şükela:  tümü | bugün soru sor
  • pound alın. şemsiye alın. kesme işareti kullanın.

    şehir belirtilse idi daha iyi yardımcı olurduk. ne diyelim.
  • hiçbir türk'e güvenmeyin koşulsuz şartsız. iyice araştırın, okuyun, dinleyin. hiçbir türk'e güvenmeyin. göçmenlerin çoğuna genel olarak mesafeli olun. ingilizler'in genel olarak kitabına uydurup sorumluluktan kaçma eğilimlerine dikkatli olun ve son olarak hiçbir türk'e koşulsuz şartsız güvenmeyin.
  • ali'yi bulun.
  • tersten akan trafiğe hazırlıklı olun
  • yakın zamanda ailemle ile birlikte yaşayacağım için *merakla beklediğim tavsiyelerdir.

    mesaj yolu ile tavsiye vermek isteyen olursa, kendi kriterlerimi iletebilir, karşılığında verilecek tavsiyeleri dinleyebilirim.
  • ingiliz kültürünün bir parçası olmak zordur. söyledikleriyle, aslında söylemek istedikleri genelde farklıdır. o yüzden kendinizi ortaya koymadan önce iyi gözlem yapın. şu linke bir göz atın. http://www.independent.co.uk/…erstand-a6730046.html. benim bunları çözmem bir yılımı almıştı. özellikle interesting'in negatif olduğunu anladığımda şok yaşamıştım.
    bulunduğunuz ortamda onların kültürüne uygunsuz davranışlar sergilerseniz kısa zamanda dışlanırsınız ve kendinizi yabancılarla takılırken bulursunuz.
    samimi olmadığınız insanlara kişisel sorular sormayın ve kişisel cevaplar vermeyin. hava, trafik ve politika rahatça konuşabileceğiniz güvenli alanlar. oralarda takılın.
    bir de pub önemli *. iş arkadaşlarınızla veya okul arkadaşlarınızla pub'a gidin. sosyalleşmenin ve samimileşmenin anahtarı pub'dır. bütün planlar pub'da yapılır.
    edit: öğrenince şok yaşadığım bir diğer ayrıntı: sözlü iletişim esnasında birinci isim kullanımı sorunu. belli bir samimiyeti aşmadan birinci isim kullanmıyorlar. bulunduğum ortam çok uluslu olduğu için bunu çok geç farketmiştim (-farkettirilmiştim) ve dumur olmuştum. ki ben biriyle konuşurken onun ismini kullanmanın kibarlık/önemseme göstergesi olduğunu düşünmüşümdür hep.
  • bir zamanların kutsal bilgi kaynağında bile doğru düzgün bir bilgi bulunmuyor bu konuda. ingiliz psikolojisine, inceliklerine gelmeden önce, ilk taşınanlar için gerekli bilgileri bilmek gerekir. anlatmaya çalışayım. aşağıda verdiğim bilgiler 2 kişi ve 1 bebekten oluşan bir aile için geçerlidir. ben 10 yıllık tecrübe ile tier 2 vizesi ile iş bularak geldim ama aşağıda yazacaklarımı kariyerinin başında olan ve bu nedenle daha tutumlu davranması gerekebilecek insanları düşünerek yazıyorum. bunun dışında çoğu insan ankara anlaşması ile iş kurarak geliyor, ancak bu yazdıklarım onlara da faydalı olacaktır.

    - ingiltere ile ilgili bir araştırma yaparken ilk olarak yaşayacağınız yerin posta kodunu öğrenin. bu her yerde karşınıza çıkacaktır. burada posta kodları türkiyedeki gibi mahalle mahalle değil, sadece posta kodunu kullanarak bir evin tam yerini bulabilirsiniz. posta kodları iki kısımdan oluşur cr0 4uz gibi. cr0 o bölgeyi (croydon), 4uz ise tam olarak yapının yerini (ikea) temsil eder. sadece ilk kısmı bilmek vergi, kira gibi şeyleri araştırırken size yetecektir. yada google maps ile yaşayacağınızı tahmin ettiğiniz yerden gözünüze bir yer kestirin ve bu yerin posta kodunu kullanın hesap yaparken.

    - ingilterede nerede yaşadağınız çok önemlidir. yaşam standartı olarak demiyorum, her yeri belli bir düzeyin üstünde (bkz: medeniyet), gelir-gider olarak diyorum. genel olarak güneye gittikçe hayat pahalılaşır, özellikle konut. kuzeyde 400 pounda bir ev kiralayabilirken, londra civarı ve güneyinde 1000 pounda bulabilirsiniz. londra yı sorarsanız, içinde kirada filan oturamazsınız, en iyi ihtimalle 30-45 dakika mesafede yaşayacaksınız (bkz: commuter)

    - olur da seçme şansınız olursa (genelde olmaz) londra dışında bir iş seçin. dediğim gibi işiniz londra'nın içinde olsa bile sizin londra da oturma şansınız yok. 35 kilometre mesafedeki evler bile aylık 1100-1200 pound kiradan başlıyor.

    -londra içinde bir iş bulduysanız, ulaşım ücretini hesaplayın. yaşayacağınız yer büyük ihtimalle merkeze 35 kilometre mesafede olacaktır. ama unutmayın bu ülkenin çok iyi bir ulaşım ağı var, her yere raylı sistemlerle ulaşabilirsiniz. londra'ya 50 kilometre mesafedeki bir kasabadan trenle 1 saatte işinize gidebilirsiniz. trenlerin hepsi hızlı ve dakiktir (grev yapmıyorlarsa). ancak trenler çok pahalı. verdiğim 1 saatlik tren yolculuğu sabah saatlerinde gidiş dönüş 40 pound tutuyor. aylık alırsanız 450 pound. tabii daha içeride bir yerde yaşarsanız bu ücret düşecektir. ama yine de ciddi bir miktar, bu nedenle bizdeki ulaşım ücretleri gibi düşünmeyin. ulaşıma ne kadar para gideceğini mutlaka kontrol edin (www.nationalrail.co.uk, tfl.gov.uk]

    -güneyde evler pahalı, ortalama 1000 pound olarak düşünebilirsiniz. zorlarsanız tabii daha ucuza da bulursunuz, ama ya ulaşımı zordur, ya ev çok eskidir, yada çok küçüktür. evler gerçi zaten normal olarak küçük, o yüzden çok bir şey beklemeyin. ev bakarken temelde iki tür ev var, house (bizdeki müstakil ev) ve flat/apartment (bizdeki normal katta daire). evlerin çok büyük bir kısmı house, ancak house da kendi içinde üçe ayrılıyor. detached, yani tümüyle müstakil amerikan evleri gibi, semi-detached, bir binanın ortadan bölünmesi ile, birbirine yapışık iki ev, terraced, birbirine yapışık sıra sıra evler. tahmin ederseniz ki en ucuz olanlar terraced olanlar. ancak bu terraced evler her ne kadar birbirine yapışık ve küçük olsa da, bağımsız bir bahçeye sahiptir. iki kat, altta küçük bir oturma odası, yemek odası+mutfak, üstte de iki oda ve banyo. arkada ise dar ama uzun bir bahçe, yanlardan yüksek çitler ile ayrılmış. standart bir ingilizin oturduğu ev budur, 3 odalı olanları da var ancak onlar daha pahalı. diğer bir seçenek ise apartman dairesi. yerine göre değişebilir, özellikle londra içindeki yüksek binaları bilmiyorum ama genelde bu apartmanlar da iki yada üç katlı oluyor. yani bizdeki gibi değil, içerisinde 8-10 daire olan iki katlı geniş bir bina düşünün. metrekare olarak bu terraced evler ile benzer olur, ancak tabii bahçesi bulunmaz. aynı paraya (1000 pound civarı) eski bir terraced ev yada yeni bir flat tutabilirsiniz. şuradan bakabilirsiniz www.rightmove.co.uk.

    -giderlerinizden birisi de council tax denilen yerel yönetim vergisi. bu ayda 100-150 pound gibi bir rakam tutacaktır www.mycounciltax.org.uk.

    -elektrik,su, internet.. ayda 100 pound kadar tutacaktır. ilk eve girdiğinizde, internet hariç bir başvuru yapmanız gerekmez. elektrik, su, doğalgaz zaten bağlı ve çalışıyordur. siz girdikten bir süre sonra, ilgili firmalar posta ile size ulaşır ve aboneliğinizi başlatır. tahmini bir kullanım üzerinden ücretlendirilirsiniz. bu normalden yüksek olabilir, sonra (6 ay - 1 yıl), sayaçı okuduklarında normale dönecektir, fazla aldıklarını da iade ederler. sayacı her ay okumazlar, bir kaç ayda bir sizin okuyup onlara bildirmenizi isteyebilirler. bildirmezseniz gelip kendileri de okuyacaklardır. ilk eve girdiğinizde sayaçları okuyup not etmeyi unutmayın.

    -mutfak giderleri pek bir şey tutmaz. et, sebze, meyve, diğer bir çok şey, türk parası ile bile daha ucuz. pound kazanınca doğal olarak hiç bir şey tutmuyor. ayda 500 pound ile rahat geçinebilirsiniz. kıyafet türkiyeden 1.5-2 kat gibi daha pahalı, ancak primark gibi yerlerde, benzer fiyatlara bulunabilir (primark = bizdeki lcw). dışarıda yemek çok pahalı, kişi başı en az 10-15 pound ödeyebilirsiniz. aynı şekilde sinema (12 pound), tiyatro, konser... yine pahalı bize göre. kısacası içerisinde hizmet olan her şey pahalı, geri kalan her şey ucuz. evinizde yer, her gün dışarı çıkmazsanız, gayet rahat geçinebilirsiniz. pound un ne kadar güçlü bir para olduğunu, buraya gelip, birçok şeyin 1 pound olduğunu görünce anlıyorsunuz. biz bebek nedeni ile zaten dışarıya çıkamayınca, burada aldığımız maaş ile gayet rahat para biriktirebildik.

    -mektup bu ülkede en geçerli haberleşme aracı. her şey bildiğimiz mektup ile hallediliyor (elektronik olanı değil, zarf, pul, ptt). ancak mektup servisleri gayet düzgün ve iyi çalışıyor.

    - araba sudan ucuz. 500 pounda bile alabilirsiniz. gerçi tabii daha gerçekçi olmak gerekirse, ortalama 2000 pound ile ikinci el, temiz bir araba bulunabilir. şuradan bakıp kendiniz de görebilirsiniz www.autotrader.co.uk. araç alım satımı ise çok kolay, satıcının yerinde hemen hallediyorsunuz, noter filan yok. ancak burada pahalı olan şey sigorta. 2000 poundluk arabanın sigortası için 1000 pound vermeniz gayet normal. sigorta bizdeki gibi, karşı tarafın masrafları için zorunlu, kasko yani sizin arabanızın masrafları için değil. ancak bakınca göreceksiniz kasko alsanız da almasanız da fiyat çok fark etmiyor. türkiye de hasarsızlık indiriminiz varsa onu bir ihtimal buraya taşıyabilirsiniz. ama dediğim gibi bir ihtimal, çok olası değil. bir de mot denilen araç kontrolleri var, onu da alırken kontrol etmek gerekiyor www.gov.uk/getting-an-mot. ancak zaten bizdeki gibi araçlar, çarık çürük değil, trafik düzenli olduğu için, kazası olan araba da çok fazla yok.

    - ehliyetiniz geldikten sonra 1 yıl geçerli. sonrasında sıfırdan ehliyete başvurmanız gerekiyor. ehliyete posta ile başvurduktan sonra, geçici ehliyetiniz geliyor. sonrasında istediğiniz bir zamanda teorik sınava giriyorsunuz. geçerseniz pratik sınavına. teorik değil de pratik için ders almakta fayda var. aslında trafik kuralları türkiye den farklı değil, ancak biz türkiye de kullanmaya kullanmaya o kuralları unutmuşuz. pratik sınavını üçüncü seferde geçebilen, yıllardır türkiye de araç kullanan arkadaşım var. soldan araç sürmeye alışmak düşündüğünüz kadar zor değil. araç da ters olduğu için bir iki haftada alışıyorsunuz. zaten kalabalık yollarda herkes soldan gittiği için takip etmek kolay oluyor. yol boşken dalıp ters yöne geçebilirsiniz belki. gelince özellikle modern dönel kavşaklarda (roundabout) araç nasıl kullanılır mutlaka öğrenin, yoksa ciddi kazaya sebep olabilirsiniz. kısaca sağdan gelene yol vereceksiniz, çok zor değil. kavşaklara yaklaşırken de dönüş için yere çizilen oklarla belirtilen, doğru şeritte durun, en sol şeritten, hatta orta şeritten, sağa dönmeye kalkmayın. bir de yaya geçitlerinde yayalara yol verin. temelde bunlar, zaten insanlar birbirlerine saygılı, size yol vereceklerdir. aslında dediğim gibi aynı kurallar bizde de var (tersi tabii, soldan gelene yol ver) ancak biz çok akıllı olduğumuz için uygulamıyoruz. kurallara uyarsanız göreceksiniz burada araç kullanmak, bir oyunu kolay seviyede oynamak gibi. ankara da her kullandığımda sinir sahibi olan ben burada araba kullanmaktan zevk almaya başladım. tabii tüm bunlar için gözlemlediğim şöyle bir kural da var. londra ya yaklaştıkça trafik türkiyeye benzemeye başlıyor, çok değil ama yine de şerit ihlali yapan, yol vermeyen insanlar görmeye başlıyorsunuz. o yüzden londra civarında dikkatli kullanın, gerçi türkiye den sonra sanıyorum size o bile çok düzenli gelecektir.

    - nı yani national insurance number çalışırken gerekli. yeni geliyorsanız zaten brp, yani oturum kartınızın üzerinde bu numara yazıyor olacaktır. ancak yazmıyorsa, yada dependent olarak geldiyseniz (eşinizin vizesi ile), işe başlarken bu numaraya başvurmanız gerekir. çalışmaya başlamanız için numarayı almanız gerekmez, iki ay içerisinde alsanız yeterli. ama bu numaranın olmaması yüksek vergi vermeniz anlamına geleceği için, başlar başlamaz başvurmanız en iyisi.

    - vergi diliminiz ilk geldiğinizde, emergency kodu ile, yüksek vergi diliminden görünüyor olabilir. hmrc yani vergi işleri ile uğraşan kurum ile ve çalıştığınız firmanın insan kaynakları ile görüşüp düzelttirebilirsiniz. 0t kodunda iseniz, yıllık vergi alınmayan personal allowance'dan yararlanmıyor, yani yüksek vergi veriyorsunuz demektir. 1150l normalde olmanız gereken. aradaki vergi farkı ise gayet ciddi. tax code unuz payslip, bordro'nuzda yazacaktır. bunu mutlaka düzelttirin. ancak fazla ödediğiniz için endişe etmeyin, paranızı mutlaka geri ödeyeceklerdir. www.gov.uk/tax-codes

    - ülkemizin de aralarında bulunduğu, seçkin ülkeler grubundan bir ülke vatandaşı iseniz, ilk geldiğinizde 7 gün içerisinde polise kayıt yaptırmanız gerekmekte. yaşadığınız bölgeye göre ilgili birime gitmeniz gerekiyor. londra için bunu yapan bir birim var, ve randevu almadan gitmeniz mümkün değil. randevu da 1-2 hafta sonrasına. peki nasıl 7 gün içerisinde yapacaksınız? doğru tahmin ettiniz yapmayacaksınız. bizim bulunduğumuz sussex bölgesi için kayıt brighton da yapılıyor. yalnız hatırlatayım polis (özellikle londra dışında) türkiye deki polis değil. insan gibi davranılmaya hazır olun, ilk başta terslenmeyince filan garipseyeceksiniz. ben ilk bulunduğum kasabadaki yerel polise gittim. kayıdı orada yapamayacaklarını söyleyip, çok özür dilediler, sonra da araştırıp, orayı burayı arayıp, gitmem gereken yeri buldular, tekrar beklettikleri için özür dileyerek (bir daha diyorum bunlar karakolda oluyor). yaşadığım yerde göçmen neredeyse hiç olmadığından onlar da bu konuda tecrübesizlerdi. sonrasında, telefonunu verdikleri brighton daki polis merkezini aradım, telefon üzerinden anlaşamayınca e-mail ile yazışmaya başladık. bir ay sonrasına randevu verebileceklerini, ama istersem iki ay sonrasında onların da benim bulunduğum yere gelebileceğini söylediler (tura çıkıyorlarmış kolaylık olsun diye). 7 gün korkusundan, gidebileceğimi söyledim. randevu yaklaşınca ise işim çıktı ve yine mailleşerek randevuyu 1 ay sonrasına ertelettim. sonuçta 2 ay sonra gittiğimde, 15 dakikada kaydı hallettiler. ingiltereye geldiğimiz için hoş geldin diyerek. yaşadığımız yerde mutlu olup olmadığımızı, bir sıkıntımız olup olmadığını sorarak. bir tek çay ikram etmediler. dediğim gibi olanlardan dolayı hala şoktayım, bana su verdi şeklinde. ama dediğim gibi bu kadarını londra da beklemeyin, orası kalabalık nedeni ile daha farklı. tabii yine de ingiliz polisinin bu kibar tavrı dünyaca da ünlüdür, o yüzden çok da şaşırmayın. ailemde bir çok polis var, o nedenle yakından bilirim, ne yazık ki türkiye de halk polis ile uyumlu, yani tek suçlu polis diye düşünmeyin, o da bu halktan çıkıyor sonuçta.

    daha aslında yazacak çok şey var ama zamanım kalmadı. buraya eklemeye devam edeceğim. ayrıca, ayrı bir girdi olarak tier2 vize sürecini de anlatmaya çalışacağım.

    son olarak şunu söyleyeyim, maaşlar bu ülkede yıllık, brüt olarak konuşulur. bunu şu siteye girip aylık nete çevirin. güneyde yaşıyorsanız kira, ulaşım, giderler gibi şeylerden sonra yeme içme, yaşama için elinizde yaklaşık 800-1000 pound kalması sizi rahat ettirecektir. bu da en az 30000 pound gibi bir maaş demek oluyor. yani ayda yaklaşık net 2000 pound. böyle bir durumda, bulacağınız evin 700 pound civarında olması sizi rahatlatacaktır. ulaşım masrafınız varsa, unutmayın londra için london allowance denilen bir kavram vardır. yani şirketler londra da çalışacaksanız size 3000 pound gibi yıllık fazladan bir miktar ödeyebilirler. gerçi bunu genelde devlet kurumları, üniversiteler ayrıca belirtir, şirketler zaten verdikleri rakama bunu eklemiş olurlar. yine de bunu, yada en azından ulaşım giderlerini sormayı unutmayın. londra dışında çalışacaksanız zaten evi yakın tutup işe yürüyerek gidin gelin. bir de unutmayın türkiye gibi vize ile eleman getirmesi çok zor bir ülkeden sizi getirmek istiyorlarsa mutlaka sizde gördükleri bir şey vardır. o yüzden çok olmasa da biraz pazarlık şansınız var.
  • yakın zamanda gidip şimdilik 1 yıllığına , becerebilirsem daha uzun süre ile yapmak istediğim eylem.

    sormak istediklerim;
    -ufak çaplı işlerle ilgili bilgi
    -ufak çaplı kiralarla ilgili bilgi
    -ufak çaplı bir yaşam tarzı için gerekli bilgi

    tecrübe sahipleri yeşillendirme yapabilir.
    şehir:brighton
    tarih:ocak 2019
    yöntem: dil kursu