koyacaktın sen? ben sana olacakları söyleyeyim bugün filistin gibi sikik bir devlettin iç anadoluda yunanistan ebeni sikiyodu ses çıkaramıyodun o mustafa kemal denen adam olmasaydı eğer. aynı filistine amerika ve israilin yaptığını şimdi sana ingiltere, bütün avrupa ve amerika destekli yunanistan yapıyodu sen de elini kaldırıp allaha dua edip nasıl bu hallere düştüğünü sorguluyodun.

    ingilizler istanbulu neden terketmişmiş. lan yarram savaş kazanmışsın. izmiri geri almışsın. askerleri istanbula sürmüşsün. yolda çanakkalede boğazda nöbet tutan ingiliz askerlerine denk gelmişsin. sonra durum ingiliz parlementosuna taşınmış. ingiltere yunanistanın verdiği görevi yerine getiremeyişi sonucu savaşı kendisi yapmak istemiş. hatta kanadadan tekrar asker istemiş kraliyet. kanada göndermemiş.

    (bkz: çanakkale krizi)

    tc resmi tarihine inanmıyorsan siktir git kanada kaynaklarına bak. bu çanakkale krizi denen olay kanada siyasi tarihindeki mihenk taşlarından biridir. kanada kraliyete ilk kez karşı geliyor.

    sen git şeyhine dervişine sor ey şeyhim benim ebemi yunan sikeceeedi neden kurtarmak için cepheye gitmedin de bu tarikat işlerine girdin diye.

    bu devlet nasıl kurulmuş aha burda bak kurtuluş savaşının son dört gazisi hakkında belgesel. onlardan duy mustafa kemal kimmiş. gidip beynini yıkayan ve tek dertleri iktidar olan nurculardan fetullahçılardan milli görüşçülerden değil. bu adamlar savaştı senin namusun için.

    http://www.youtube.com/watch?v=sjd3zzszpek