şükela:  tümü | bugün
  • bizde trafik sağdan akar onlarda ise soldan, her işleri terstir bu heriflerin.
  • ingiltere'de tarihi ve doğal güzellikler korunurken, türkiye'de bunların tahribi için adeta and içilmiştir.
  • bizde, örneğin milliyet.com.tr'de bir haber içinde "4 yüz öğrenci" ifadesi yer almaktadır ancak ingiltere'de bu şekilde "4 hundred students" yazdıklarını sanmıyorum. çünkü bu kadar amatör ve salak olmak meziyet gerektirmektedir.
  • (bkz: hoşgörü)
  • ingiltere'de türkiye'ye nazaran çok daha kaliteli müzik yapılır.
  • fark değil, faklardır. milyonları bulabilir. sosyal farklardan bahsetmeyeceğim, çünkü bu konuda ingilizler öyle bir fark yaratmışlar ki biz türkler gerçekten insan sınıfına bile dahil değiliz. acı ama gerçek bu, hayvanlar gibi yaşıyoruz.

    benim en çok takıldığım şey ekonomi oldu. ingilizler işsizlerine maaş ve çocuk yardımı veriyorlar. verdikleri para kira, gıda, tiyatro, içki, eğlence, ıvır zıvır her şeyi karşılıyor. 6 ay içinde işsizine iş buluyor ve çalışmasını sağlıyor.
    kim olursa olsun, maddi durumu ne olursa olsun, herkes mortgage ile ev sahibi olabiliyor. hatta kiradan biraz daha ucuza geliyor taksitleri.
    benim aklımda ticari bir fikir var, ben iş yapmak istiyorum diye devletin kapısını çaldığında devlet hem maliyetini karşılıyor, hem eline plan tutuşturuyor. "bu planla hareket edersen başarısız olma ihtimalin yok" diyerekten.
    aklında iş planı olmayan, ille de ben paspasçı olacağım diyen olursa, asgari ücretle de evini arabanı alabiliyorsun.

    7-10 yaşında bir araba 350 pound'dan başlıyor. ben aldım, kullandım ve inanamadım. türkiye'de olsa aynı aracı 20 küsur binlere almak zorunda kalacaktım. belki de galerici kazığı yiyecektim ve kazalı arabaya kalacaktım. benzin ve mazot 1 pound. adamların asgari ücreti 1200 pound. türkiye'de asgari ücret 1300 lira olacak benzin 5 lira.

    insan gerçekten hayret ediyor. ne suçumuz, günahımız var? senin benim, nigel'dan, stella'dan neden farkımız var? onlar bizden daha iyi ne yaptılar ki bu şartlarda yaşamayı garantilediler? kafamda deli sorular.
  • ingilizin aksanı vardır.
  • 1. ingiltere’de şehirler insanlar için kurulmuş. insanlar neye ihtiyaç duyuyorlarsa onlar gözetilerek oluşturulmuş. türkiye’de ise şehirler ihtiyaçtan doğmuş; insan unsuru göz önünde bulundurulmadan şekillenmiş.

    2. ingiltere’de her semtin büyük bir parkı var. parklar da plaj gibi üstelik. londra deniz kenarı bir şehir olmamasına rağmen insanlar parklarda plajdaki gibi rahatlayabiliyor, saatlerce güneşlenebiliyor, uzanabiliyor, spor yapabiliyor, yemek yiyebiliyor, hatta sevişebiliyor. türkiye’de ise böyle parklar yok. var olan parklarda da buradaki gibi bir yaşam yok! parkta yaşam gayet resmidir. şöyle; ailecek gelinir, yenilir içilir, belki biraz top oynanır (voleybol yada futbol tercih edilir genelde) ve sonra eve gidilir. parkın keyif kısmı gözden kaçırılır. adeta bir görev bilinciyle parkta zaman geçirilir.

    3. parklardan devam edelim. türkiye’de bir kadının parkta tek başına üzerinde şortla çimlere uzanıp kitap okuması yada hiçbir şey yapmadan saatlerce vakit geçirmesi mümkün değildir. vakit geçirse bile etiketlenmemesi mümkün değildir. büyük olasılıkla “aranıyor, yollu..” vs etiketlerine maruz kalacaktır. ama ingiltere’de bir kadın üzerinde bikiniyle parkta güneşlenebilir, kimse ilgilenmez, hele hele hiç etiketlenmez.
    4. ingiltere’de hayat sokaklarda, türkiye’de evlerde, işyerlerinde…

    5. ingiltere’de insanlar özgür ve uçuk giyinir. moda olup olmamasının, birbirine uyup uymamasının bir önemi yoktur. herkes kendi modasını yaşar adeta. fakat türkiye’de insanların giyimlerinde moda belirleyicidir. giyim daha tekdüzedir. bu da türkiye’deki yaşamın tekdüzeliğine işaret ediyor.

    6. ingiltere’de taşra ve büyük şehirler arasında fiziksel büyüklük haricinde çok da bir fark yok. taşrada da pub, cafe, restoran gibi belli sosyal yaşam alanları mevcuttur. şehirleşmesi, altyapısı tamdır. yani taşra
    azgelişmişliğin veya geri kalmışlığın bir sembolü değildir. türkiye’de ise taşra gerikalmış ve az gelişmiştir.

    7. ingiltere’de bir şehri en kuzeyinden en güneyine, en doğusundan en batısına yürüyerek gezebilirsin. yeni oluşan semtler şehirle itinalı bir şekilde bütünleştirilmiştir. ama türkiye’nin çoğu şehrinde bu mümkün değildir. semtler birbirinden kopuktur. baştan sona şehri yürüyerek gezmek mümkün değildir.

    8. ingiltere’de bisiklet sportif aktivitenin yanında bir ulaşım aracıdır. türkiye’de bisiklet sportif faaliyetler için hobi niyetine kullanılır, gündelik yaşamda kullanılmaz. (istisnaları vardır muhakkak. ama burda mevzu genel.)

    9. ingiltere’de evlenmeden birlikte yaşamak normaldir. türkiye’de ahlak dışıdır. (tabi ki istisnaları vardır. dediğim gibi genelden bahsediliyor.)

    10. ingiltere’de evlilik dışı çocuk doğurmak da normaldir. türkiye’de değildir.

    11. ingiltere pahali bir ülkedir. türkiye görece çok daha ucuzdur.

    12. ingiltere’de müzecilikte çok ileridir. müze gezmenin keyfine varılır burada. türkiye’de müzecilik son yıllarda gelişmeye başlamıştır.

    13. ingiltere kendi tarihine sahip çıkmış bir ülkedir. kraliyet ailesinin hala var olması bunun önemli bir göstergesidir. ama türkiye yüzlerce yıllık tarihini bir çırpıda çöpe atıvermiş, tüm tarihine sünger çekmiştir.

    14. ingiltere’de siyasi iktidarlardan bağımsız işleyen bir sistem vardır. siyasi iktidarlar bu sistemin işleyişini sağlamak için seçilirler. türkiye’de ise işleyen bir sistem yoktur. her siyasi iktidar kendi sistemini işletebilmek için seçilmek ister. yaratılmak istenen sistem tamamen ideolojiktir.

    15. ingiltere’nin yemek kültürü çok zayıftır, tatmin etmez ve hint mutfağının etkisi altındadır. türkiye’nin yemek kültürü ise çok zengindir. yemekleri de çok lezzetlidir.

    16. türkiye’de 4 mevsim doyasıya yaşanır. ingiltere’de yaz teğet geçer. 3 mevsim yaşanır.

    17. ingiltere mimari açıdan tarihi dokusunu korumuştur, şehirleri de bu dokuya uygun olarak yapılaştırılmıştır. şehirleri birer mimari başarıdır. türkiye’de ise mimarinin geçmişle bağı kopmuştur. mimari türk müteahhitlerinin elindedir ki onların tek gözettiği de rant olmuştur.

    18. mimari demişken, türkiye’de şehirleşmenin yolunun büyük, çok katlı binalar yapmak olduğu zannedilir. ingiltere’de genel eğilim şehirlerin ruhuna uygun az katlı binalar inşa etmektir. (bendeniz bu noktada ingiliz müteahhıtlerin önünde saygıyla eğiliyorum ve burada müteahhitlerin neden rant peşinde koşmadıklarını düşünüyorum.)

    19. ingiltere’ye tatile gelen yada burada yaşayan araplar ingiltere’de el üstünde tutulur. türkiye’de ise araplar her şekilde küçümsenir.

    20. ingiltere’de mobilyacılık bir tasarım işidir. hatta mobilya tasarımını bir sanat olarak görenler bile vardır. mobilyalar klasiğe yakındır ve rahatlık ön plandadır. türkiye’de ise mobilyacılık bir ticaret sektörüdür. özgün değildir. sıradandır, tekdüzedir ve gösterişe yöneliktir.

    21. ingiltere’de insanların bazen bana irrite gelen (neden öyle hissettiğimin sebebini açıklamakta zorlanıyorum. sadece bir his olarak yarattığı duygu bu. ilerleyen zamanlarda üzerinde düşüneceğim biraz daha ) bir rahatlığı, umursamazlığı var. türkiye’de insanlar daha çekingen, daha standart ve sürekli izleniyormuş baskısı altında ölçülü davranmakta. ölçü ise erkekler için efendi olmak, kadınlar için hanım olmak.

    22. türkiye’de insanlar başkalarının kendileri hakkındaki düşüncelerine çok önem veriyorlar. tüm davranışlarının temel motivasyonu bu hatta. ama ingiltere’de insanlar ötekilerin düşüncelerine çok da önem vermiyorlar. kim ne olmak istiyorsa onu yaşıyor.

    23. ingiltere her anlamda çok kozmopolit; çok dilli, çok dinli, çok uluslu, çok renkli bir ülke. türkiye fena halde tekdüze.

    24. ingitere’de enteresan çiftler görmek mümkündür ki bu çiftler burada enterasan olarak görülmemektedir. (bir önceki cümlede yazarınızın doğma büyüme tipik bir türkiyeli olduğu gerçeğini görmüş bulundunuz.) örneğin; çekik gözlü bir uzak doğulu afrikalı bir siyahiyle yada iri yapılı, uzun boylu, kumral yakışıklı bir ingiliz erkeği ufacık tefecik bir asyalı kızla veyahut çok güzel bir kadın çok çirkin bir adamla gayet mutlu bir çift görüntüsü çizebilmektedir. türkiye’de ise böyle çiftler görmek mümkün değildir. ilişkilerde hala belirleyici olan “davul bile dengi dengine”, “huyu huyuna, suyu suyuna” dır.

    25. türkiye’de insanlar yaş aldıkça yüzlerine bıkkınlık, yorgunluk, hayal kırıklıkları, umutsuzluk, çökmekte. ingiltere’de ise insanlar yaşam karşısında bizim kadar ezik değiller. yaşadıkları birebir yüzlerine yansımamakta.

    26. türkiye’de insanlar gençliklerini yaşayamadan, kadınlar kadınlıklarını yaşayamadan yaşlanıveriyorlar. ingiltere’de gençlik de kadınlık da doya doya yaşanıyor.

    27. ingiltere’de deniz kenarı olmazsa da her şehirde kanal, dere, ırmak vs..adı ne olursa olsun bir su birinkitisi var. buraları halkı toplayan önemli yaşam alanları aynı zamanda. ama türkiye’de böyle bir şehirleşme modeli yok. hatta şehirlerde var olan dereler bile doldurulup bina yapılmış durumda. kuru kuruya yaşanıyor adeta.

    28. ingiltere’de gelişmiş ve çok eski bir metro sistemi var. türkiye’de metro sistemi oldukça yeni ve yeterli değil.

    29. ingiltere’de gizli bir gösteriş var. biraz kaliteye dayalı bir gösteriş. bilenin anlayabileceği cinsten. türkiye’de gösteriş ise çok daha aleni ve göze batan cinsten.

    30. ingiltere’de trafik ciddi bir sorun değil; türkiye’de ise trafik önemli bir problem.

    31. ingiltere’de kahve kurabiye ikilisi vazgeçilmezken, türkiye’de çay simit ikilisi…

    32. ingiltere’de beş çayı, türkiye’de sabah kahvesi adettendir.