şükela:  tümü | bugün
  • singapur'da raffles the plaza'nin altinda yeni acilan, gun icerisinde sirasiyla lounge, bar ve club oldugunu idda eden mekan.

    kapiya koyduklari kirmizi hali, uzerindeki insanlari-siraya-sokma-direkcikleri ve can sikintisindan olmesinden korktugumuz ince uzun cinli hanimdan anlasiliyor ki beklentiler cok yuksek. "singapur'un guzel insanlari buraya gelecek, kapida onlarca kisilik siralar olacakve anca begendiklerimizi alacagiz, yuzbinlerce dolarlik arabasinin anahtarini valelere sekerleme atarmiscasina atanlar siradakilerin hayran bakislari arasinda iceri girecekler" gibisinden hayaller var. ve gercekten hedef kitleyi tanimlayacak olan zenginlik, modernlik ve rahatlik dekorda yakalanmis. koyu kirmizi deri koltuklar, yerden isiklandirmali vip kismi, ve yatak maceralarina isinma hareketlerini yapmak icin fazla goz onunde olmayan oturma bolgesi istenilen havayi yaratiyor.

    ote yandan ink'in kapisi otelin ana girisinin yaninda, disariya acilmasi hic bir zaman dusunulmemis bir yerde; cok kuvvetli bir "sonradan akla gelmis" hissi veriyor. dolayisiyla giriste olmasi beklenen etkileyici goruntu daha dogmadan sakat kaliyor. ayrica calisanlarin bir kisminin ust tabakalara hizmet eden barlarda pek tecrubesi yok. garsonlari yoneten hanimin da bundan onceki isyeri orta halin biraz ustunde, canli muzik olan bir turist bari. son olarak da barin biraz ufak gozuktugunu soylemek gerek. ama tabi bar bosken ve doluyken birkac icki ismarlamadan hakkinda duzgun bir yorum yapmak zor.

    arkasi kuvvetli oldugunu icin en azindan lounge ve bar olarak guzel bir mekan olacaga benziyor. club olarak ne derece basarili olur, ve de kurucularinin "singapur'un birkac elit mekanindan biri" hayaline ulasabilir mi bilmiyorum.
  • dokuzuncu nesil çaylak.
  • spin'in yönetmeni jamin winans'ın ikinci tam metraj çalışması olan filmin adı. ilkinden haberim bile yoktu aslında. fazla bilgim yok zaten rastladım rastgele rast diye, bir iki festivalde boy göstermiş sanırım şimdilik ve 9 temmuz'da nyc'de premier'i yapılacakmış. sürreal altmetinlerin bulunduğu, hafif aronofsky tandansında, dijital kameranın nimetlerinin sonuna kadar kullanıldığı bir bağımsız film gibi geldi bana trailer'lardan ama görmeden bir şey dememek lazım.

    yine de fikir olması babında resmi sinopsisi vermek lazım:
    "as the light fades and the city goes to sleep, two forces emerge. they are invisible except for the power they exert over us in our sleep. these two groups battle for our souls in our dreams. through good dreams one force supports our hopes and gives us strength. through nightmares the other force leads us toward desperation.
    in this high-concept visual thriller, part it's a wonderful life and sin city, john and his daughter emma are thrust into a fantastical dreamworld battle between good and evil where the most precious elements - love, loss and redemption - are at stake."

    http://www.imdb.com/title/tt1071804/
  • yönetmenin gizem olayını abarttığı filmdir. hikayeyi önden verip, seyirciyi aksiyona boğmak yerine anlamsız bir takım olaylara mana bulmaya kastırıp, filmi sonuna kadar izletmiştir. böylesi güzel bir konuda tek sinir bozan şey tiplerdir.

    --- spoiler ---

    yönetmene sormak isterdim; ink'in yüzünü böyle abartmanın manası ne? lotr izlemedin deme bana, orada smeagol değişime uğrarken yüz hatları nasıl değişti görmedin mi? hiç mi bakıp ders almadın? bu nasıl evrim arkadaşım? karabasanların tiplerine girmek bile istemiyorum.

    --- spoiler ---
  • aksiyon, bilim kurgu ve korkuyu bir arada veriyor bu film. dijital çağın nimetlerinden faydalansa da düşük bütçeli olduğu belli olduğundan bir matrix ya da bir district 9 havası veremiyor.

    filmi iki farklı kez izlemeye çalıştım. ikisi de geceydi ve başındaki birkaç sahne yüzünden oldukça ürktüm; fakat üçüncü kez izlemeye çalışımda, iki sefer de bıraktığım aynı sahneden biraz ileriye gidince korku namına bir öğe barındırmadığını anladım. film ne aksiyon, ne bilim kurgu, ne de korku hususlarında sizi doyuma ulaştırmayacaktır; ama

    --- spoiler ---

    sürprizli ve tatlı bir sonu var.

    --- spoiler ---

    cidden çok şey beklemeyin, izleyin, filmi seveceksiniz. hatta yaftalamak gerekirse basit ama doyurucu; izlediğinize değiyor.
  • the fountain 'e biraz doğaüstülük katılmış, bütçesi azaltılmış ve güzel bir film çıkmış ortaya.

    tam anlamıyla 7.5/10 luk film.

    --- spoiler ---

    ink'in kendisiyle yüzleşmesi, pathfinder'ın koşuşu, kısacası sadece son sahneleri için dahi olsa izlenebilecek film.

    one, two, dont die .

    --- spoiler ---
  • uluslararası af örgütünün hazırladığı amacı niyeti belli vurucu kısa animasyon.

    your signature is more powerful than you think.
  • buyuk beklentiler ile izlenmedigi takdirde guzel vakit gecirten fantastik bir film. agir bir tempoda gitse de kendisini sonuna kadar izletmeyi de bir $ekilde ba$ariyor. demek ki neymi$? du$uk butce ile de iyi i$ler cikabiliyormu$ ortaya. kurgu saglam, diyaloglar etkileyici, agir gecse de, zaman zaman tempo da yukseliyor. bir de bunlar yetmezmi$ gibi ustune az biraz dram bile var. daha ne olsun? izlenir tabi ki.

    --- spoiler ---

    jacob adli kor karakterin, kizin babasi icin ufak bir kaza hazirladigi (1,2,3,4 ritmiyle tabi:) anlarda gecen diyalog harikaydi;

    hepsi birer reaksiyon!
    bir olay sonraki olayın sebebi oluyor.
    bir adamın zayıf noktası varsa, kusurludur.
    bu kusur da onu suca goturur.
    suc da utanca goturur.
    onurundan ve gururundan taviz verdiği bir utanca.
    onur ba$arisiz olursa,
    umutsuzluk galip gelir ve hepsi adamın yıkımına neden olur.
    bu da onun kaderi olur.

    --- spoiler ---
  • düş ile kabusun savaşını anlatan film. hani korkulası masallar vardır ya küçük kız çocukları için. aynı öyle bir film. izlerken masal gibi gelen, çocukluğunuzdaki kabusları ya da düşleri anımsatan bir yandan da merak uyandıran bir film. kabul ediyorum gerçekten müthiş aksiyon sahneleri, olağanüstü zor çekim teknikleri ve kusursuz bir senaryoya sahip değil. klişeler de var kuşkusuz. ama içinde barındırdığı ufak tefek şeylerle gülümseten bir film ya.