şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
  • the economist', seçim öncesindeki genel tutumu ve boris johnson'a zor anlar yaşatmış spikeri nedeniyle bbc'nin seçimden sonra ağır bir teste tabi tutulmakta olduğunu,

    - boris johnson'un kendi kabine üyelerini bbc'nin programlarına çıkma yasağı koyduğu ve izleyiclerin ödemek zorunda olduğu lisans harçlarını ödememeyi suç olmaktan çıkararak bir düzenleme yaparak bbc'nin gelirlerine darbe vurma planlarının medya kuruluşunu değişen teknoloji ortamında daha da belirsiz bir geleceğe ittiğini söylemiş.

    not: bizdekine ne kadar da benziyor: önce gazete ve derileri kapatıp sonra hal çaresine bakılması gibi.
  • brexit in iyi geleceği ülke bir iki yasal düzenleme göçmenlik falan filanla tüm iş gücü olayını hallederler, sıkıntıda olan ticari anlaşmalar yoksa başka dertleri yok , ispanyol şarabını 20 pounda değil 10 pounda içmek istiyorlar.

    brexit ten en karlı çıkabilecek ülkelerden biri türkiye ama işte başta bakkal olunca olmuyor.

    edit : bazı okuduğunu anlamayan angazlar sürekli msj attığından; şarap şu an 10£ brexit sonrası 20£ olacak sayın angaz ve elbette 10£ altına bir sürü var peki ya brexit sonrası?
  • ispanyol şarapları zaten 10 pound'u geçmez pek, 3-8gbp arasında.

    bu arada ucuzluk gıda kalite standartlarının düşüşünden gelebilir. abd'nin meşhur klorlu tavukları için "ya o kadar da kötü bir şey değil ya" muhabbeti dönmeye başladı bile: https://www.independent.co.uk/…-trump-a9255761.html

    brexit'in uk ekonomisine kazandırması beklenen en önemli şeylerden biri serbest ticaret bölgeleri. thatcher bunları denediğinde beklenenin çok altında bir performan görülmüş zira serbest ticaret bölgeleri yeni istihdam taratmak yerine mevcut istihdamın oraya taşınmasına sebep olmuş. biraz bizim teknokentlerin silikon vadisine rakip olmaktan ziyade gelir vergisi ödemeden kaçma aracına dönüşmesi gibi.

    bu arada boris johnson işçi partisini komple silmek ve birliğin yıkılmasını önlemek için kuzey'e gerekli paraları yatırabilir.

    yani boris johnson brexit'ten bağımsız olarak aslında tarihi bir fırsata sahip. değerlendirir mi? göreceğiz bakalım.
  • havası kötü, insanları soğuk denilse de hayallerimi süslemekten kendimi alıkoyamadigim bir ülkedir. ama hissediyorum elbet birgün londra'da doktor olarak yaşayacağım.
  • 31 ocak'ta avrupa birliğinden çıkacak olan ülke.*
  • havai fişek gösterisi için harcanan butce ile bir ülke kalkindirabilecek cici ülke.
  • ingiltereye gerek yok bir yilda sadece londrada atilan havai fiseklere harcanan paraya turkiyenin cari acigi kapanir o derece havai fisegin sevildigi bir ulkedir.
  • bugün oğlumu kreşe kayıt ettirirken, kapı komşumuzun ( yani yanımızdaki evin) de aynı anda kızlarını kaydettirmeye geldiğini adreslerimizi yazarken anladık ve ayak üstü çok aşırı sıcak olmayan bir tanışma gerçekleştirdik ve oradan ayrıldık.
    akşamüstü, posta kutumuzda çok sıcak bir hoş geldiniz kartpostalı gördük.
    özenle “new home celebration” kartı alınmış, zarflanmış ve giriş kapımızdaki posta kısmına bırakılmış.
    sonra dedik ki, evet evet iyi ki biz ingiltere’ye geldik!
  • iş başvurularım kabul olursa, 3-4 aya yerleşmiş olmayı planlıyoruz. dijital proje yönetimi, robotik otomasyon vs. gibi teknolojik konularda açık pozisyon bilen varsa dinlemek isterim.
    çok kuzeye gitmedikten sonra her yeri deneyebiliriz. londra takıntımız yok. çalışma izni derdimiz de yok bu arada, rahat rahat ilan vs. gönderebilirsiniz.

    yerim sizi. ingiltereyi değil, sizi.
  • okul öncesi eğitim sistemi hakkında 10-12 tane akademik makale okudum. sosyal medya içeriklerini yaladım yuttum. gov.uk uzantılı eğitime dair ne kadar içerik varsa artık hakimim. oturduğum bölgede 7 “outstanding” olarak derecelendirmiş okul var. okulların müfettiş raporlarının tamamını okudum. 3-4 tane de “good” olarak derecelendirilen okul var. onların da yakın tarihteki müfettiş raporlarını okudum. 6 okul gezdim. öğretmenlerle, memurlarla görüştüm. sınıfları gezdim. öğrencileri çok kısa bir süre de olsa, gözlemleyebildim.
    bunları neden mi yazdım? ben bu ülkeye oğlumun eğitimi için geldim. türkiye’de işi gücü yerinde, “tuzu kuru” sınıfındaydım. tüm bu değişikliğe, yeniden başlamaya değer mi, bilmek zorundaydım
    ben araştırdım, uğraştım sizlere de bir katkım olsun diye paylaşıyorum.

    sistemle ilgili yorumum; sıfır ayrıcalık, ırkçılığa sıfır tolerans. torpil, tanıdık vasıtasıyla devlet okullarında imtiyaz kazanmak imkansız.
    ülkenin hristiyan okulları, en yüksek müfettiş puanı alan okullar. hristiyan okulu dediysek, aklınıza imam hatip okulları gelmesin. bu okullar ülkenin zenginleri tarafından yüklü bağışların yapıldığı devlet okulları. imkanları diğer okullara göre çok daha fazla. spor, sanat, kültür... her konuda finans desteği alıyorlar. “ingiliz kilisemize sahip çıkalım, destek olalım”mantığı var gibi geldi bana.
    varlıklı ingilizlerin gözü gibi korumaya çalıştıkları
    ingiliz kiliseleri, yani “anglikanizm”ciler, ingiliz tarihine yaraşır şekilde, her durumve şartta yaptıkları gibi, “orta yolu bulan” bir ibadet şeklini benimsemiş, denebilir. katoliklik ve protestanlık arasında bir inanış düzeni üzerine kurulmuş. çok detaylı bilgi sahibi değilim ama araştıracağım, merak ettim. ilginç ve ilgi çekici buluyorum.

    çok iyi (outstanding) olarak derecelendirilen hristiyan okulları, özel okul seviyesinde fransızca ve ispanyolcanın öğretildiği okullar. “çalışmak en büyük ibadettir” mantığı güdüyorlar ve müfredatları diğer okullara göre daha ağır. bu sebeple de, ülke genelinde yapılan sınavlarda çok daha başarılılar. (eğitim sistemi ülke genelinde düzenlenen sınavlardaki başarı üzerine kurulu. bu kısmı bizim eğitim sistemine benziyor.)
    hristiyan okullarına başvurmak için, genelde okula bizzat gidip form doldurmanız gerekiyor. çünkü “council” sistemi üzerindeki yaptığınız başvuruda sorulmayan dini bilgilerinizi de değerlendirmeye tabi tutuyorlar. başvuru esnasında size detaylı bir şekilde kabul şartları anlatılıyor. kabul sonrasında tüm öğrencilerin eşit olduğu, bu konuda yasaların çocuk olmalarına rağmen! zorbalık yapan öğrencilere yaptırımları olduğundan bahsediliyor. mesela bizim inanmayan bir aile oluşumuzun hiçbir sorun olmadığını, oğlumuzun herhangi bir dini zorbalık yaşamasına müsaade edilmeyeceğini, bu konuda toleranslarının olmadığını, adeta “kan kırmızıdır, başka da bir renk olamaz.” katılığıyla anlattılar. okuyan bir ağabeyi ya da ablası olan tüm çocuklar, okul kaydını kolayca be öncelikli olarak yaptırabiliyor. engelli öğrenci kontejyanları var. bunun dışında, herhangi bir kilisede kaydı olan aileler, artı puan almış olarak değerlendiriliyor ve onlara da öncelik veriliyor. aslında bir puanlama gibi düşünebilirsiniz. her kriterden puan alınıyor ve toplam puana bakılıyor.
    60 kişilik kontenjanı olan kreş bölümünün ( genelde nursery ve primary aynı okulda) %50’sinin hristiyan olması hedefleniyor. genel toplamda her yaş grubunda %45 kız öğrenci mutlak suretle sağlanmalı şartı var. eğer 60 kişinin %45’i kız öğrenci olamıyorsa, hristiyan olma şartı kaldırılıp, kız öğrencilerin oranı arttırılıyor.
    her yıl 15 ocak tarihine kadar, bir sonraki yılın eylül dönemi için, velilerin başvurularını tamamlaması bekleniyor.
    nursery 3 yaşındaki çocukları kabul ediyor. ekim 20xx-1 / ağustos 20xx doğumlu çocuklar aynı dönemde okuyor. bir okula başvuru yapabilmek için, o okulun belirlediği “en uzak mesafe” kriterinin sağlanması şart. adres kanıtı isteniyor. genelde en uzak öğrencinin evi okula 2,5-3 mil uzak olabiliyor.
    nisan aylarında yerleştirme sonuçları açıklanıyor. çocuğunuzun yerleştirildiği okuldan memnun olmaz iseniz, 15 gün içinde okulu reddebilirsiniz ve istediğiniz okulun yedek listesine başvuru yapabilirsiniz.
    haziran ayında kesin yerleştirme sonuçları açıklanıyor ve çocuğunuzun eğitim göreceği okulu öğrenmiş oluyorsunuz.

    “council” aracılığıyla başvurulan devlet okullarını da bir başka entry’de anlatacağım.

    debe editi: ilginiz için teşekkür ederim. araştırılarak yazılmış entry’lerin de okunuyor olmasına sevindim. konuyla ilgili çok fazla mesaj aldım. mümkün olduğu kadar hızlı cevaplamaya çalışacağım.
hesabın var mı? giriş yap