1. "şüphesiz biz allah'tan geldik ve o'na döneceğiz."
    arapca.
    genellikle bir kişinin ölüm haberini aldıktan sonra kullanılır
  2. ölenlerin ardından söylenir. (bkz: bakara suresi) 156. ayet
  3. ifadenin geçtiği ayetin (bakara 156) tam metni ise şöyledir:
    onlar ki; kendilerine bir musibet isabet ettiği zaman; "biz muhakkak ki allah içiniz (allah için yaratıldık) ve muhakkak o'na döneceğiz" derler.
  4. ölüm haberi sizi yakaladığı ilk andaki sabır cümlesidir. ağlarken yakarma, fazlasıyla sızlanıp, dövünmekten ve bünyenizi saran isyandan sıyrılarak allah'a sığınıp, sabır etmektir. çünkü her şeyin nihai sonucu ona ermektedir...

    (bkz: ölüm)
    (bkz: sabır)
  5. en etkili, en teselli edici taziye cümlesidir...
  6. tasavvuf yolunda çok zaman alan bir basamağın* en zor kavranan kısmıdır.
  7. diğer bir deyişle istirca.

    musibet zamanında `inna lillahi ve inna ileyhi raciun` demektir. elbette ki bu sadece dille değil kalple de olmalıdır.

    mümin nasıl ki karşılıksız olarak nimetlendirilmektedir işte bazı zamanlar da belalara giriftar olabilir. bu durumda asi olmak yerine, bunda da rabbimin bir hikmeti var, şu ana kadar aldığım nimetler uğradığım belalardan muhakkak ki daha çoktur, 'veren de o'dur alan da' inancını taşımalıdır. işte bu güzel inanç insana hem teselli olur hem de güzel inancına delalet eder.

    `imam rabbani hazretleri` `mektubât-i rabbâni`de buyurmuştur ki:
    güzel olan mevla'nın, her işi son derece güzeldir.

    `marifetname` sahibi ibrahim hakkı erzurumi (k.s.) hazretlerinin şu kıtası ne kadar güzeldir:

    hakkın olucak işler
    boştur gam-u teşvişler.
    ol hikmetini işler,
    mevla görelim neyler,
    neylerse güzel eyler.

    müslümanların annesi `ümmü seleme` (r.a.) :
    - seleme'nin babası (eşim) vefat edince rasulullah'ın (s.a.v.) bana emrettiği gibi dedim. allah-u tealâ'da (hz.)bana, kocamın yerine ondan daha hayırlı olan rasulullah'ı (s.a.v.) nasip etti ( beni ona aile etti) buyurdu.

    hz. aişe'den (r.a.) rivayetle;

    - bir kere rasulullah'ın (s.a.v.) baş parmağına diken batmıştı, istirca edip parmağını silerek geldi. ben de onun istircasını duyup yanına gittim. az bir şey olduğunu görünce güldüm ve:
    - ya rasulullah! anam, babam sana feda olsun, bütün bu istirca'ların, bu dikenden sebep miydi? dedim. bunun üzerine rasulullah (s.a.v.) tebessüm etti, sonra omuzuma vurarak :

    - ey aişe! şüphesiz allah-u teala isterse küçüğü büyük yapar, isterse büyüğü de küçük yapar, buyurdu.

inna lillah ve inna ileyhi raciun hakkında bilgi verin